esulullahın üzüntüsünün sebebi
Efendimiz, üzüntüsünü şöyle ifade buyurdu:
"Bende gördüğünüz üzüntü, beni hüzün içinde bırakan şey, Eshabımın şehid olmaları idi.
Bu hal, onları Cennet'te karşılıklı tahtlar üzerinde oturmuş kardeşler olarak görünceye kadar devam etti.
Zeyd bin Harise, sancağı eline aldı. Nihayet şehid edildi. O şimdi Cennet'e girdi. Orada koşup duruyor. Sonra sancağı Ca'fer bin Ebi Talib aldı. Düşman ordularına saldırdı. Çarpıştı ve nihayet o da şehid oldu. O, şehid olarak Cennet'e girdi ve yakuttan iki kanat ile dilediği gibi uçup duruyor.
Ca'fer'den sonra sancağı, Abdullah bin revaha aldı. Elinde sancak olduğu halde düşmanlarla çarpıştı ve şehid oldu ve Cennet'e girdi.
Onlar, Cennet'te altından tahtlar üzerinde bana gösterildi. Ey Allah'ım! Zeyd'i magfiret eyle!.. Ey Allah'ım! Ca'fer'i magfiret eyle! Ey Allah'ım Abdullah bin Revaha'yı magfiret eyle!"
Alemlerin efendisinin mübarek gözlerinden hala yaşlar boşanıyordu. Göz yaşları arasında şöyle devam ettiler:
"Abdullah bin Revaha'dan sonra sancağı Halid bin Velid aldı. İşte şimdi harp şiddetlendi. Ey Allah'ım! O (Halid bin Velid), senin kılıçlarından bir kılıçtır. Ona yardım eyle!.." buyurdular.
Ca'fer bin Ebi Talib hazretlerinin şehid düştüğü gün bu hadiseyi anlattıktan sonra kalktılar, hazret-i Ca'fer'in evine gittiler.
Hanımı Esma evinin işlerini bitirmiş, çocuklarını yıkayıp saçlarını taramıştı. Sevgili Peygamberimiz; "Ey Esma! Ca'fer'in oğulları nerede? Onları bana getir!" buyurdular.
Esma Hatun çocukları getirince, Resulullah efendimiz onları bağrına bastı ve doya doya öpüp kokladı. Mübarek kalbleri dayanamadı, mübarek gözlerinden yaşlar sicim gibi akmaya başladı.
Bunu gören hazret-i Ca'fer'in hanımı; "Anam- babam, canım sana feda olsun ya Resulullah! Niçin oğullarıma yetimlere yaptığınız merhameti gösteriyorsunuz? Yoksa Ca'fer ve arkadaşlarından acı bir haber mi aldınız?!" diye yalvararak sordu.
Alemlerin efendisi, çok müteessir olmuştu: "Evet!.. Onlar, bu gün şehid oldular!.." buyurdu.
Hazret-i Esma validemiz de yetim yavrularını bağrına basarak ağlamaya başladı. Bu manzaraya sevgili Peygamberimiz fazla dayanamamış, oradan ayrılmışlardı.
Seadethanelerine dönen Habib-i ekrem efendimiz, zevce-i mutahharalarına, "Ca'fer'in ailesi için yemek hazırlamayı ihmal etmeyiniz!" buyurdu. Üç gün şehid ailelerine yemekler gönderildi.
Birkaç gün sonra haberciler, İslâm ordusunun Medine'ye yaklaştığını, bildirdiler. Peygamber efendimiz, Eshabı ile kalktılar, Medine'nin dışına karşılamaya çıktılar.
Uzaklardan bir toz bulutu kalkıyor, mukaddes İslâm sancağı dalgalanıyordu. Kılıç, kalkan parıltıları, etrafı ayna gibi ışıldatıyordu. Herkesde, derin bir heyecan göze çarpıyordu. Biraz sonra başlarında Halid bin Velid hazretleri olduğu halde, mücahid gaziler Medine'ye girdiler.