fendimizin Sevgi ve Vefâsı Nasıldı?

Psikolog Farika Teymur Artır

Evlilik fikri arkadaşlık, duygusallık, romantizm, anne babalık gibi pek çok yönü olan bir müessesedir. Eşler ne kadar çok farklı yönün gereklerini bir arada güzel bir uyum içinde sürdürürlerse evlilik de o kadar mutluluk verici olmaktadır. Eşler birbirini ne kadar iyi anlar, birbirinin yerine kendisini ne kadar çok koyabilir, empati gösterebilirse evlilik hayatı o kadar güzel bir şekilde devam eder.

Evlilik hayatında yerine getirilmesi gereken kuralların, eşlerin sorumluluklarının birbirinin hatırlatmasına gerek kalmadan sorumluluk duygusu ile karşılıklı anlayış, rıza ve fedakârlık içinde her iki tarafın gösterdiği hassasiyet ile yerine getirilmesi çok önemlidir. Böylece kişiler evlilik kurumunu sadece kendileri götürdükleri gibi bir duygu içine kapılmazlar. Kendileri ne kadar gayret ve fedakârlık gösteriyorsa aynı şekilde eşlerinin de fedakârlık gösterdiğinin bilincindedirler. Bu fedakârlık nicelikten çok nitelik olarak da görülebilir. Evlilik hayatının bir döneminde bazı konularda bir eş diğer eşin hastalık, tahsil, askerlik gibi istisnai durumları sebebiyle daha fazla fedakârlık gösterirken diğer eş başka bir döneminde evliliğin yürümesi için daha fazla fedakârlık göstermek durumunda kalabilir. Duygusal yakınlık bunların problem edilmesini önler. Zira inanan bir kişi, eşi ve çocukları için fedakârlık yaparken bu yapılması gerekenleri asıl kendi mutluluğu, insanlık ve Allah rızası için yerine getirdiğinin bilincindedir.

Resulullah (sav) ve eşi Hz. Hatice validemiz sevgi, saygı, fedakârlık ve sorumlulukların karşılıklı rıza ile yerine getirilmesi konusunda hem kendi kızlarına hem de hepimize mükemmel bir örnek olmuşlardır.

Hz. Hatice validemiz İslam’ın yayılması sırasında eşine inanma, güvenme ile birlikte maddi manevi her türlü fedakârlık ve destekten kaçınmamış ve huzur dolu yuvalarında 6 çocuk yetiştirmek gibi zor bir sorumluluğu da birlikte yerine getirmişlerdir.

Efendimiz (sav) çok eşliliğin yaygın olduğu o dönemde tek eşlilikle eşine sevgi, vefa ve bağlılığını gösterirken aile birliğini de sağlamış, aynı zamanda eşinin fedakârlıklarını daima takdir ettiğini ashabı arasında dile getirmekten geri durmayarak güzel davranışları sözle takdir etmenin gereği konusunda da örnek olmuşlardır. Bedir Savaşı’nda Efendimiz’in (sas) damadı, yani kızı Hz. Zeynep’in eşi Ebu’l–As da esirler arasında idi. Onun fidye olarak verecek parası yoktu. Ebu’l–As, Mekke’deki eşi Zeynep’e fidye göndermesi için haber yollamış, o da fidye olarak annesi Hz. Hatice tarafından düğün hediyesi olarak kendisine verilen kıymetli gerdanlığı göndermişti. Efendimiz bu gerdanlığı gördüğü zaman yirmi beş senenin anıları gözünde canlanmış, gözleri yaşarmış ve ashabına bakarak “Bir annenin hatırasını kızına bırakmak gerekmez mi?” demişti. Hepsi de bunu kabul ettiklerinden gerdanlık Hz. Zeynep’e iade edilmişti. Hz. Zeynep eşini kurtarmak için annesi Hz. Hatice tarafından düğün hediyesi verilen gerdanlığı Medine’ye göndermiş olması aile hayatının önemini, inanca saygıyı, sevgi ve fedakârlığı ortaya koymaktadır. Resulullah’ın (sav) gerdanlığı görmesiyle gösterdiği duygusal tepki ise bu davranışları desteklediğini gösterirken aynı zamanda 25 sene süren bir yuvadaki duygusal iklimi zihnimizde canlandırmamıza yardımcı olmaktadır.

Hayatından İbret Levhası

Hoşgörü örneği Peygamberimiz, özellikle çocuklara karşı son derece yumuşak davranırdı. Hz. Hasan’ı öpüp okşarken huzuruna bir bedevi geldi. Bedevi, Efendimiz’in torununu öpüp sevmesine çok şaşmıştı ve “Benim on çocuğum var onlardan hiçbirini öpmedim.” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz “Cenab–ı Hakk senin kalbinden merhameti söküp atmışsa ben ne yapayım.” buyurdu ve ilave etti “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” Keza, “Küçüklerine şefkat ve büyüklerine merhamet göstermeyen bizden değildir.” buyurmuştur.