a Rabbi, şerrinden koru
Hicretin onuncu senesinde Beni Amir kabilesinden bir hey'et Medineye gelip Müslüman olduklarını bildirdiler. İslâmiyetin hükümlerini öğrendiler. Onların arasında bulunan Erbede bin Kays ve Amir bin Tufeyl adlı meşhur kimseler Müslüman olmadılar.
Amir bin Tufeyle kavmindekiler "Müslüman ol dediler. Amir, "Bütün arablar bana tabi oluncaya kadar muharebeye yemin ettim. Şimdi nasıl olur da, Kureyşli bir gence tabi olabilirim" dedi.
Sonra arkadaşı Erbede bin Kays'a, "Ben Muhammedin yüzünü kendimden tarafa çevirip konuşarak Onu meşgul edeyim. Sen de arkadan kılıç ile Onu öldür" dedi! Sonra Amir bin Tufeyl, Resulullahın huzuruna geldi ve benim için bir haraç ta'yin et ve beni kendi halime bırak dedi.
Resulullah "Madem ki iman etmiyorsun, öyle olacak, " dedi. Güya konuşarak, Resulullahı oyalıyor ve Erbede bin Kaysa bakıyordu. Fakat o hiç birşey yapamıyordu. Konuşma uzadı.
Amir, Resulullaha memleketini süvari ve yaya askerle dolduracağım, dedi. Resulullah, "Ya Rabbi beni Amirin şerrinden koru" diye dua etdi.
Allahü teâlâ ona bir ta'un hastalığı vererek helak etti. Erbede bin Kays ise, ben arkadan Muhammede kasd ettiğim sırada, Amiri aramızda görürdüm. Kılıcımı vuramazdım, demişdir. Allahü teâlâ, Erbedeyi de bir yıldırımla helak etti.
* * *
Adi bin Hatem Medineye gelmişti. Resulullah, ona, "Müslüman ol, selamet bul, " buyurdu. Adi bin Hatem benim dinim vardır deyince, " Ben senin dinini senden daha iyi bilirim, sen nasara ve dabieyn dinini seçmiştin" buyurdu.
Evet deyince, "Sen kavmin arasında ganimet malının dörtte birini alıyorsun. Halbuki bu sizin dininizde caiz değildir, " buyurdu.
Adi bin Hatem demişdir ki, bunları işitince, kalbimde İslâm dinine karşı olan kötü düşünceler kalmadı. Resulullah, sözlerine devam ederek ona şöyle buyurdu: "Sen Müslümanları fakir görüyorsun ve bu sebeble Müslüman olmuyorsun. Bir gün gelecek onların malları o kadar çoğalacak ki, sadaka verecek fakir bulamaycaklardır. Şayet sen Müslümanların düşmanları çok diye Müslüman olmuyorsan, çok kısa zamanda bir kadın Hireden tek başına Mekkeye gelip, Ka'beyi tavaf edecek ve Allahü teâlâdan başka hiç kimseden korkusu olmayacak. Eğer melikler ve sultanlar Müslüman değildir diye Müslüman olmuyorsan, kısa zaman sonra Kisra bin Hürmüzün memleketini, hazinelerini Müslümanlar fethedecekdir."
Adi bin Hatem diyor ki, Kisra bin Hürmüzün memleketini mi diye hayretle sordum, evet buyurdu. Ben hemen iman ettim. Vallahi Hireden bir kadının tek başına Ka'beye gidip, tavaf ettiğine şahit oldum. Kisranın memleketi de Müslümanların eline geçti. Onun memleketini feth edenler arasında ben de vardım. Müslümanların sadaka verecek kimse bulamayacak kadar zengin olması da muhakkakdır.
Gençekten de İslâm tarihide zekat verecek kimsenin bulunduğu çok zamanlar olmuştur. En meşhuru, ikinci Ömer denilen, Ömer bin Abdülaziz devridir.