www.hz-muhammed.net Homepage
   
- Sadece  ve Sadece Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hakkında Konu Paylaşılmasına İzin Verilecektir.
- Kul Hakkını ve Telif Yasasını İhlal Edici İçerik Eklenmesi Yasaktır.
KUTLU DOĞUM AYI GELDİ.
Şimdi SLAVAT ve HATİM lerimizle; PEYGAMBER EFENDİMİZ'e VEFA ZAMANI
  2009 (Okunan) 2010 (Okunan)   2011 (Hedef) 2011 (Okunan) 2011 (Kalan)
Salavat 1.268.640 1.247.200   1.000.000 80.000  
Hatim 4 Hatim 6 Hatim   5 1. Hatim  
2011 Yılı Kutlu Doğum Ayı HATİM Kampanyamıza Katılır mısınız ?

2011 Yılı Kutlu Doğum Ayı SALAVAT Kampanyamıza Katılır mısınız ?

Forum Home Forum Home > EFENDİMİZ HZ.MUHAMMED (S.A.V) > Efendimiz Hz. Muhammed'in Mucizeleri
  New Posts New Posts RSS Feed - Hasta ve Yaralılarla İlgili Mucizeler
  FAQ FAQ  Forum Search   Register Register  Login Login

Hasta ve Yaralılarla İlgili Mucizeler

 Post Reply Post Reply
Author
Message
AFFEYLE_ALLAHIM View Drop Down
Yönetici
Yönetici


Joined: Ağustos 08 2006
Location: Elazığ
Status: Offline
Points: 649
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Quote AFFEYLE_ALLAHIM Quote  Post ReplyReply Direct Link To This Post Topic: Hasta ve Yaralılarla İlgili Mucizeler
    Posted: Eylül 01 2006 at 21:27
Hasta ve yaralıların, Peygamber Efendimizin eli veya nefesiyle birden şifa bulması, çok sık görülmüş olan mucizelerdendir. Çünkü hemen hepsi, bereket mucizeleri gibi ihtiyaç zamanında gerçekleşmiş ve bir çok insan tarafından görülmüştür.
  Şimdi, bütün âlemlere rahmet olarak gönderilen o yüce peygamberin bu mucizelerini seyredelim.
  Allah tarafından henüz dünyada iken Cennetle müjdelenen on kişiden (aşere-i mübeşşere'den) biri olan İslâm ordusu başkumandanı Hazreti Sa'd bin Ebu Vakkas anlatıyor:
  "Uhud Harbinde, Peygamber Efendimizle birlikteydik. Peygamberimiz, o gün yayı kırılıncaya kadar müşriklere ok attı. Daha sonra ise oklarını bana verdi ve: "At!." dedi.
  Verdiği okların arkasında, onların uçmasına yarayan tüyler bulunmuyordu. Ama yine de: "At!." diye emrediyordu. Ben de atıyordum. Bütün attıklarım, kanatlı oklar gibi uçuyor ve düşman askerlerinin vücuduna yerleşiyordu, (saplanıyordu)
  O sırada Hazreti Katâde'nin gözüne bir ok isabet etti ve gözünü çıkarıp göz yuvasından aşağıya (yanağına) indirdi. Efendimiz, hemen onun yanına gitti ve Katade'nin çıkan gözünü, mübarek ve şifalı elleriyle göz yuvasına yerleştirdi. Katâde'nin çıkan gözü, hiç birşey olmamış gibi şifa bulurken, öbür gözünden de daha güzel bir hâle geldi."
  Katâde, o gözüyle yaşadığı sürece şeref duymuş ve bu hadise, sahabiler arasında dilden dile dolaşmıştır.

* * *

  Peygamber Efendimizin Hayber Savaşındaki bayraktarı (sancak taşıyıcısı) olan Hazreti Ali'nin gözleri çok ağrıyordu. Peygamberimiz, mübarek ağzının suyunu onun gözüne sürdüğü an, gözleri iyileşti ve hiç birşeyi kalmadı.
  Hazreti Ali, ertesi gün yapılan savaşta, Hayber Kalesinin son derece ağır olan demir kapısını bir mucize eseri olarak yerinden sökmüş ve bir kalkan gibi eline alarak Hayber Kalesini fethetmiştir.
  Kalenin fethi sırasında Hazreti Seleme'nin bir ayağı kılınçla yarılmıştı. Peygamberimiz, o yaraya nefesini verince, yara birden şifa buldu.

* * *

  Osman bin Huneyf anlatıyor:
  "Peygamber Efendimizin yanına bir âmâ (kör) geldi ve gözlerinin açılması için kendisinden dua istedi. Efendimiz, ona şunları söyledi:
  — Git abdest al, sonra iki rekat namaz kıl ve şöyle dua et: "Ya Rabbî. Rahmet Peygamberi olan Hazreti Muhammedi şefaatçi ederek sana yöneliyor ve senden istiyorum. Ya Resulallah!. Seni şefaatçi ederek Rabbime yöneliyorum ki, gözlerimi yeniden açsın. Allahım! O'nun benim hakkımdaki şefaatini kabul eyle!"
  O kör adam gitti, denilenleri yaptı, gözlerinin açıldığına ve gördüğüne şahit olduk."

* * *

  İmâm-ı Celil anlatıyor:
  "Bedir Harbinin ondört şehidinden biri olan Hazreti Muavviz, Ebucehil ile döğüşürken; Ebucehil onun elini kılınçla keserek koparttı. Hazreti Muavviz, kopan elini diğer eliyle tutarak Peygamberimizin yanına koştu. Efendimiz, o eli yerine koyduktan sonra, mübarek tükürüğünü oraya sürdü. Muavviz, hiç birşey olmamış gibi şifa buldu ve şehit oluncaya kadar harp etti."
  İmâm-ı Celil, o sırada cereyan eden bir başka hadiseyi de şöyle anlatıyor:
  "Aynı harpte, Hazreti Hubeyd'in omuzuna isabet eden bir kılınç, sanki vücudunun üst kısmını iki parçaya ayırmıştı. Dehşetli bir yaraydı. Peygamber Efendimiz, onun yarılan kol kısmını omuzuna eliyle yapıştırdıktan sonra, mübarek nefesini oraya üfledi. Hubeyd'in vücudu, hiç birşey olmamış gibi şifa buldu."

* * *

  Hendek savaşında, Ali ibn-ül Hakem'in ayağı, bir Allah düşmanının darbesiyle kırılmıştı. Peygamberimiz, mübarek elini, bir at üzerinde getirilen yaralının kırık yerine sürdü. Ayak o kadar çabuk iyileşti ki, bu sahabinin attan inmesine bile gerek kalmadı.

* * *

  İmam-ı Beyhâki haber veriyor:
  "Hazreti Ali, gayet hasta idi ve ızdırabından (duyduğu şiddetli acıdan) dolayı inleyerek kendi kendine dua ediyordu. Peygamber Efendimiz yanına geldi ve:
  — Allahım!. Ona şifa ver, dedikten sonra, ayağıyla ona dokunarak kalkmasını söyledi.
  Hazreti Ali, birden şifa bularak ayağa kalktı. Ve daha sonraki yıllarda şöyle dedi:
  — Ondan sonra o hastalığı hiç görmedim."

* * *

  Şürehbile el-Cûfî adlı bir sahabi, ovucunda bulunan bir ur (büyük şişlik) sebebiyle ne kılınç kullanabiliyor, ne de atının dizginini tutabiliyordu. Peygamberimiz, o uru elleriyle ovduğunda, ondan hiç bir eser kalmadı.
  Efendimiz, mübarek elini Ömer bin Sad'ın başına koyup dua etmişti. Bu sahabi, seksen yaşında vefat ettiği zaman, başında tek bir beyaz saç bile bulunmuyordu.

* * *

  Peygamberimiz, Hazreti Kays'ın başına elini koymuş ve onun saçlarını sıvazlayarak dua etmişti. Hazreti Kays, yüz yaşına girdiğinde bütün saçları bembeyazdı. Ama Efendimizin dokunduğu kısım, simsiyah olarak kalmıştı.

* * *

  Abrurrahman bin Zeyd, hem ufak tefek, hem de çirkindi. Peygamber Efendimiz onun başını sıvazlayıp dua ettikten sonra, vücudu ve yüzü çok güzel bir hâle geldi.

* * *

  Huneyn Savaşında, Aiz bin Amr'ın yüzü yaralanmıştı. Peygamberimiz, mübarek elleriyle onun yüzündeki kanı sildiğinde, elinin değdiği kısımlar parıl parıl parlamaya başladı. Sahabiler bu parlaklığı, siyah Arap atlarının alınlarında bulunan beyazlıklara benzetiyordu.

* * *

  Efendimiz, Hazreti Katâde'ye dua ederken, mübarek ellerini onun yüzüne sürmüştü. O günden sonra Katâde'nin yüzü, bir ayna gibi parlamaya başladı.
  Peygamber Efendimiz abdest alırken, yanına gelen (üvey kızı) Zeynep'in yüzüne abdest suyundan atarak onunla şakalaşmıştı. Zeynep büyüdüğünde, bütün akranlarından daha fazla bir yüz güzelliğine sahip oldu.

* * *

  İbni Ebu Şeybe haber veriyor:
  "Bir kadın, çocuğuyla beraber Peygamberimizin yanına gelerek ondan dua istedi. Çocuk, konuşamıyordu ve geri zekâlıydı. Efendimiz, bir su ile ağzını çalkaladı, elini yıkadı ve o suyu kadına vererek oğluna içirmesini söyledi. Suyu içtikten sonra, çocuğun hiç bir hastalığı kalmadı. Üstelik de bir çok akıllı insandan daha üstün hâle geldi."

* * *

  İbni Abbas anlatıyor:
  "Peygamberimize, mecnun (akıl hastası) bir çocuk getirildi. Efendimiz, mübarek elini onun göğsüne koyunca, çocuk birden istifra etti (kustu) ve içinden küçük hıyar (salatalık) gibi bir şey çıktı, şifa bulup gitti."
  İmamı Beyhaki ve Nesaî, haber veriyorlar ki: "Muhammed adlı bir çocuğun koluna bir tencere kaynar su dökülmüş ve bütün kolunu haşlamıştı. Efendimiz, elleriyle dokunup mübarek tükürüğünü sürdüğünde, çocuğun kolu dakikasında şifa bularak iyileşti.
  Peygamberimiz, dilsiz bir çocuğa sordu:
  "Ben kimim?"
  O ana kadar hiç konuşamamış olan çocuk: "Sen Allah Resulüsün" diye cevap verdikten sonra konuşmaya başladı.

* * *

  Meşhur bir sahabi olan Yemâme'yi, doğduğu zaman Peygamberimizin yanına getirmişlerdi. Efendimiz ona baktığında, bebek:
"Sen Allah Resulüsün" dedi ve ondan sonra da büyüyünceye kadar hiç konuşmadı.
  Peygamberimiz, Yemâme'nin bebek yaştaki konuşması karşısında "barekallah" (Allah hayırlı etsin, hayırlı olsun) dediği için, bu sahabi daha sonraları Mübarekü'l -Yemâme (Hayırlı Yemâme) adıyla anılır olmuştur.

* * *

  Yukarıdaki mucizelerden de anlaşılacağı gibi, Efendimizin mübarek eli, Lokman Hekim'in bir eczanesi gibi, tükürüğü Hazreti Hızır'ın âb-ı Hayat (hayat suyu) çeşmesi gibi ve nefesi, Hazreti İsa Aleyhisselam'ın nefesi gibi şifa vericidir.
  Kırk sene boyunca, yatsı abdesti ile sabah namazını kılan (yani hiç uyumayarak sabaha kadar ibâdet eden) Ebu Abdurrahman Hazretleri, Efendimize ne kadar hasta başvurmussa, hepsinin de Allah'ın izniyle şifa bulduğunu söylemiştir.
  Belirtmiş olduğumuz bu türdeki mucizeler, sayısız hâdiseden sadece birkaç tanesidir. Çünkü her gelenin şifa bulduğu Efendimize, binlerce insanın başvurması kaçınılmazdır.

Dikkat!!!Forumda Konu Kirliliği olmaması için;ekleyeceğiniz yeni konunun forumda ilgili kategori altına eklediğinizden lütfen emin olunuz.
Back to Top
 Post Reply Post Reply
  Share Topic   

Forum Jump Forum Permissions View Drop Down

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.17
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.