fendimizin Mucizelerine Misaller - 3
Peygamber (s.a.v.)’in duâlarının kabul olması
Meleklerin ve Cinlerin Peygamberimiz (s.a.v.)’e görünmeleri ve kendisiyle konuşmaları
Temessülat ve gaybe âit mu’cizeleri
Ağaçların Efendimiz (s.a.v.)’e şehâdetleri

Peygamber (s.a.v.)’in duâlarının kabul olması

Enes b. Malik (ra) anlatıyor:

Cuma günü Rasulullah (sav) hutbe verirken bir adam geldi ve:

-Ya Rasulullah (sav) yağmur yağmaz oldu. Allah’a duâ et de bize yağmur yağdırsın, dedi.

Resulullah hemen duâ etti, derken üzerimize yağmur yağmaya başladı. Öyle ki, az daha evlerimize ulaşamayacaktık. Ondan sonraki Cum’a’ya kadar üzerimize hep rahmet yağdı durdu.

Enes dedi ki:

-Öbür Cuma, bu adam yahut bir başkası ayağa kalktı

ve: Ya Rasulullah bu yağmuru, bizden çevirmesi için Allah’a duâ et de, bu yağmuru üzerimizden çevirsin, dedi.

Bunun üzerine Rasulullah (sav):

“Allahım! Etrafımıza (yağdır), üzerimize değil” dedi. Enes dedi ki:

-Yemin olsun, bulutların sağa-sola parçalandıklarını, etraf-

takiler üzerine yağmur yağarken, Medine ahalisinin yağmur altında olmadıklarını muhakkak görmüşümdür (19). 

(17) Müslim, Sıfat-ül Münafıkin, 38.
(18) Müstedrek, II/313.

 

Abdullah İbn Ömer (ra) anlatıyor:

Peygamberimiz (sav) şöyle duâ etti:

“Allahım! Şu iki insandan (Ebu Cehil veya Ömer b. Hattab) Senin katında Sana daha sevimli olanıyla İslâm’ı azîz kıl.”

Sabahleyin Hz. Ömer Resulullah (sav)’ın huzûruna çıktı ve müslüman oldu (20).
 

Abdullah b. Abbas (ra) anlatıyor:

Peygamber (sav) helaya girmişti. Kendisi için abdest suyu koydum.

“Bunu kim koydu diye?” sordu.

İbn-i Abbas: “Ben” dedim. Bunun üzerine:

“Allahım, onu dinde fakîh kıl” diye dua etti. Peygambe-

rimiz (sav)’in bu duâsının kabul edildiği gün gibi aşikârdır. Çünkü, İbn Abbas “Habr-ül Ümme”, “Tercümân-ül-Kur’ân” lakaplarıyla meşhur olmuş, genç yaşta Hz. Ömer’in âlimler meclisinde yerini almıştır (21).

Müsned’de ise, Efendimiz (sav)’in duâsı şu şekildedir: “Allahım, onu dinin rûhuna aşina kıl ve ona te’vili öğret.”(22).

 

(19) Buharî, İstiskâ 7; Müslim, İstiskâ 1.
(20) Tirmizi, Menâkıb, 18; Müsned II/95.

 

Enes b. Malik (ra) anlatıyor:

Beni annem Rasulullah (sav)’a getirdi:

“Ya Rasulallah. Bu, oğlum Enes’ciktir. Onu sana getirdim. Sana hizmet eder. Onun için Allah’a dua et” dedi. Bunun üzerine:

“Allahım! Bunun malını ve evladını çoğalt” diye dua etti.

Enes demiş ki: Vallahi malım pek çoktur. Çocuklarımın ve torunlarımın sayısı ise bugün yüz civarındadır (23).

 

Enes b. Malik (ra) anlatıyor:

Bir gün Rasulullah (sav) Ümmü Haram’ın ziyaretine geldi. Teyzem O’na yemek ikram etti. Akabinde Resulullah bir müddet uyudu. Sonra gülerek uyandı. Ümmü Haram:

-Ya Rasulullah! Seni güldüren nedir? diye sordu. Rasulullah (sav) :

-“Bana rüyamda bir takım insanlar şu engin deniz üstünde tahtları üzerine kurulmuş hükümdarlar gibi gemilere kurulmuşlar, ihtişamla Allah yolunda deniz harbine giderken gösterildiler de ona gülüyorum” buyurdu.

 

(21) Buharî, ilim, 17; Vudu’, 10. itisam, 2; Müslim, Fezâil, 137; İsabe, 3/186.
(22) Müsned, I/266.
(23) Müslim, Fedail-üs-Sahabe, 143.

 

Ümmü Haram:

-Ya Rasulullah! Beni de o deniz gâzilerinden kılması için Allah’a duâ ediver, dedi.

Resulullah Ümmü Haram için dua etti.

(Enes b. Malik dedi ki:) Hakikaten Ümmü Haram, Muaviye b. Ebu Süfyan’ın Şam valiliği zamanında ve onun kumandasında tertib edilen bir deniz gazâsında (Kıbrıs) gemiye bindi ve de-nizden karaya çıktığı zaman bindiği hayvanından düştü ve gazâ yolunda şehîd olarak vefat etti (24).

 

Meleklerin ve Cinlerin Peygamberimiz (s.a.v.)’e görünmeleri ve kendisiyle konuşmaları

Abdullah b. Ömer (ra) anlatıyor:

Babam Ömer b. Hattab (ra) dedi ki:

-Bir gün Rasulullah (sav)’ın yanında bulunduğumuz sırada aniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zât çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor; bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Dizlerini O’nun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu.

Daha sonra Resulullah (sav)’a İslâm, îmân, ihsan ve Kıyamet hakkında sorular sordu. Resulullah (sav) da sorularına cevap verdi. Sual ve cevap faslından sonra o zat gitti. Ben bir hayli bekledim durdum. Nihayet Resulullah (sav) bana:

-Ya Ömer! O sual soran zât’ın kim olduğunu biliyor musun? dedi.

-Allah ve Resûl’ü bilir, dedim. Resulullah (sav) da:

-O Cibrîl’di. Size dininizi öğretmeye gelmişti, buyurdular (25).

 

(24) Buharî, Cihad,3; Müslim, İmare, 160,161.

 

Sa’d b. Ebî Vakkas (ra) anlatıyor:

Uhud günü Resulullah (sav)’ın sağında ve solunda iki adam gördüm. Üzerlerinde beyaz elbiseler vardı. O’nun uğrunda kıyasıya çarpışıyorlardı. Onları ne bundan önce ne de bundan sonra gördüm (Bu iki kişiden kasıt Cibril ve Mikail (as)’dir) (26).

 

Muaz b. Rifa’a, Bedir Harbi’ne katılan babası Rifa b. Rafi’den naklediyor; babası şöyle demiş:

Bedir Harbi sırasında bir ara Cibril (as), Peygamber (sav)’e geldi de:

-İçinizde Bedir’e katılanları nasıl görüyorsunuz? diye sordu. Rasulullah:

“Biz onları müslümanların en faziletlilerinden sayarız” dedi. Yahut, buna benzer bir söz söyledi. Cibril:

“-Biz de, meleklerden Bedir’de hazır bulunanları meleklerin daha faziletlilerinden kabul ederiz” dedi. (27)

 

(25) Buharî, İmân, 37; Müslim, İmân, 1.
(26) Buharî, Megâzi, 18; Müslim, Fedâil, 46-47.
(27) Buharî, Megâzi, 11.

 

Ahmed b. Hanbel Hazretleri Müsned’inde İbn Mes’ûd (ra)’dan Resulullah’ın (sav) “Leylet-ül Cinn” hadîsinde cinlere Kur’ân-ı Kerim öğrettiğini rivâyet ediyor (28).

 

Temessülat ve gaybe âit mu’cizeleri

Hz. Âişe (r.anh) anlatıyor:

-Bir gün Güneş tutulmuştu. Resulullah (sav) küsûf namazını kıldıktan sonra şöyle buyurdu:

“Şüphesiz Güneş ve Ay Allah’ın âyetlerinden iki âyettir. Sizler bu tutulmayı gördüğünüz zaman açılıncaya kadar namaz kılın. Yemin olsun ki, ben şu küsûf namazı kıldığım yerde bana va’dolunan her şeyi görmüşümdür. Hatta namazda benim ileriye doğru gitmeye başladığımı gördüğünüz vakit de, ben Cennet’den bir salkım üzüm almak istediğimi görüyorum; ve yine yemin olsun ki, beni geri çekiliyor olduğumu gördüğünüz sırada ben cehennemi: Bazısı bazısını târumâr ettiğini müşâhede ediyorum (29).

 

Abdullah b. Abbas (ra) anlatıyor:

Rasulullah (sav) iki kabrin yanına uğradı ve:

“Dikkat edin. Bunlar, muhakkak azab görüyorlar. Hem de büyük bir şeyden dolayı azab görüyorlar. Bunlardan biri koğuculuk yapardı, diğeri de bevlinden korunmazdı.” (30)

 

(28) Müsned, I/455.
(29) Buharî, Ebvab-ul Amel fi’s-Salat, II Müslim, Küsûf, 3.
(30)Buharî, Edeb, 46. Müslîm, Taharet, III.

 

Ağaçların Efendimiz (s.a.v.)’e şehâdetleri

Cabir b. Abdullah anlatıyor:

Resulullah (sav) ile beraber yürüyorduk. Nihayet geniş bir vadiye indik. Rasulullah (sav) kaza-yı hacetine gitti. Ben de bir su kabı ile kendisini takip ettim. Derken Rasulullah (sav) bakındı, fakat örtünecek bir şey göremedi. Birden vadinin kenarında iki ağaç gözüne ilişti. Resulullah (sav) hemen bunlardan birine giderek dallarından bir dal tuttu, ve:

“Allah’ın izniyle bana râm ol” buyurdu. Dal, O’na sahibine huysuzluk eden burnu gemli deve gibi râm oldu. Öteki ağaca da gitti ve dallardan birini tutarak:

“Allah’ın izniyle bana râm ol!” dedi. O da öteki gibi râm oldu. İkisinin ortasına varınca aralarını kapadı ve:

“Allah’ın izniyle benim üzerime kapanın” dedi. Hemen kapandıla (31).

 

Abdullah b. Ömer (ra)’den:

-Peygamber (sav) bir hurma kütüğüne dayanarak hutbe verirdi. Minberi edinince o kütükten ayrıldı. Bu sırada kütük bir inleme sesi çıkardı. Peygamber hemen onun yanına geldi ve elini o kütüğün üzerine koyup sıvazladı. (Böylece inlemesi durdu) (32). 

(31) Müslîm, Zühd, 74.
(32) Buharî, Menakıb, 25; Tirmizi, Menakıb, 6. Nesai, Cuma, 17; İbn Mace, İkame, 199. Müsned, I/149; Mukaddime, 6.
(34) Müsned, III/65.

Ebu Said-el Hudri (ra) anlatıyor:

-Bir gün yatsı namazından sonra Rasulullah (sav) Katade b. Nu’man’a bir değnek verdi. Ona:

“Bu değnek senin on (arşın) önünü ve arkanı aydınlatacak. Evine girdiğin zaman evin köşesinde bir karaltı göreceksin, onun, sana bir şey söylemesine fırsat vermeden hemen ona bir darbe indir” dedi. O da emredileni aynıyla uyguladı.