iz de bana kavuşacaksınız
Resulullah efendimizin hastalığı ağırlaşıp veda konuşmaları yapmasına çok üzülen Eshab-ı kiram ağlamaya başladılar.
Bunun üzerine Peygamber efendimiz, hazret-i Ali'nin ve Fadl bin Abbas'ın kollarına girerek tekrar mescidi teşrif ettiler. Minberin alt basamağında durup, Eshab-ı kirama şöyle buyurdular;
"Ey Muhacirler ve ey Ensar! Vakti belli olan bir şeye kavuşmak için acele etmenin faydası yoktur. Allahü teâlâ, hiçbir kulu için acele etmez. Bir kimse Allahü teâlânın kaza ve kaderini değiştirmeye, iradesinden üstün olmaya kalkışırsa, onu kahr ve perişan eder. Allahü teâlâya hile etmek, O'nu aldatmak istiyenin işleri bozulup, kendi aldanır.
Biliniz ki, ben sizlere karşı rauf ve rahimim. Siz de bana kavuşacaksınız. Kavuşacağınız yer, Kevser havuzunun başıdır. Cennet'e girmek, bana kavuşmak isteyen, boş yere konuşmasın.
Ey müslümanlar! Kafir olmak, günah işlemek; nimetin değiştirmesine, rızkın azalmasına sebeb olur. İnsanlar, Allahü teâlânın emirlerine itaat ederse, hükumet başkanları, amirleri, valileri onalra merhamet ve şefkat eder. Fısk, fücur, taşkınlık yapar, günah işlerlerse, merhametli başkanlara kavuşamazlar.
Benim hayatım, sizin için hayırlı olduğu gibi, ölümüm de hayırdır ve rahmettir. Eğer bir kimseyi haksız yere döğmüş veya fena bir söz söylemiş isem, bana aynı şeyi yaparak hakkını almasına; birinizden harkız bir şey almış isem, geri istemesine razıyım ve helallaşmağa hazırım. Çünkü, dünya cezası, ahıret cezasından pek hafiftir. Buna katlanmak daha kolaydır."
Daha önce hazret-i Ebu Bekir'den mümnuniyetini ifade ettikleri gibi, bu hutbede de hazret-i Ömer'den memnuniyetlerini bildirip; "Ömer benimledir, ben de onunlayım. Benden sonra hak Ömer'le beraberdir" buyurdular.
Resulullah efendimiz bu hutbeden sonra minberden indi. Namazdan sonra tekrar minbere çıkıp, vasiyeyet ve nasihatten sonra; "Sizi Allahü teâlâya ısmarladım" buyurdular ve Eshabdan ayrılıp odasını teşrif ettiler.