a Rabbi, onlara doğru yolu göster
Sevgili peygamberimiz, Halid bin Velid hazretlerini Taif'e önden gönderdi. Şanlı Eshabıyla, kendileri arkadan Taif önlerine geldiler. Sakif kabilesi, muhkem olan kalelerine, önceden bol mikdarda yiyecek depo etmişlerdi.
Eshab-ı kiramın geldiğini görünce, kapılarını kapatıp savunmaya geçtiler. Kalenin yakınlarına kadar sokulan mücahidlere ok atışları ile karşılık veriyorlar ve savaş bu şekilde devam ediyordu. Taifliler bir türlü kaleden çıkıp, meydanda göğüs göğüse çarpışmaya cesaret edemiyorlardı.
Eshab-ı kiramdan bazıları, kalenin içine mancınıkla taş atılmasını teklif ettiler. Peygamber efendimiz, uygun görüp, mancınıklar yaptırdı. Onlarla müşriklere taş attırarak muhasaraya devam etti. Eshab-ı kiram, canla başla uğraşıyor, bir an önce kaleyi fethetmeye çalışıyorlardı. Bu arada on dört sahabi şehadet mertebesine kavuşmuştu. Fakat kalenin çok muhkem olması fethi engelliyordu.
Muhasarının yirminci gününe doğru bir gece, Resul-i ekrem efendimiz, rüyasında, kendisine hediye edilen bir kab dolusu tereyağının bir horoz tarafından gagalanarak yere döküldüğünü gördü. Bunu, Taif'in bu sene fethedilemeyeceğine yorarak muhasarayı kaldırdı.
Merhamet deryası olan Sevgili Peygamberimiz, bundan sekiz sene önce kendisine eziyet eden Taifliler için; "İzin verirsen, şu dağları başlarına çevireyim" diyen meleğe; "Ben alemlere rahmet olarak gönderildim. İstediğim tek şey, Allahü teâlânın, bu müşriklerin sulbünden, Hak teâlâya hiçbir ortak koşmaksızın ibadet edecek bir nesil ortaya çıkarmasıdır" buyurmuştu.
Şimdi de merhamet buyurup; "Ya Rabbi! Sakiflilere doğru yolu göster! Onları bize getir!" diye dua ediyordu.
Habib-i ekrem efendimiz, Eshabı ile Taif'ten ayrılıp Huneyn'de ele geçirilen esirler ve ganimetlerin toplandığı Cirane'ye geldi.
Altı bin esirin yanı sıra yirmi binden ziyade büyük ve kırk binden ziyade küçük baş hayvan ile hesapsız zinet eşyası, ganimet alınmıştı.
Onları, hak sahibi mücahidlere paylaştırmıştı. O sırada Hevazin kabilesinden bir hey'etin, huzura kabul edilmek içinistirhamda bulundukları öğrenildi.
Sevgili Peygamberimiz, onları kabul etti. Hey'et, Hevazin kabilesinin toptan Müslüman olduğunu bildirince, Alemlerin efendisi, çok memnun olmuşlardı. Bunun üzerine kendisine düşen esirleri, derhal azad edip, geri verdi.
Eshab-ı kiram da aynı şekilde sevgili Peygamberimizi takib etti. Resulullah efendimizin bir merhameti, bir anda altı bin esirin hürriyetine kavuşmasına sebeb olmuştu.
Bu haber, Taif'e sığınan Hevazin kabilesinin reisi, Malik bin Avf'a ulaştırıldığında, o da gelip Müslüman olmuş, Peygamber efendimiz, onu ihsanlara boğmuştu.
Artık, burada yapılacak iş kalmamşıtı. Kainatın sultanı her zaman olduğu gibi muzaffer olarak, Eshabı ile Mekke'ye döndü. Attab bin Esid'i , Mekke'ye vali yaptı.
Mu'az bin Cebel hazretlerini de din işlerini öğretmek için bıraktı. Kabe-i muazzamayı tavaf edip, umresini yaptıktan sonra şanlı Eshabı ile tekrar Medine'nin yolunu tuttular...
Bir sene sonra, Taifliler, Müslümanlığı kabul ettiklerini bildiren heyet gönderdiler. Resul-i ekrem efendimiz, onların Müslüman olmalarına çok sevindi. Başlarına Osman bin Ebi'l-As hazretlerini vali tayin eyledi.