www.hz-muhammed.net Homepage
   
- Sadece  ve Sadece Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hakkında Konu Paylaşılmasına İzin Verilecektir.
- Kul Hakkını ve Telif Yasasını İhlal Edici İçerik Eklenmesi Yasaktır.
KUTLU DOĞUM AYI GELDİ.
Şimdi SLAVAT ve HATİM lerimizle; PEYGAMBER EFENDİMİZ'e VEFA ZAMANI
  2009 (Okunan) 2010 (Okunan)   2011 (Hedef) 2011 (Okunan) 2011 (Kalan)
Salavat 1.268.640 1.247.200   1.000.000 80.000  
Hatim 4 Hatim 6 Hatim   5 1. Hatim  
2011 Yılı Kutlu Doğum Ayı HATİM Kampanyamıza Katılır mısınız ?

2011 Yılı Kutlu Doğum Ayı SALAVAT Kampanyamıza Katılır mısınız ?

Forum Home Forum Home > EFENDİMİZ HZ.MUHAMMED HAKKINDA KAYNAKLAR > YAZILI KAYNAKLAR > Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.v) İle İlgili Şiirler
  New Posts New Posts RSS Feed - HZ. MUHAMMED'E (SAV) SESLENİŞ
  FAQ FAQ  Forum Search   Register Register  Login Login

HZ. MUHAMMED'E (SAV) SESLENİŞ

 Post Reply Post Reply
Author
Message
ESRA_06 View Drop Down
Yeni Üye
Yeni Üye


Joined: Şubat 20 2007
Location: Ankara
Status: Offline
Points: 2
Post Options Post Options   Thanks (0) Thanks(0)   Quote ESRA_06 Quote  Post ReplyReply Direct Link To This Post Topic: HZ. MUHAMMED'E (SAV) SESLENİŞ
    Posted: Şubat 20 2007 at 07:42
         Bir sehar vakti uyandım.Yine gam yine kedere dalmış her yer Efendim.
         Yine efkar yine ah u zar almış cihanı.Bir velvele ki,sorma Efendim.
         Yine hasret,yine gurbet almış her yanı.
         Bütün aşklar,sevgi ve muhabbetler,bütün dertler kıyama kalkmış.
         Sana hasret,sana müştak,sana tutkun gönüller kıyama kalkmış.
         Bir seher uyandım Efendim,sana meczub aşıklar kıyama kalkmış.
         Her varlık ah u zara durmuş,laleler,sümbüller,güller kıyama kalkmış.
         Kıyam etmiş bülbüller,zikre durmuş gönüller.
         Bir seher uyandım Efendim,bülbüle kulak verdim;
         Geçmiş günleri,sevda ve aşkları yad ediyordu.
         Sana yazılan na'tları,bestelenen şiirleri hikaye ediyordu.
         Ötüyordu dertli dertli.Yine hicran,yine giryan,yine hazan,yine hüsrandı
         Kah ağlıyor,kah inliyor,kah susuyordu yine.
         Hiç böyle ötmemişti,böyle şakımamıştı.
         Yakmıştı canı,yıkmıştı cananı,velveleye vermişti cihanı.
         Hiç böyle sızlanmamıştı,böyle dertlenmemiş,geçmişe böyle yanmamıştı.
         Bu sabah ona kulak verdim Efendim. 
         Bir sevda dilindeydi,bir aşkı anlatıyordu.
         Oturdağı dalı,yaprağı,gövdeyi titretiyordu,öyle ötüyordu.
         Hasretten yanıyor,gurbetten ağlıyordu.Sanki bütün sevdalıları anlatıyordu.
         Bu seher başkaydı Efendim,Bu sefer başka.
         Hazır dili çözülmüşken ona sormak istiyordum;
         Bunca velvele bunca serzeniş kime?Onca kıyamet,onca şikayet niye?
         Bir şeyler fısıldadı bir şeyler söyledi.
         Ah Efendim,beni yüreğimden vurdu.
         Kalbim böylesine yanmamıştı,göğsüm böyle daralmamıştı.
         Ruhumu inletti,beni divane,muzdarip ettii
         Böyle aşk dinlemedim,böyle muhabbet,böyle hasret görmedim.
         Seherde ağlattı beni,yine gama yine kedere saldı...
         Meğer bunca dağlanışı sızlanışı,bunca ahı,bunca efganı;
         Yıkık gönüller,kırık kalpler,kavrulmuş yürekler adına imiş.
         Yanık sinelerin,aşka adanmış türkülerin,
         Hasretten lal kesilmiş dillerin sözcüsü imiş meğer.
         Bunca kıyamet Efendim bunca ah u zar;
         Sana adanmış ruhların,türkülerin aşk ve sevdaların
         Yürek yakıcı bir efganı,bir efkarıymış efendim.
         Nasıl bilmedim,nasıl uyandım,kendimden utandım.
         Hissizliğimden,insanlığımdan,aşka olan sessizliğimden utandım.
         Soğumuş bir demir kesilmiş bedenimden,
         Kurumuş çölleşmiş hedegamdan,sana tutkun gönüllerden utandım.
         Bir seher vakti uyandım Efendim,her yer meşke boyanmış,her şey sermest olmuş.
         Bağban hayran,bülbül mestane kızıllık her yeri sarmış,sanki gülzare dönmüş.
         Günler buruk ve yanlız,öksüz ve yetim kalmış, o kutlu doğumu yada durmuş.
         Bir sessizlik var her yerde Efendimsanki varlık lal kesilmiş.
         Yine hazan,yine hicran,yine giryan cana düştü.Yine efgan bana düştü.
         Gül böylesine kızıl olmamıştı,böyle dertli,gönlü böyle mahzun olmamıştı.
         Her zerresini böyle gam,böyle keder,her yanını kırmızı almamıştı.
         Mevsim böylesine yaş dökmemişti ardından,akşam böyle kararmamıştı.
         Sabahlar ne kadar inlemiş,gül ne kadar gözyaşı içmiş bilsen Efendim.
         Göz ne kadar acı dökmüş.Gam ne kadar vermiş ne canlar yakmış,
         Ne hüsranlar yaşatmış bilsen.
         Yokluğun ne elem salmış geceye,ne hüzü vermiş sehere,ne dert vermiş.
         Kırmızılık bir kez daha giyinmiş,bir kez daha kuşanmış ayrılık günlerinde.
         Onlar Sen'i temsil ediyor sözde Sen'i hatırlatıyor.
         Aşkını sembolize ediyor,teninin kokusunu o takdim ediyor sanki.
         Gönül bir teselli bulmak istiyor,ayrılık ateşine bir çare.
         Bu hicrana,bu efgana,bu hüsrana bir merhem istiyor.
         Bir seher vakti Efendim,teselli aradım gülden,bülbülden.
         Geceden,gündüzden Sen'i sordum.
         Aşktan ızdıraptan,hasretten bezenmiş bir buket yaptım.
         Sabahı sana delalet,şafağı teselli yaptım.
         Hasret ve tutkularıma Efendim,sebeb'i meserret yaptım.
         Bir ferman yazmak isterdimher yerde okunsun.
         Sana olan aşkları,tutkuları dile getirsin.
         Bir çerağ yakmak isterdim,gönüllerde Sen'in sevdanı tutuştursun.
         Bir türkü söylemek isterdim,Sen'in adını yüceltsin.
         Aşkına adanmış bir beste yazmak,güle,bülbüle onu okutmak
         Her dertli gönüle onu ezberletmek isterdim.
         Ne çare sonunda anladım ki Efendim,
         'Dertli söylegen olur' derler amma,
         Sevdanı anmak,sevdanı yazmak için,
         ERBAB- DİL olmak gerek,ERBAB-I GÖNÜL.    
                                                                              FATMA ERGENE
OYASI ELÖRGÜSÜ,NAMUSUN TELÖRGÜSÜ,NENE HATUNUN SÜSÜ AK PAKTIR BAŞÖRTÜSÜ....
Back to Top
 Post Reply Post Reply
  Share Topic   

Forum Jump Forum Permissions View Drop Down

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.17
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.