stigfar etmek üzere emir aldım
Safer ayının son günleriydi. Alemlerin efendisi, kuzeydeki Bizans imparatorluğunun, müslümanlar için büyük bir tehlike olmadan önce, onları tekrar İslam'a davet etmek, kabul etmezlerse harbetmek ve İslam Devleti'nin emrine sokmak istiyordu. Bu sebeple Rumlarla muharebe etmek üzere kahraman Eshabının hazırlanmasını emir buyurdular.
Eshab-ı kiram hazırlık yapmak için dağıldı. Resul-i ekrem efendimiz, hazret-i Üsame bin Zeyd'i çağırdılar; "Ey Üsame! Şam'a, Belka sınırına, Filistin'deki Darum'a, babasının şehid edildiği yere kadar, Allahü teâlânın ismiyle ve bereketiyle git. Onları atlara çiğnet. Seni, bu orduya başkumandan tayin ettim. Übnalıların üzerine ansızın varıp, üzerlerine şimşek gibi saldır. Varacağın yere haber ulaşmayacak şekilde hızlı git. Yanına kılavuzları alıp, casus ve göcüleri önünden ilerlet, Allahüt eala zafer ihsan ederse, onların arasında az kal" buyurdular.
Cürf'te karargah kurmalarını emir buyurup, mübarek elleriyle sancağı bağlayarak teslim ettiler. Mescidde minbere çıktılar; "Ey Eshamım! Üsame'nin babası Zeyd, kumandanlığına nasıl layık ve benim katımda nasıl en sevgiliyse, ondan sonra, oğlu Üsame de kumandanlığa öyle layıktır. Üsame, benim katımda insanların en sevgililerindendir" buyurdu.
Hazret-i Üsame'nin kumandası altında, savaşa gideceklerin arasında; hazret-i Ebu Bekir, hazret-i Ömer, hazret-i Ebu Ubeyde bin Cerrah, hazret-i Sa'd bin Ebi Vakkas gibi Eshabın ileri gelenleri de vardı.
Fakat ertesi gün, Kainatın sultanı ainden hastalandığı için, ordunun gitmesi Peygamber efendimizin ahırete irtihalinden sonraya kalmıştı. Sevgili Peygamberimiz, şiddetli humma yakalanmışlardı. Gittikçe ateşi artıyor, hastalık şiddetleniyordu. Ağırılarının azaldığı bir gece yarısı, yatağından kalktılar. Giyenerek gitmeye hazırlandılar.
Bunu gören hazret-i Aişe validemizi; "Anam-babam, canım sana feda olsun ya Resulallah! Nereye gidiyorsunuz?" diye sordu; Efendimiz; "Baki kabristanlığında medfun bulunanlar için istigfar etmek üzere emir aldım. Oraya gidiyorum" buyurdu.
Yanına Ebu Müveyhib ile Ebu Raifi'yi alarak gittiler. Mezarlıkta uzun uzun dua edip, onların af ve magfireti için Allahü teâlâya yalvardılar. Peygamber efendimizin bu ısrarlı yalvarması karşısında, yanında bulunan sahabiler; "Biz de, şimdi burada medfun bulunsaydık da, Resulullah efendimizin bu duasına mazhar olmakla şereflenseydik!" dediler.