ÜNNETİ SENİYYE

Sünnet, Peygamberimizin (sav) söz ve ahvalinin bütününe denir. Namaz kılma, oruç tutma, yetim hakkı yememe, ibadette ihlaslı olma gibi islamın temel hükümleri Kur’an da mevcuttur. Ancak hayatın bütününe baktığımızda davranışlarımızı Kur’ana göre ayarlamamız oldukça zordur. Mesela yemeği hangi elle yiyeceğiz, gülmenin sınırı nedir, su içerken nelere dikkat etmeliyiz gibi günlük hayata ait ayrıntılar Kur’an da açıkça ifade edilmemiştir. İşte bu noktada Kur’anı her yönüyle tarif eden en güzel mürşidin (sav) sözleri ve davranışları bize rehber olur. Zira Kur’an “ ALLAH’ı seviyorsanız peygambere uyun ki ALLAH ‘ta sizi sevsin” emriyle peygambere uymayı tavsiye eder. Zaten Efendimiz Rabbim beni en güzel surette edeplendirmiş hadisiyle hayat şeklimizi O’na göre (sav) ayarlamamızı tavsiye ediyor. ALLAH’tan en çok korkan, ALLAH’ın emirlerini en çok yerine getiren ve ALLAH’ın rahmetine en çok mazhar olan da yine O’dur (sav). Öyleyse ALLAH’ın rızasını kazanmanın en kolay  yolu Kâinatın Efendisini her yönüyle rehber edinmekle olacaktır.  

        Günahların arttığı hak ve hakikatin görmezlikten geldiği şu fitne asrında O’nun (sav) getirdiği diriltici soluğa daha fazla muhtacız. Zaten ALLAH’ın en sevgili kulu ; “ Fesadı ümmetim zamanında kim benim sünnetime yapışırsa, yüz şehit sevabı kazanır.” Hadisi şerifi ile bizlere hakikate giden yolu gösteriyor. Evet kurtuluş yalnız  O’NUN (sav) sünnetine uymaktadır. 

KAİNATIN EFENDİSİ ÖYLE YAŞAMIŞTI 

Hz. Ebu Bekir, bütün servetini Allah için harcamış ve bitirmişti. Zira sıddîkiyet bunu gerektiriyordu. Halifeliği döneminde kendisine bir bardak soğuk su verildi, içti ve ardından da hıçkıra hıçkıra ağladı. Hatta, etrafındakileri de ağlattı. O, ağlamayı kesti ama etrafındakiler hâlâ ağlıyorlardı.. ihtimal bir süre de onların ağlamalarına ağladı.. sonra yüzünü sildi ve kendine geldi. “Seni bu derece ağlatan neydi Ya Eba Bekr?” dediler. Cevap verdi: “Bir gün Allah Resûlü (sav) ile beraberken, eliyle bir şeyleri itiyor gibiydi. Ve sanki: ‘Benden uzak dur, benden uzak dur’ diyordu. Sordum Ya Resûlallah! Birşeyleri uzaklaştırıyorsun ama ben kimseyi göremiyorum. Buyurdular ki: ‘Dünya, içindeki bütün debdebesiyle karşımda temessül etti, bana kendini kabul ettirmek istedi; ben de ona (benden uzak dur) dedim. O da bir kıyıya çekilirken; ‘Vallahi sen benden kurtulsan da, senden sonrakiler benim elimden kurtulamayacaklar’ dedi. İşte bu bir bardak su ile dünya bana kendini kabul ettirdi endişesiyle ağladım.”

Evet, o ve onun gibiler, her türlü ferah-feza bir hayat sürebilme imkânlarına rağmen, hep muvazene içinde bir hayat yaşamışlardı.. zira, Mukteda-ı Küll, Rehber-i Ekmel de öyle yaşamıştı. 

İSLAMIN EN MUHKEM DELİLİ HZ. MUHAMMED ‘DİR (SAV) 

 Hz. Muhammed ehli tahkikin ittifakı ile şakkı kamer ve parmaklarından su akması gibi yüzlerce mucize, Peygamberliğinden önce ve sonra hiç yalan konuşmaması, ümmi olduğu halde yaşadığı dönemden günümüze kadar benzerinin getirilemediği şaheser Kur’anı insanlığa getirmesi, yine ümmi olduğu halde geçmişten ve gelecekten haber vermesi ve bu haberlerin doğru çıkması, kendi evladını diri diri toprağa gömecek kadar cani bir topluluktan 23 sene gibi kısa bir zamanda,insanlığa medeniyet dersi verecek bir kavim çıkarması. Tevrat ve İncil gibi geçmiş semavi kitaplarda peygamber olarak gönderileceğinin işaret edilmesi. Peygamberliğinden önce başta rahip Bahira olmak üzere pek çok şahidin ittifakı ile bir bulutun O’nu takip etmesi. Hem doğduğu gece sava gölünün kuruması Kisra’nın sarayında 14 sütunun yıkılması, Mecusilerin bin yıldır yanan ateşlerinin sönmesi, yaşadığı asırdan bu yana 14 asır boyunca menfi ve müspet binlerce kişinin araştırma ve incelemesiyle hayatında hiçbir tenakuzun bulunmamsı ve daha yüzlerce şahidin şahadetiyle O (sav), ALLAH ‘ın Kulu ve Rasuludür.

        Evet O’nun varlığı dinin bütün hükümlerinin doğruluğuna işarettir. İnsan dini hakkında bir sorunu olduğunda anlamak için mutlaka araştırma yapmalı. Eğer meselenin hikmetini anlayamadıysa “ evet ben bu meseleyi anlayamadım fakat eğer bu meselenin doğruluğunu Hz. Muhammed (Sav) tasdik etmişse ben anlamasam da o doğrudur.” Demeli. Zira O’nun sözlerinin doğruluğunun şahitleri peygamberliğinin şahitlerinin bütünüdür.

        ALLAH RASULUNDE TEBLİĞ 

Allah Resûlü’nün, bu ulvî vazifeyi yüklendikten sonraki bütün hayatı dini tebliğle geçti. O kapı kapı dolaşıyor ve mesajını kendilerine tebliğde bulunabileceği âşina sima ve gönüller arıyordu.

Karşı cephenin infiâli evvela, ilgisizlik ve boykot şeklinde oldu. Daha sonra istihzâ ve alayla devam etti. Son sahada ise işkencenin her çeşidiyle sürüp gitti. Geçeceği yollara dikenler serpiliyor, namaz kılarken başına işkembe konuyor ve kendisine her türlü hakaret reva görülüyordu. Ne var ki, Allah Resulü bunların hiçbiriyle yılmadı ve usanmadı. Çünkü O’nun dünyaya geliş gayesi buydu. Can alıcı hasımları dahil herkese defaatle uğradı. Ve ilâhî mesajı sundu. Evet, Ebu Cehil ve Ebu Leheb gibi din ve iman düşmanlarına bile kim bilir kaç defa gitti, hak ve hakikatı anlattı..! O panayırları dolaşıyor, bir kişinin hidâyetine vesile olabilmek için çadır çadır geziyor; gittiği her kapı yüzüne kapanıyor; fakat O bir başka sefer yine aynı kapıya varıyor, aynı şeyleri tekrar ediyordu..

        Evet, tabiri caizse O, nebîlerin üveyki idi. Hiç durmadan her yerde hakikate aşina, temiz gönül ve çehreler arıyor, bulunca da onun gönlüne giriyor ve ona ruhunun ilhamlarını fısıldıyordu.

        O, yirminci asırda da bir meş’ale yaktı ve içimize âdetâ kıvılcım saçtı.. binler-yüzbinler O’nun yoluna baş koydu ve O’nun da’vâsını yüceltme istikametinde hizmete koyuldu. Demek Cenâb-ı Hakk, yeniden bir Muhammedî hâle, bir nur halkası ve yeniden bir altın zincir vücuda getirmeyi murâd buyurmuş ki, bunu ne küfrün gayzı, şiddeti, hiddeti ne de şeytan ordularının tehâcumu durduramıyor.. evet ihlâsla saçılmış bu tohumlar bugün olmasa da yarın mutlaka neşv-ü nemâ bulacak ve Allah Resûlü’nün neşrettiği nur hiçbir zaman sönmeyecektir. 

Sözler; 10.söz mukaddimenin 2. İşareti s. 103

Sözler, 31. Söz 3. Esas. 2. Müşkil s. 614

İ.icaz, Peygamberlerin asılda müttefik olup, füruatta ayrı ayrı olmaları s. 27 sual

Sözler; 10.söz zeylin 2.parçası (7. Paragraf) Peygamberlere iman s. 111

Sözler; 27.söz hatime (peygamberlerin ayrı ayrı gelmesi) s. 512

Mesnevi, Reşhaların sonu (ezcümle.....) Nübüvvetin lüzumu s. 28

Sözler, 18. Söz 3. Nokta (Muhammed (sav)in hakkaniyetine dair s. 240)

Sözler; 11. Söz (Muhammed (sav) in vazifesi)