işi sevdiği ile beraberdir
Resulullah efendimizin güzelliğini hiç kimse tam olarak anlatamamıştır. O'nu görüp güzelliğine aşık olanlar, dilleri döndüğü kadar anlatmağa çalışmışlar, o güzelliği bildirmeğe insan gücü yetmez demişlerdir. İslâm alimlerinin kitaplarında o aşıkların haber verdiklerinden yüzlercesi yazılmıştır. Okuyanlar, Allahü teâlânın, sevgili Peygamberini, düşünülemiyecek bir düzende ve bakmağa doyulamayacak bir güzellikte yaratmış olduğunu hemen anlatır.
Görmeden, O'na gönül verirler. Habibullah'a aşık olanlar, her nefeste, ciğerlerine giren havanın serinliğinde, O'nun sevgisinin tadını duyarlar. Aya her bakışlarında, O'nun mübarek gözlerinden gelmiş olan ışınların akslerini aramakla zevklenirler. O'nun güzelliği deryasında bir damlaya kavuşanların her zerresi;
"Güzel yanağını bilen, güle hiç bakmaz,
Senin sevginde eriyen, derman aramaz!" diye söyler.
Bir gün hazret-i Ömer, Peygamber efendimize; "Ya Resulullah! Allahü teâlâya yemin ederim ki, canım hariç, bana her şeyden sevgilisin" dedi.
Resulullah efendimiz ise; "Ben, kendisine canından daha sevgili olmadıkça, sizden biriniz asla iman etmiş olmaz" buyurdular. Bunun üzerine hazret-i Ömer; "Ya Resulallah! Sana Kur'an-ı kerimi gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki, sen bana canımdan daha sevgilisin" deyince; "Ey Ömer, şimdi (tamam) oldu" buyurdular.
Enes bin Malik'den rivayetle bir hadis-i şerifde buyruldu ki: "Hiç biriniz, ben ona, evladından da, pederinden de ve bütün halktan daha sevgili olmadıkça iman etmiş olmaz."
Bir kimse, Resulullah efendimize gelip sordu: "Ey Allahü teâlânın Resulü! Kıyamet ne zaman kopacaktır?" Peygamber efendimiz; "Kıyamet için ne hazırladın?" buyurdular. O kimse; "Evet, çok namaz kılarak, oruç tutarak, sadaka vererek kıyamet için hazırlanmadım. Lakin ben, Allahü teâlâyı ve O'nun Resulünü seviyorum" dedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz; "Kişi sevdiği ile beraberdir" buyurdular.
Vefatından sonra Peygamber efendimizin ayrılığına dayanamayan Bilal-i Habeşi hazretleri, Şam'a gitmiş, burada bir müddet kaldıktan sonra, bir gece rüyasında Peygamber efendimizi görmüş ve; "Beni ziyaret etmeyecek misin ya Bilal?" buyurması üzerine, Medine'nin yolunu tuttu. Bilal-i Habeşi, Resulullah efendimizle geçirdiği günleri hatırlayıp, hasret ve muhabbet gözyaşları döktü.
Uzun müddet ağladıktan sonra, Resulullah'ın torunları hazret-i Hasen ve hazret-i Hüseyn'in ısrarları ile bir gün sabah namazı vaktinde ezan okumaya başladı. Onun sesini duyan herkes, sokaklara döküldüler ve Resulullah ile yaşadıkları saadetli günleri, Bilal-i Habeşi'nin okuduğu ezan sadalarıyla hatırlayıp ağladılar. Bilal-i Habeşi hazretleri de, ağlamaktan ezanı güçlükle tamamlayabildi.