imdi rahatladım vazifeyi yerine getir
Peygamber efendimiz, Azrail aleyhisselam ruhu almaya geldiği vakit hem ümmetinin halini merak ediyordu. Bunun üzerine Allahü teâlâ vahy etti ki: "Ey Habibim! Ümmetine bu kadar muhabbet ve şefkat göstermeni, mübarek kalbine kim getirdi?"
Peygamber efendimiz; "Beni yaratıp, terbiye eden Rabbim teâlâ" diye cevap verdi. Cenab-ı Hak da; "Senin ümmetine, benim rahmetim, merhametim seninkinden bin kat fazladır. Onları bana bırak" buyurdu.
Sonra sevgili Peygamberimiz; "Şimdi rahatladım. Ey Azrail! Emrolunduğun vazifeyi yerine getir!" buyurdu.
Azrail aleyhisselam, vazifesini yapmak üzere hürmetine yaratıldığı Kainatın sultanının huzuruna yaklaştı. Sevgili Peygamberimiz, yanındaki su kabına mübarek iki elini batırıp, ıslak ellerini mübarek yüzüne sürdü ve; "La ilahe illallah! Ey Allah'ım! Refik-i ala!.." buyurdu.
Azrail aleyhisselam, Alemlerin efendisinin mübarek ruhunu almaya başladı. Resulullah efendimizin mübarek benzi bazan kırmızı oluyor, bazan sararıyordu. Azrail aleyhisselam; "Ümmetimin canını da böyle şiddet ve zorla mı alırsın!" buyurunca, o; "Ya Resulallah! Hiç kimsenin canını böyle kolay almadım" cevabını verdi.
Son anında bile ümmetini unutmayan sevgili Peygamberimiz; "Ey Azrail! Ümmetime edeceğin şiddeti bana eyle! Zira onlar zayıftır, dayanamazlar..." buyurdu. Sonra; "La ilahe illallah! Refik-i ala!" buyurdular ve mübarek ruhları alındı ve ala-yı illiyyine uluştırıldı...
Essalatü vesselamü aleyke ya Resulallah!
Essalatü vesselamü aleyke ya Habiballah!
Essalatü vesselamü aleyke ya Seyyidel evveline vel-ahırin!
Şefaat ya Resulallah! Dahıylek ya Resulallah!
Cebrail aleyhisselam, Peygamber efendimize; "Essalamü aleyküm ey Allahü teâlânın Resulü! Benim maksudum, matlubum sen idin. Artık, bir daha yeryüzüne gelmem!" diyerek veda eyledi.
Resul-i ekrem efendimizin mübarek ruhu, yüksek aleme gidince, hazret-i Fatıma validemiz ve ezvac-ı tahirat ağlamaya başladılar.