hde vefasızlık göstermeyiniz
Mute savaşı için toplana üç bin kişilik İslâm ordusu; "Allahü ekber! Allahü ekber!" tekbirleri arasında yürümeye başladı.
Sevgili Peygamberimiz ve Medine'de kalan sahabiler, mücahid gaziler Veda yokuşuna kadar takib ettiler.
Burada Alemlerin efendisi, mübarek İslâm ordusuna şöyle hitab ettiler: "Ben size, Allahü teâlânın emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınmanızı, yanınızdaki Müslümanlara karşı hayırlı olmanızı ve onlara iyi davranmanızı tavsiye ederim.
Allahü teâlânın yolunda, O'nun ismini söyleyerek harbediniz. Ganimet alınan mallara hıyanet etmeyiniz. Ahde vefasızlık göstermeyiniz. Çocukları öldürmeyiniz.
Orada hıristiyanların kiliselerinde, insanlardan ayrılıp kendilerini ibadete vermiş bazı kimseler bulacaksınız. Onlara dokunmaktan sakınınız!
Onların dışında, başlarında şeytanların yuvalandıkları bazı kimselere de rastlayacaksınız ki, onlara acımayınız!
Siz, kadınları, yaşlanmış pir-i fanileri öldürmeyiniz. Ağaçlara yakmayınız ve kesmeyiniz. Evleri de yıkmayınız!"
Baş kumandan Zeyd bin Harise'ye de şu nasihatta bulundular:
"Müşriklerden düşmanınla karşılaştığın zaman, onları üç husustan birine davet et!.. Eğer Müslüman olurlarsa onları, Muhacirler yurdu olan Medine'ye hicret etmeye davet et!
Davetini kabul ederlerse, Muhacirlerin sahib oldukları haklara kendilerinin de sahib olacaklarını ve onların mükellef oldukları vazifelerle kendilerinin de mükellef olacaklarını bildir.
Şayet Müslüman olup ülkelerinde oturmayı tercih ederlerse, Müslümanlardan göçebe Arablar gibi olacaklarını ve onlar hakkında uygulanan ilahi hükmün, kendileri için de uygulanacağanı harp ganimetlerinden kendilerine bir şey ayrılamayacağını ve ganimetten ancak Müslümanların yanında harbedenlerin faydalanacağını bildir!
Eğer İslâm'ı kabul etmezlerse, onları cizye vermeye davet et! İçlerinde bunu kabul edenlere dokunma! Cizye vermeye de yanaşmazlarsa, Allahü teâlânın yardımına sığınarak onlarla harb et!.."
Bu nasihatlerden sonra mücahidlerle vedalaştılar. İslâm ordusu, tekbir sadalarıyla ayrıldı. Geride kalanlar, gidenlere el sallayıp; "Allahü teâlâ sizi her türlü tehlikelerden muhafaza buyursun, yine sağ salim geri çevirsin..." diye dua ediyorlardı.
Ufuktan kayboluncaya kadar, yaşlı gözlerle arkalarından gıbta ile baktılar... Zeyd bin Harise'nin elindeki mukaddes sancak dalgalanıyor, mücahidler bilinmeyen uzun bir yolculuğa, Allahü teâlânın dinine hizmet için gidiyorlardı.
İslâm ordusu, hızla Suriye'ye doğru ilerliyordu. Yolculuk olaysız ve neş'eli geçiyordu. Mücahidler, bir an önce düşmanla karşılaşmak için sabırsızlanıyorlardı.