lk önce O kalkacak
Resulullahın kabrinin içindeki toprak her yerden ve Kabe'den ve Cennetlerden daha efdaldir.
Kabirde, bilmediğimiz bir hayatla diridir. Kabirde Kur'an-ı kerim okur, namaz kılar. Bütün Peygamberler de böyledir.
Dünyanın her yerinde, Resulullah'a salevat okuyan Müslümanların selamlarını işiten melekler, kabrine gelip haber verirler. Kabrini hergün binlerce melek ziyaret eder.
Ümmetinin amelleri ve ibadetleri her sabah ve akşam kendisine gösterilir. Bunları yapanları da görür, günah işleyenlerin affolması için dua eder.
Kabrini ziyaret etmek, kadınlara da müstehabdır. Başka kabirleri ise, yalnız tenha zamanlarda ve Müslümana yakışan kıyaftle ziyaret etmeleri caizdir.
Diri iken olduğu gibi, vefatından sonra da, dünyanın her yerinde, her zaman O'na tevessül edenlerin, yani O'nun hatırı ve hürmeti için isteyenlerin duası Allahü teâlâ kabul eder.
Kıyamet günü kabirden ilk önce Resulullah kalkacaktır. Üzerinde Cennet elbisesi bulunacaktır. Burak üzerinde mahşer yerine gidecektir. Elinde Liva-ül-hamd denilen bayrak olacaktır. Peygamberler ve bütün insanlar bu bayrağın altında duracaktır. Hepsi, bin sene beklemekten, çok sıkılacaktır. İnsanlar sıra ile; Âdem, Nuh, İbrahim, Musa ve İsa peygamberlere (aleyhimüsselam) gidip, hesaba başlanması için şefaat etmelerini dileyeceklerdir. Her biri, özür bildirerek, Allahü teâlâdan utanıp korktuklarını söyleyecekler ve şefaat etmekten çekinecekler. Sonra Resulullah'a gidip yalvardıklarında, O, secdeye varıp, dua edecek ve şefaati kabul olacaktır. Önce, O'nun ümmetinin hesabı görülecek, en önce sırattan onlar geçecek, en önce onlar Cennet'e gireceklerdir. Her gittiği yeri nurlandıracaklardır. Hazret-i Fatıma, sıratdan geçerken; "Herkes gözlerini kapasın! Muhammed aleyhisselamın kızı geliyor" denecektir.
"Makam-ı Mahmud" denilen şefaatı ile, bütün insanları mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır.
Resulullah'ın Cennet'te bulunduğu makamın ismi Vesile'dir. Burası Cennet'in en yüksek derecesidir. Cennet'te bulunan herkese, birer dalının uzandığı Sidret-ül münteha ağacının kökü oradadır. Cennet'tekilere nimetler bu dallardan gelecektir.
Peygamber efendimiz, yaratılmışların en üstünü olduğu gibi, Allahü teâlâyı hakkıyla tanıyıp, O'ndan en çok korkanı idi. Cenab-ı Hak, O'nu günah işlemekten muhafaza buyurduğu halde, O, hiç durmadan ibadet eder, Allahü teâlâya dua ve istigfarda bulunurdu. Gecenin evvelinde (yatsıdan sonra) uyur, sonunda da ibadet ederdi.
İbn-i Abbas şöyle anlatır: "Bir gece Resulullahın evinde misafir oldum. Resulullah, gece yarısına kadar yahut biraz önce veya sonrasına kadar uyudu. Sonra uyanıp oturdu, eliyle yüzlerinden uyku izlerini giderdi. Kalkıp asılı duran su ibriğini alıp abdest aldı. Al-i İmran suresi sonundan on ayet-i kerime okudu ve namaza durdu. Ben de kalkıp Resulullah'ın aldığı gibi abdest aldım ve namazda o Serverin yanına durdum. Resulullah iki rekat namaz kıldı. Sonra iki rekat daha kıldı. Arkasından tekrar iki rekat daha kıldı. Sonra vitir namazına durdu. Bunu müteakib sabah ezanı okununcaya kadar yattı. Sonra kalkıp tekrar iki rekat namaz kıldı ve mescide çıkıp sabah namazının farzını kıldı."