albine hidayet, diline sebat ver
Resulullah efendimizin mucizelerinin bir çeşiti de hayırlı dualarıdır. Cenab-ı Hak'ın lütfuyle kabul edilmişlerdir. Bunlar da sayılamıyacak kadar çoktur. Uzun yazılsa ayrı bir kitab olacak kadar sürer. Birkaç tanesi şöyle:
Hazret-i Ali anlatır: Resulullah beni kadı yapıp Yemen'e gönderdiklerinde, "Ya Resulallah, benim kadılık [hakimlik] ilmim yok" dedim. Mübarek ellerine göğsüme koyup: "Ya Rabbi! Kalbine hidayet, diline sebat ver" diye dua buyurdu. Allah'a yemin ederim ki, bu dualarından sonra hüküm vermede asla şübhe etmez oldum.
Aşere-i mübeşşereden Hazret-i Sa'd bin ebi Vakkas'a Uhud gazasında: "Ya Rabbi, attığına isabet, duasına icabet ihsan eyle" diye hayırlı dua etti. Bundan sonra Hazret-i Sa'd müstecab-üd-da've (duası kabul edilen) olup, her ettiği dua makbul, bilhassa her attığı ok, düşmana isabet edip, hiç şaşmaz oldu.
Malik bin Rebi'a'ya evladında bereket olması için dua ettiklerinde, seksen erkek çocuğu oldu.
Nabiga adlı meşhur şair kendi şiirlerinin bazısını okudukta: "Allahü teâlâ dişlerini dökmesin!" diye arab adeti üzere hayır dua etmekle, adı geçen Nabiga yüz yaşına vardığı halde, dişleri kar gibi beyaz, inci gibi dizilmiş durdu. Biri düşse, yerine yenisi biterdi.
Bir kimseye: "Ya Rabbi, bunu güzel eyle!" dedikte, o kimsenin sakalı beyaz iken, siyah olmuştur.
Urve bin Ca'd der ki, Resulullah bana: "Ya Rabbi, onu satışında bereketli eyle!" diye dua edeliden beri, hiçbir şey satın alıp kar etmemek vakı' olmadı.
Hazret-i Fatıma bir gün yanlarına gelip, açlıktan benzinin sararmış olduğunu görmekle, ellerini onun göğsüne koyup: "Ya Rabbi, ey açları doyuran! Muhammed'in kızı Fatıma'ya açlık çektirme" diye dua etti. O anda Hazret-i Fatıma'nın benzi kızarıp, ondan sonra bir daha açlık görmedi.
Aşere-i mübeşşereden Abdürrahman bin Avf'a bereket ile dua etmekle, hesabsız zengin oldu.
Sahih-i Müslim'de, Resulullah: "Herbir peygamberin kabul edilen bir duası vardır. Her peygamber duasını dünyada yaptı. Ben ise duamı, kıyamet günü ümmetime şefaat için ayırdım. İnşallah, Allah'a şirk koşmadan ölen bu duama kavuşacaktır" buyurdu.
* * *
Bir gün Medine'de Resulullah Mescide çıkıp: "Kim elbisesini açar, konuşmam bitinceye kadar toplamaz ve sonra toplarsa, benim söylediklerimi toplamış olur" buyurduklarında, Hazret-i Ebu Hüreyre, hırkasını yaydı.
Resulullah söyleyecekleri sözü bitirdikte: "Hadi onu topla" buyurdu.
O da hırkasını topladı, göğsüne getirip sarıldı. Bundan sonra her duyduğu sözü, hiç unutmaz oldu.
Hatta ondan rivayet olunur ki, Resulullahdan beş kab dolusu ilim ezberledim. İkisini çıkardım. Eğer üçünü çıkarsaydım, yanlış anlayıp halk beni taşlardı dedi.
Bir rivayette, Resulullah'dan iki kab dolusu ilim ezberledim. Birini insanlara söyledim. Diğerini söylersem boynumu vururlar, boğazımı keserler dedi.