a Rabbi! Tebliğ ettim mi
Son defa kendisini görmek için gelen Eshabına Efendimiz, "Ey Eshabım! Siz, insanların en üstünleri, en şereflilerisiniz. Sizden sonra kim gelirse gelsin, siz hepsinden önce Cennet'e girersiniz. Dini ayakta tutmakta metin olun ve Kur'an-ı azimi imam (rehber) edinin. Dinin hükümlerinden gafil olmayın" buyurdu. Sonra; "Ya Rabbi! Tebliğ ettim mi?" deyip mübarek gözlerini kapadı. Mübarek yüzü terledi. Hazret-i Ali, Eshaba işaretle çıkmalarını söyledi.
Onlar gittikten sonra, huzura hazret-i Aişe validemiz gelip, nasihat istedi. Peygamber efendimiz; "Ey Aişe! Evinin köşesine oturarak kendini muhafaza eyle!" buyurduktan sonra, mübarek gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Kainatın sultanı ağlıyordu...
Oradakilerin, gönülleri yaralandı, ciğerleri parçalandı. Hazret-i Ümmü Seleme validemiz; "Canım sana feda olsun ya Resulallah! Niçin ağlıyorsunuz?" diyerek sual eylediğinde; "Ümmetime merhamet olunması için ağlıyorum" buyurdu.
Güneş tepeye doğru yükseliyordu. Vakit yaklaşmıştı... Sevgili Peygamberimizin mübarek başı, hazret-i Aişe validemize yaslı bulunuyordu. Alemlerin efendisi, artık son anlarını yaşıyor, mübarek dudaklarından
"Aman! Aman! Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız! Onların üzerlerine elbise giydiriniz, karınlarını doyurunuz. Onlara yumuşak konuşunuz. Namaza, namaza devam ediniz. Kadınlarınız ve köleleriniz hakkında Allahü teâlâdan korkunuz!.. Ey Allah'ım! Beni yarlıga! Bana rahmetini ihsan eyle!.. Beni Refik-i ala zümresine kavuştur!.." cümleleri dökülüyordu.
Hazret-i Fatıma validemizin gözyaşları sel gibi akıyor, iniltisi ciğerleri dağılıyordu. Sevgili Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem onu yanına oturtup; "Kızım, bir miktar sabreyle, ağlama. Zira Hamele-i Arş (melekler) senin ağlaman üzerine ağlaşıyorlar" buyurdu.
Hazret-i Fatıma validemizin gözyaşını sildi. Teselli verip, Allahü teâlâdan sabır diledi ve; "Ey kızım, benim ruhum kabz olacak. "İnnalillahi ve inna ileyhi raci'un" diyesin. Ey Fatıma! Gelen her musibete bir karşılık verilir" buyurdu. İr müddet mübarek gözlerini kapayıp sonra; "Bundan sonra babana üzüntü ve gussa (keder, tasa) olmaz. Zira fani alemden ve mihnet yerinden kurtuluyor" buyurdu.