aydasız şeyle meşgul olmazdı
Hz. Enes bin Malik diyor ki: "Resulullah, bir kimse ile müsafeha edince, o kimse elini çekmedikçe, mübarek elini ondan ayırmazdı. O kimse, yüzünü çevirmedikçe, mübarek yüzünü ondan çevirmezdi. Biri kimsenin yanında otururken, iki diz üzerine oturur, edebinden ve ona değer verdiğinden, mübarek bacağını dikip oturmazdı."
Hz. Cabir bin Sümre diyor ki: "Resulullah az konuşurdu. Lüzumlu olduğu zaman veya bir şey sorulunca söylerdi."
Bundan anlaşılıyor ki, her Müslümanın malayani, faydasız şey söylemeyip, susması lazımdır. Mübarek sözlerinde tertil ve tersil vardı. Yani, gayet açık ve düzenli konuşur ve kolay anşlaşılırdı.
Hz.Enes bin Malik buyuruyor ki: "Resul aleyhisselam hasta ziyaretinde bulunur, cenaze arkasında yürür, çağrılan yere giderdi. Merkebe de binerdi. Resul aleyhisselamı Hayvber gazasında gördüm. Yuları bir ip olan merkeb üzerinde idi. Resul aleyhisselam, sabah namazından çıkınca, Medine çocukları ve işçileri su dolu kablarını önüne getirirler, mübarek parmağını içine sokmasını isterler, kış ve soğuk su olsa da, isteklerini geri çevirmez, gönüllerini hoş ederdi. Bir küçük kız, Resul aleyhisselamın elini tutup, bir iş için götürseydi, birlikte gider, müşkülünü hallederdi."
Hz. Cabir diyor ki: "Resul aleyhisselamdan bir şey istenip de yok dediği işitilmedi."
Peygamber efendimiz, haya sahibi olmak yönüyle de bütün yaratılmışlardan üstün idi. Uygun olmayan şeylere karşı gözleri adeta kapalı idi. Hiç kimseye hoşlanmadığı şeyle hitab etmezdi.
Hazret-i Aişe validemiz anlattılar ki: "Resulullah efendimize, bir kmisenin, hoşlanılmayan bir şeyi yaptığı haber verildiğinde, adını söylemeden umumi manada "Niçin böyle yapıyorlar?" buyururlardı.
Bu şekilde o kimseyi, yaptı veya söylediği kötü işten alıkordu ve adını vermezdi.
Hz. Enes bin Malik anlattı: "Bir gün Peygamber efendimizin huzuruna, yüzüne sarı renkte bir şey bulaşmış bir kimse girdi. Ona hiçbir şey demedi. Üzülecek bir şey söylemedi. O dışarı çıkınca; "Söyleseydiniz de, yüzündekini yıkasaydı ya!" buyurdu.
Resulullah efendimiz, kavimleri birleştiriciydi. Onları birbirlerinden nefret ettirmezdi. Her kavmin büyüğüne ikramlarda bulunur ve onu baş köşeye oturturdu.
Kimseyi kendi mübarek cemalinden mahrum etmezdi. Eshab-ı kriamını arar, gelmiyenleri sorardı. Yanına oturanlara nasihat eder, onların nasibini verirdi.
Davranışı ile birini diğerinden çok seviyor düşüncesi, kimsenin kalbine gelmezdi. Yanına şikayet için gelen birine karşı tahammül gösterir ve dinlerdi.
Gelen şahıs yanından ayrılmadıkça, onu yüz üstü terkedip gitmezdi. Bütün insanlara güzel huy ve ahlakını en iyi şekilde sunardı. Nezdinde hak ve adalet bakımından herkes bir idi. Kimsenin kimseden bir üstünülğü, ayrılığı yloktu.
Hazret-i Aişe validemiz buyurdu ki: "Resulullah efendimiz kadar güzel ahlaka sahip hiç kimse görmedim. Ne zaman Eshabından veya Ehl-i beytinden biri O'nu çağırmışsa mutlaka; "Buyur" diye karşılık vermişlerdir.