Cehennem ehlindendir
Eshab-ı kiram arasında Kazman adında bir kimse vardı. Eshab-ı kiram Uhud savaşına gidince o Medinede kalıp savaşa katılmamışdı. Kadınlar senin bizden farkın yok deyince utanarak, gidip savaşa katıldı.
Müşriklerle şiddetle ve çok gayret göstererek savaşıyordu. Onun bu halini Resulullaha haber verdiler. "O Cehennem ehlindendir," buyurdu. Eshab-ı kiram hayret ettiler. Kazman kendi kendine kaçmaktan ölmek yeğdir diyordu.
O kadar savaşdı ki müşriklerden yedi kişi öldürdü. Kendisi de bir çok yerinden yaralandı. Eshab-ı kiramdan bazıları onu savaş sırasında yaralı halde görüp, "Şehidlik sana afiyet olsun ey Kazman!" dediler.
Bunun üzerine Kazman şöyle dedi: "Yemin ederim ki ben din için savaşmıyorum. Kureyşin bize galib gelerek hurma bahçelerimizi harab etmelerinden korkduğum için savaşıyorum" dedi!
Yaraları ona o kadar acı veriyordu ki, kılıcını göğsüne dayayıp kendini öldürdü. Resulullah, Kazmanın gerçek halini açıklayıp, "Şehadet ederim ki, ben Allahü teâlânın Resulüyüm" buyurdu. Bundan sonra Eshab-ı kirama dönüp "Allahü teâlâ bu dini facir kimselerle de elbette kuvvetlendirir" buyurdu.
* * *
Uhud savaşında İslâm ordusunun zor anlar yaşadığı sırada müşriklerden Übeyy bin Halef bir ata binmiş, Resulullaha doğru sürüyordu, "Bugün eğer sen sağ kalırsan, ben sağ kalmayayım" diye hücum ediyordu.
Süheyl bin Hanifin elinde kırık bir mızrak vardı. Resulullah kırık mızrağı alıp, onunla Übeyy bin Halefin koltuğunun altından vurdu. O anda Übeyy bin Halef atını geri çevirip kaçtı. Kavminin arasına varınca, sığır gibi böğürüyordu!
Ebu Süfyan "Bir diken yarası kadar küçük bir yaradan dolayı böyle ne bağırıyorsun" dedi. Übeyy bin Halef, "Bana mızrağı kim vurdu biliyormusun! Muhammed vurdu" dedi.
Birgün bana Mekkede senin benim elimde helak olman yakındır demişti. Anladım ki Onun bu darbesiyle öleceğim. Ben bu yaradan kurtulamam. Benim bu yaradan çektiğim acıyı bütün Hicaz halkına paylaşdırsalar hepsi ölür, dedi. Sonra nara vurup, feryad ederek canı Cehenneme gitti.
Yehudi alimlerinden Mahyerik adında meşhur bir kimse vardı. Malı, mülkü, hurmalıkları son derece çok olup, hesaba gelmezdi. Fakat kendi dinlerine sevgisi, ayinlerine alışkanlığı ve kavmine bağlılığı ve ayıplamalarından çekinmesi sebebiyle Müslüman olmaktan mahrum kalmıştı.
Uhud savaşanın yapıldığı gün pazar günü idi. Mahyerik yehudilere, bilesiniz ki bugün Muhammede yardım etmek sizin üzerinize vaciptir, dedi.
Onlar bu gün pazar günüdür deyince, Mahyerik ,artık pazar gününün hükmü kaldırıldı, dedi. Sonra kendisi hemen silahını kuşanıp, Resulullahın yanına gidip, savaşa katıldı.
Kavmine şöyle vasıyyet etmişti: " Eğer bugün beni öldürürlerse, bilmiş olunuz ki bütün malım Muhammedindir." Sonunda Mahyerik öldürüldü. Resulullah efendimiz, "Yahudilerin en hayrlısı Mahyerikdır" buyurdu. Bütün malını alıp Medinede sadaka olarak dağıttılar.