ıtlıktan gözlerinin feri gitti
Peygamber efendimizin mucizelerinin bir çeşiti de beddualarıdır. Hepsi kabul edilmiştir. Bu da müstahak olanlar hakkında beşeri zaruret sebebiyle pek çok olmuştur:
Hicretten önce Mekke'de Resulullah arab kabilelerini davet edip, imana gelmedikleri gibi, Müslümanlara da çok sıkıntı verdikleri için: "Ey Allah'ım, muzır olanlara yardımını kıs, onlara Yusuf kıtlığı ver" diye beddua ettikte, Mekke etrafında nice zaman Yusuf kıtlığı gibi büyük kıtlık olup, nice kimseler leş yedi. Çoklarının açlıktan gözlerinin feri gitti.
Uteybe bin Ebu Leheb, Resulullah'ın, önceden damadı idi. Peygamber olduğunda, Uteybe, babası gibi müşrik olup, Resulullah'ın kızını boşadı. Sıknıtı çektiğinden, Resulullah: "Ya Rabbi! Ona köpeklerinden bir köpeği musallat eyle!" diye beddua etti.
Uteybe, Şam yolunda bir gece bütün yolcular arasında, büyük bir korkuyla ve tedbirle yatarken, bir arslan gelip, insanları birer birer kokladı, bıraktı. Yükler arasında Uteybe'yi bulup, kapıp parçaladı.
Acem padişahı Hüsrev'i imana davet için mektub gönderdi. O alçak, mektubu yırttı. Resulullah işittikte: "Ya Rabbi! Mektubumu parçaladığı gibi, mülkünü parçala!" buyurdu. Gerçekten Hüsrev'i, oğlu Şirveyh, Resulullahın sağlığında hançerle parçalayıp, Hazret-i Ömer zamanında Acem ülkesini Müslümanlar feth ve zabt ettiler. Hüsrev'in nesli de yok oldu.
Hicretin dördüncü yılında, Beni Nadir Gazvesi'nde, Resulullah Yahudilerin kaleleri altına varıp, konuşurken, yukarıdan birisi öldürmek kasdiyle bir büyük değirmen taşı atacakken, Hakk'ın kudreti ile eli tutulup atamadı. Cebrail aleyhisselam, Resulullah'a haber verdi.
Hicretin dokuzuncu yılında imana gelip, elçiler gönderen arab kabilelerinden Amir ile Erbed adlı iki müşrik, Resulullaha zarar vermek üzere sözleşip geldiler. Amir karşıya geçip konuşurken, Ferbed arkalarına geçip, kılıcını kınından bir karış kadar çıkarınca, eli tutuldu kaldı.
Amir karşıdan, ne durursun diye işaret edince, Resulullah dönüp baktı ve: "Allah'ım, bu ikisini dilediğin şekilde öldür" buyurdu. İkisi gittiklerinde, Amir, Erbed'e niçin sözünde durmadın deyince, nasıl durabilirdim ki, Muhammed'e her kasd ettiğimde, seni onunla benim aramda gördüm dedi.
Sonra yaz günü olup, havada hiç bulut yokken, aniden Cenab-ı Hak'ın emriyle Erbed'in üstüne yıldırım indi. Bindiği deveyi ve kendini yakıp helak etti. Amir kaçtı.
Yolda giderken, ey ölüm meleği, gel seninle cenk edelim deyip, atını oynattıkta, bir melek kanadıyla vurup, yıkılıverdi, ertesi gün, daha at üzerinde iken helak oldu. "Allah yıldırımlar gönderip, onunla dilediğini çarpar. Böyle iken o kafirler, hadlerini bilmezler de, Allah hakkında mücadele ederler. Halbuki Allah'ın karşılık darbesi pek şiddetlidir" ayeti bu olaylara işarettir demişlerdir.