linden Ya Rasulullah

Abesiyet tabutunda ölüydü bütün âlem.

Ab-ı hayat nuş etti elinden Ya Rasulullah.

Kara delikler yıldız, yutmada her dem.

Güneşler taç giydi elinden Ya Rasulullah.

 

Bilinmezdi güneş niye doğar niye batar.

Gökler niye kükrer, yağmur niye yağar.

Bülbüller ne söyler, güller kime açar.

Eşya bir kitap oldu elinden Ya Rasulullah.

 

Karışmıştı birbirine, haklı ile haksız.

Zayıflar köleydi, kaviler de âmansız.

Zihinler bulanıktı, gönüller sevdasız.

Hak, batıl fark oldu elinden Ya Rasulullah.

 

Fazilet prangalardaydı, rezalet tahtta.

Kölelik tedavüldeydi, hürriyet lafta.

Sadakat nazlı rüyada, aldatma ilk safta.

Kalpler şifayap oldu elinden Ya Rasulullah.

 

Elinde Kur’an, tercümanı âli şanı Sensin.

Kâinat bahçesinin andelib-i zişanı Sensin.

Rahmeten lil âlemin, hem bürhanı Sensin.

Felaha erdik kutlu elinden Ya Rasulullah.

 

Dudak yalatır, ne tatlı söz Muhammed dile.

Kapında kölelik dilenir, sultanlar bile.

Şeyda bülbül kaside-i bürdeyi okur güle.

Müjde getirir ebed ilinden Ya Rasulullah.

 

Yiğitlerin kapında boynu tasmalı bende.

Nice çözülmez dertlerin dermanı Sende.

N’olur içip kananlar gibi içeyim bende.

Yudum yudum kevserinden Ya Rasulullah.

 

Nazar et hal-i perişanımıza Sultanı rusul.

Kaldır hicabını, doğ ruhumuza usul usul.

Gayri yetiş imdadımıza, ötelerden süzül.

Kalpler cezbolsun cemalinden Ya Rasulullah.

 

Senin aşkınla sahralarda yanıp gezeyim.

Kavururken güneş serin ravzana gireyim.

Ne sarıda, ne pembede benim gözlerim,

Ayrılmaz kubbenin yeşilinden Ya Rasulullah.

 

Geç de olsa, Sana geldik, Gül Sultan medet.

Çok üzdük Seni, merhametiyle meşhur affet.

Yevmüddinde sağ elimize verilsin berât,

Senin muciznüma elinden Ya Rasulullah.

       Ağustos 1996    Moskova   Sadettin Başer