epsi teker teker helak oldu
Müşrikler, Mekkede Habib bin Adiyi i'dam ederek şehid edecekleri sırada, Habib bin Adi onlara beddua etti. Habib bin Adinin dar ağacına asılarak şehid edildiğini seyredip görenler, aradan bir sene geçmeden, çok azı dışında, her birinin başına bir bela gelerek helak oldular.
Emir-ül mü'minin Ömer Sa'id bin Amire Humusda bir vazife vermişti. Sa'id bin Amir zaman zaman kendinden geçer, çevresinden habersiz kaldı. Emir-ül mü'minin Ömer onun böyle kendinden geçmesinin sebebini sordu. Şöyle cevab verdi: "Habibi darağacına bağlayıp şehid edecekleri sırada orada idim. Her ne zaman o hadiseyi hatırlasam böyle kendimden geçerim" dedi.
Habib bin Adinin i'damı şöyle vuku' bulmuştu: Onu bir darağacına bağladıklarında şöyle dedi: Ya Rabbi! Resulün her neyi teblig edip bildirmişse biz Ona iman etdik. Şu anda burada benim selamımı Resulüne iletecek bir kimse yok ki, söylesin dedi.
Üsame şöyle anlatmışdır: O gün Mekkede Habibin şehid edileceği sırada, biz Medinede birkaç kişi Resulullahın huzurunda idik. Resulullah Eshabı arasında oturuyordu. Üzerinde vahy gelince görülen hal görüldü. Mubarek başını kaldırıp Ve aleyhisselam ve rahmetullah, dedi.
Sonra mubarek gözlerinden gözyaşları aktı. "Kardeşim Cebrail aleyhisselam Allahü Sübhanehü ve teâlâ tarafından bana, Habibin selamını getirdi" buyurdu.
Habibin darağacına asılarak şehid edildiği haberini alınca da, "Habibi o darağacından indiren kimsenin kıyamet gününde mükafatı Cennettir" buyurdu.
Zübeyr bin Avvam ve Mikdad bin Esved bu iş için hazırlanıp yola çıktılar. Geceleri yol alıyorlar, gündüzleri de gizleniyorlardı. Böylece Mekkeye ulaştılar. Bir gece o darağacının bulunduğu yere gittiler.
Bir kişiyi bekçi olarak koymuşlardı. Bekçilerin hepsi uyumuştu. Habibi yavaşca darağacından yeri indirdiler. Baktılar ki eli yarasının üzerinde idi. O yarasından devamlı taze kan akıyordu. Kanı misk gibi kokuyordu.
Şehid edildikten sonra, aradan kırk gün geçmesine rağmen vücudu hiç bozulmamış, taptaze duruyordu. Zübeyr bin Avvam Onun cesedini atının arkasına aldı ve oradan ayrıldılar. Fakat müşrikler haberdar oldular. Peşlerine yetmiş kişi düşüp ta'kibe başladılar. Zübeyr bin Avvam ve Mikdad bin Esved" müşrikler yaklaşınca Habibi yere koydular. O anda yer yarılıp Habibin cesedini yuttu. Bu sebeble ona "yerin yuttuğu şehid" diye lakab verilmişdir.
Haris bin Samma şöyle anlatmıştır: Uhud savaşında Resulullah efendimiz Uhud dağında idi. Bana "Abdürrahman bin Avfı gördün mü?" buyurdu. "Gördüm ya Resulallah, dağdan aşağı indi. Müşriklerden bir gurub etrafını sardı. Ona yardım etmek istedim, sizi görünce yanınıza geldim" dedim.
Resulullah , "Ona melekler yardım ediyor ve müşriklerle savaşıyorlar" buyurdu. Bunları işitince geri dönüp, Abdürrahman bin Avfın yanına gittim. Baktım ki, müşriklerden yedi kişinin ölüsü yanında duruyordu. "Daima muzaffer olasın. Bunları sen mi öldürdün? dedim.
"Şu ikisini ben öldürdüm. Diğerlerini biri öldürdü. Fakat ben o kimseyi hiç tanımam" dedi. O bunları söyleyince Haris bin Samma, kendi kendine, "Doğru söyledin ya Resulallah" dedi.
"Gidin sahibinize söyleyin!"
Kisra, Resulullahın da'vet mektubunu yırttıkdan sonra, Yemendeki valisi Bazana bir mektub yazıp, "O tarafda bir şahsın peygamberlik da'vasında bulunduğunu haber aldık. Derhal iki alim gönderip, onun halini araştırsınlar. Mümkinse yakalattırıp bana ulaştır !"diye emir verdi.
O da, iki kişi gönderdi. Medineye varıp, Resulullahın huzuruna çıktılar " Melik Kisra, Bazana mektub yazmış seni huzuruna çağırıyor" dediler.
Resulullah tebessüm etti:" Oturun" dedi. İkisi de diz çöküp oturdular. Resulullah onları Müslüman olmağa da'vet etti.
O iki kişi, "Ya Muhammed Melik Kisranın emrine uy. Eğer kendi isteğinle gidersen senin için Melike bir mektub yazar da sana faideli olur. Eğer gitmezsen Kisranın nasıl bir kimse olduğunu biliyorsun. Seni ve kavmini helak ve mülkünü harab eder" dediler.
O iki kişi her ne kadar bunları söyledilerse de, Resulullahın huzurunda bulunmanın heybetinden vücudlarını bir titreme almışdı. Dışarı çıkınca birbirlerine, "Eğer huzurunda bizi biraz daha alıkoysaydı, az kaldı helak olacaktık" dediler.
Sonra o iki kişi Bazanın mektubuna cevap istediler. Resulullah onlara, "Bugün gidin, yarın gelin" dedi. Ertesi gün huzuruna geldiler. Resulullah onlara şöyle dedi:
"Gidin sahibinize söyleyin. Rabbim bana bildirdi ki, sizin Melikiniz Kisrayı dün gece oğlu öldürdü! Yyeni Mmelikiniz eğer iman edip, İslâmı kabul ederse halen elinde bulunan mülkü yine ona bırakayım. Yakında benim dinim her tarafda duyulur ve yayılır. Müslümanlar Kisranın memleketine hakim olurlar!"
Kisranın öldürüldüğü haberi gelince, Bazan bütün ailesini ve akrabasını ve kavminden iman edenleri toplayıp, Resulullahın huzuruna geldiler ve huzurunda iman etmekle şereflendiler ve İslâm ni'metine kavuştular.