iç kimseyi öldürmeyeceksiniz
Servet-i alem efendimiz ve şanlı sahabiler, Zituva vadisine gelip toplandılar. Alemlerin efendisi, mübarek gözleriyle Eshab-ı kiramını şöyle bir süzdükten sonra, hatırına, sekiz sene önce Mekke'den ayrılışı, hicreti geldi.
O zaman saadethanelerinin etrafını müşriklerin sardığını, Yasin-i şerifden ayet-i kerimeler okuyarak çıktığını, hazret-i Ebu Bekir ile kimselere görünmeden Sevr mağarasına girdiklerini; Mekke hudutlarından ayrılmadan son bir defa dönüp;
"Ey Mekke! Vallahi, biliyorum ki sen, Allahü teâlânın yarattığı yerlerin içinde en hayırlısısın. Rabbim katında da benim yanımda da en sevgili olanısın. Senden zorla çıkarılmamış olsaydım; senden çıkmaz, ayrılmazdım" buyurduğunu; bu mahzunluğu karşısında, Cebrail aleyhisselamın Kassas suresi 85. Ayet-i kerimesini okuyup, mübarek hatırını teselli ettiğini ve Mekke-i mükerremeye döneceğini müjdelediğini; bir avuç Eshabı ile Bedir'de, Uhud'da, Hendek'de, Hayber'de, Mute'de düşmanlara nasıl galip geldiğini hatırladı.
Şimdi, on iki bin Eshabı etrafında pervane olmuş, Mekke'ye girmek için bir emirini bekliyorlardı... Server-i alem efendimiz, bütün bunları ihsan eden Allahü teâlâya, en derin minnet ve şükran duygularıyla dolu olarak hamd etti. Tevazu ile mübarek başını önüne eğdi.
Fahr-i kainat efendimiz, kahraman Eshabını dört gruba ayırdı. Sağ kol kumandanlığına Halid bin Velid hazretlerini, sol kol kumandanlığına Zübeyr bin Avvam hazretlerini, piyadelerin başına Ebu Übeyde bin Cerrah hazretlerini, diğer gruba da Sa'd bin Ubade hazretlerini tayin eyledi.
Hazret-i Halid, Mekke'nin güneyinden girecek, müşriklerden kim karşı çıkarsa cezalarını verecek, Safa tepesinde, Fahr-i kainat efendimizle birleşecekti. Hazret-i Zübeyr, Mekke'nin kuzeyinden girecek, Hacun mevkiine bayrağını dikip Server-i alem efendimizi bekleyecekti. Batıdan, hazret-i Sa'd bin Ubade hazretleri ilerleyecekti.
Resul-i ekrem efendimiz, kumandanlarına; "Size saldırılmadıkça, asla, hiç kimseyle çarpışmaya girmeyeceksiniz. Hiç kimseyi öldürmeyeceksiniz" buyurdu.
Ancak isimleri belirtilen on beş kişiden kim yakalanırsa, Kabe'nin örtüsü altına bile gizlenseler, cezaları verilecekti.
Ramazan-ı şerifin on üçü, Cuma günü idi. Mücahidlerden en önce harekete geçen, Halid bin Velid hazretleri oldu. Mekke'nin güneyinden Handeme dağının eteklerine geldiklerinde, azılı Kureyş müşriklerinin kendilerine ok yağdırdıklarını gördü. İki mücahid, şehid olmuştu.
Hazret-i Halid, savaş düzenindeki askerlerine; "Ancak, bozguna uğrayıp kaçanlar öldürülmeyecektir?" emrini verdikten sonra, ileri atıldılar. Bir anda müşrikleri geriye püskürttüler. Çarpışma esnasında yetmiş müşrik öldürüldü. Diğerleri, dağ başlarına, evlerine kaçtılar.
Mukaddes Mekke'ye diğer yönlerden giren şanlı sahabiler, her hangi bir derenişle karşılaşmadılar. Öldürülmesi emredilenler, içinde beş tanesi yakalanıp cezaları verildi. Diğerleri ekke'den kaçtılar.
Mücahidler, büyük bir heyecanla, dalga dalga; "Allahü ekber!Allahü ekber!" tekbirleri arasında Mekke'ye giriyorlardı.