er canlı ölümü tadacaktır
Resulullah efendimizin mubarek ruhu kabzedildiği sırada sahibi görünmeyen bir ses; "Esselamü aleyküm ya Ehli beyt! Ve Rahmetullahı ve berekatühü" diye selam verdi ve; "Biliniz ki, her canlı ölümü tadacaktır. Ve kıyamet günü, size ecirleriniz tamamıyle verilecektir" mealindeki Al-i İmran suresinin 185. ayet-i kerimesini okudu.
Sonra, onlara teselli verip; "Allahü teâlânın ihsanlarına, ikramlarına güveniniz. O'na sarılıp, O'ndan umunuz. Feryad etmeyiniz! Asıl musibete uğrayan, sevabdan mahrum kalandır!" diyerek taziyede bulundu.
Bu sözleri oradakilerin hepsi işitip selamına cevap verdier. Bunları söyleyen Hızır aleyhisselam idi.
Resul-i ekremde mevt (ölüm) alametleri görülünce, Ümm-i Eymen, oğlu Üsame'ye haber gönderdi. Üsame, hazret-i Ömer ve Ebu Ubeyde bu acı haberi alınca, ordudan ayrılıp, Mescid-i Nebevi'ye geldiler.
Hz. Aişe-i Sıddika ve diğer kadınlar ağlayınca, Mescid-i şerifdeki Eshab-ı kiram şaşırdı. Ne olduklarını anlayamadılar. Beyinlerinden vurulmuşa döndüler.
Hazret-i Ali ölü gibi, hareketsiz kaldı. Hazret-i Osman'ın dili tutuldu. Hazret-i Ebu Bekir, o anda evinde idi. Koşarak geldi. Hemen hücre-i seadete girdi. Fahr-i alemin yüzünü açtı. Vefat etmiş olduğunu gördü. Mübarek yüzü ve her yeri latif, nazif olarak, nur gibi parlıyordu."Mematın da, hayatın gibi ne güzel ya Resulallah!" diyerek, öptü.
Çok ağladı. Mübarek yüzünü örttü. Evdekilere teselli verdi. Mescid-i şerife geldi. Minbere çıkarak Eshab-ı kirama bir hutbe okudu. Allahü teâlâya hamd ve sena etti ve Resul-i ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimize salat okuduktan sonra; "Her kim Muhammed aleyhisselama iman etmişse bilsin ki, Muhammed aleyhisselam vefat etti. Her kim Allahü teâlâya tapıyorsa, O, hayy (diri) ve bakidir (ölmez, ebedidir)" buyurdu ve sonra; "Muhammed (aleyhisselam) resuldür. O'ndan önce de resuller gelmiştir. O da ölecektir. Vefat ederse veya öldürülürse, dininizden, döner misiniz? Dininden çıkan olursa, Allahü teâlâya zarar vermez. Kendine zarar verir. Dininden dönmeyenlere, Allahü teâlâ sevablar verir" mealindeki Al-i İmran suresinin 144. ayet-i kerimesini okudu.
Eshab-ı kirama nasihat edip, ortalığı düzene koydu. Böylece hepsi Resulullah'ın vefat etmiş olduğuna inandı. Hüzün ve keder, Eshab-ı kiramın yüreğine bir zehirli hançer gibi saplandı. Gözler ağlar, gözyaşları çağlar, hasret ateşi herkesin ciğerini dağlar idi.