iliniz ki ben Rabbime kavuşacağım
Hastalık günden güne şiddetleniyordu. Sevgili Peygamberimiz, Abdullah bin Mes'ud hazretlerine buyurdu ki: "Hastalığa tutulan hiçbir müslüman yoktur ki, Allahü teâlâ, onun hata ve günahlarını, ağacın yaprakları döküldüğü gibi dökmesin!"
Eshab-ı kiram bu duruma çok üzülüyor, evlerinde rahat edemiyorlardı. Mescide toplandılar. Peygamber efendimizin durumunu sormak üzere hazret-i Ali'yi huzura gönderdiler. Alemlerin efendisi, işaretle; "Eshabım ne diyorlar?" diye sordular.
O da; "Resulullah aramızdan giderse!.. diye çok üzülüp telaş ediyorlar" dedi. Eshabına olan merhametleri çok daha fazla olan sevgili Peygamberimiz, hastalığının şiddetine katlanarak kalktılar, hazret-i Ali ve hazret-i Fadl bin Abbas'a dayanarak mescide geldiler.
Minbere çıkarak Allahü teâlâya hamd ve sena ettikten sonra, Eshab-ı kirama; "Ey Eshabım! Benim ölümümü düşünüp telaş ediyormuşsunuz. Hiçbir peygamber, ümmeti arasında sonsuz kaldı mı ki, ben de sizin aranızda sonsuz kalayım? Biliniz ki, ben Rabbime kavuşacağım. Size nasihatım olsun ki, Muhacirlerin büyüklerine saygı gösteriniz! Ey Muhacirler! Size de vasiyetim şudur ki, Ensara iyilik ediniz! Onlar size iyilik etti. Evlerinde barındıdı. Geçinmeleri sıkıntılı olduğu halde, sizi kendilerinden üstün tuttular. Mallarına sizi ortak ettiler. Her kim Ensar üzerine hakim olur ise, onları gözetsin, kusur edenleri olursa affetsin" buyurdu.
Sonra nasihatlar edip; "Allahü teâlâ, bir kulunu dünyada kalmak ile, Rabbine kavuşmak arasında serbest bıraktı. O kul, Rabbine kavuşmak istedi" buyurdu.
Hazret-i Ebu Bekir, Resulullah efendimizin sözleriyle vefatına işaret buyurduğunu anlayıp; "Canımız sana feda olsun ya Resulallah!" diyerek ağlamaya başladı. Merhamet deryası, sevgili Peygamberimiz; "Ağlama ya Eba Bekir!" buyurarak ona, sabır ve katlanmak lazım geldiğini emretti.
Mübarek gözlerinden yaş akıyordu. "Ey Eshabım! Din-i İslam yolunda sıdk ve ihlas ile malını feda eden Ebu Bekir'den çok razıyım. Ahıret yolunda arkadaş edinmek elde olsaydı, onu seçerdim" buyurdu ve; "Mescide açılan kapılardan Ebu Bekir'inki hariç hepsini kapatınız" diye emrettiler.
Sonra, minberden inerek hazret-i Aişe validemizin odasına döndüler.