edine'nin Gülü
Medine'nin Gülü ve gönlümün çiceği.. O olmasaydı âlemin ne değeri olurdu.. evet, neyleyeyim O'nsuz dünyayı. Zaten O olmasaydı biz yaratılmazdık.. ve O olmasaydı hilkatin sırrını hiçbir zaman öğrenemezdik.. ve yine O olmasaydı varlığı bir kitap gibi okuyamaz; onu bir meşher gibi mütalâa edemez; o kitabın satır ve sayfaları arasında O'na giden yolları bulamazdık. O olmasaydı cenneti duyamaz, cehenneme karşı ürperti hissedemezdik. Cennetin yolunu kesen mekarihi sevemez, cehennemi çepeçevre saran şehvetlerden uzak kalamazdık. Cemâl nedir bilemez, rıdvan nedir duyamazdık.. hâsılı, O olmasaydı biz de hiç birşey sayılmazdık. Zira O, "Levlâke levlâke lemâ halaktü'l-eflâke" -Eğer sen olmasaydın varlığı yaratmayacaktım" hakikatinin muhatabıdır.

Evet O, Gönlümüzün Gülü'dür. Ne mutlu bizlere ki, bizi götüren geminin dümeninde O'nun gibi bir kaptan var ki O gemiye binen mutlaka kurtulur. Bir rıhtımda o geminin ayrıldığını görüp de ona ulaşamayan ise hüsran içinde kalır.

Bu itibarla da O, her gece hayalde ve düşlerde dolaşmalı. O'nun aşıklarından Hz. Enes, "Rüyama girmediği gece yoktur" der.. ve yine o kutlulardan birisi olan Hz. Ebu Hüreyre de "O hep benim rüyalarımı süsler" diyerek mazhariyetini ifade eder. Bu insanların hepsi tıpkı bir mecnun gibi O'na gönülden bağlı ve tutkundurlar. Edip Eddâî'in dediği gibi "O'nu gerçek sevenler su içtikleri kâsenin dibinde bile O'nun gül cemalini görürler."

Eğer kıtmir, O'nun hakikatini temaşa ile cennetin bayıltan güzelliklerle donanmış tepelerinden birini tercih etme durumunda olsaydı, bütün güzelliklerin kaynağı, arzın göbeğinin en büyük vâridatı, cennet yamaçlarının bile güzelliklerinin asıl kaynağı, güzeller güzeli, İnsanlığın İftihar Tablosu'nu tercih ederdi. Gerçi insan, bu tercih duygusunu içinde bir feveran hâlinde her zaman hissetmeyebilir ama temelde o his ve duygu, insanın içinde potansiyel olarak her zaman mevcuttur. Yeter ki, O'nun sevgisini tutuşturabilecek bir meşale ile gönüllerdeki karanlık noktalar aydınlatılsın ve insanlığa, O'na giden yollar gösterilsin.

O'nu sevmeyenler, sevginin, hakikat-ı Ahmediyenin, hatta hakikî mânâda insanlığın ne demek olduğunu bilmeyen, sevgiden yoksun talihsizlerdir. Yazıklar olsun O'nun dünyasında olduğu halde dalâlette olanlara, gaflet deryasında yüzenlere ve bunca güzellikler içinde gözü bağlı gezen körlere..!