ütün güzellikler O'na verilmişti
Resulullah'ın ilmi, irfanı, fehmi, ikanı, aklı, zekası, cömertliği, tevazuu, şefkati, sabrı, gayreti, hamiyyeti, sadakati, emaneti, şecaati, mehabeti, belagati, fesahati, fetaneti, melahati, veraı, iffeti, keremi, insafı, hayası, zühdü, takvası bütün peygamberlerden daha çoktu.
Dostundan ve düşmanından gördüğü zararları, eziyetleri affederdi. Hiç birine karşılık vermezdi. Uhud gazasında kafirler, yanağını kanatıp, mübarek dişlerini şehid ettikleri zaman, bunu yapanlar için; "Ya Rabbi, bunları affet! Cahilliklerine bağışla" buyurmuştur.
Kendisini kimseden üstün tutmazdı. Bir yolculukta, bir koyun kebabı yapılacağı zaman, biri; "Ben keserim" dedi. Bir başkası, "Ben derisini yüzerim" dedi. Diğeri, "Ben pişiririm" dedi.
Resulullah da; "Ben odun toplarım" deyince; "Ya Resulallah! Sen istirahat buyur! Biz toplarız" dediler. "Evet! Sizin her şeyi yapacağınızı biliyorum. Fakat, iş görenlerden ayrılarak oturmak istemem. Allahü teâlâ, arkadaşlarından ayrılıp oturanı sevmez" buyurdu ve odun toplamaya gitti.
Eshabının oturdukları yere gelince, baş tarafa geçmezdi. Gördüğü aralığa otururdu. Elinde bastonu olduğu halde, bir gün sokağa çıktıkta, görenler ayağa kalktılar. "Başkalarının birbirlerine saygı duruşu yaptıkları gibi, benim için ayağa kalkmayınız! Ben de, sizin gibi bir insanım. Herkes gibi yerim. Yorulunca otururum" buyurdu.
Çok zaman diz çökerek otururdu. Dizlerini dikip, etrafına kollarını sararak oturduğu da görülmüştür. Yemekte, giymekte ve her şeyde hizmetçilerini kendinden ayırmazdı. Onların işlerine yardım ederdi. Kimseyi dövdüğü, kötü söz söylediği hiç görülmedi.
Her zaman hizmetinde bulunan Enes bin Malik; "Resulullah'a on sene hizmet ettim. O'nun bana yaptığı hizmet, benim O'na yaptığımdan çok idi. Bana incindiğini, sert söylediğini hiç görmedim" demiştir.
Sabah namazlarını kıldırdıktan sonra, cemaate karşı oturup; "Hasta olan kardeşimiz var mı? Ziyaretine gidelim" buyururdu. Hasta yoksa; "Cenazesi olan var mı? Yardıma gidelim!" buyururdu. Cenaze olursa, yıkanmasında, kefenlenmesinde yardım eder, namazını kıldırır, kabrine kadar giderdi. Cenaze yoksa; "Rüya gören varsa anlatsın! Dinleyelim, tabir edelim!" buyururdu.
Misafirlerine, Eshabına hizmet eder; "Bir topluluğun en üstünü, hizmet edenidir" buyururdu.
Kahkaha ile güldüğü hiç görülmedi. Sessizce tebessüm ederdi. Bazan gülerken mübarek ön dişleri görünürdü.
Lüzumsuz ve faydasız bir şey söylemezdi. Lazım olunca, kısa, faydalı ve manası açık olarak söylerdi. İyi anlaşılması için bazan üçkere tekrar ederdi.
Heybetinden kimse yüzüne bakamazdı. Biri gelip mübarek yüzüne bakınca, terlerdi; "Sıkılma! En melik değilim, zalim değilim, Et suyu yiyen bir kadıncağızın oğluyum" derdi. Bunun üzerine adamını korkusu gidip derdini söylemeye başlardı.
"İçinizde Allahü teâlâyı en iyi anlayan ve O'ndan en çok korkan benim", "Benim gördüğümü görseydiniz, az güler, çok ağlardınız" buyururdu.