rtık ayrılık zamanı gelmişti
Sevgili Peygamberimiz Beytullah'a girince, mübarek sağ omuzunu açtılar. Mübarek tenlerinin güzelliği gözleri alıyor, gönülleri cezbediyordu.
Sonra; "Bugün, şu şirk ehline, kendisini güçlü ve zinde gösterecek yiğitleri, Allahü teâlâ, rahmeti ile yarlıgasın!" buyurdular.
Bunun üzerine Eshab-ı kiram sağ omuzlarını açıp, heybetli bir şekilde hızlı hızlı yürüyerek Kabe'yi üç defa tavaf ettiler.
Ancak, Rükn-i Yemani ile Hacer-ül-esved köşesi arasında ağır ağır yürüdüler. Peygamber efendimiz ve Eshabı, hacer-ül-esved'e yaklaşıyor, onu öpüyorlar veya geriden ellerini açıp, Hacer-ül-esved'e karşı tutuyorlardı.
Müşrikler, gerilerden eshabı takip ediyor, onların bu heybetli ve gösterişli yürüyüşlerine şaşıyorlardı.
Çünkü onlara, Müslümanların Medine'ye gideliden beri zayıf ve hasta düştükleri anlatılmış ve buna benzer haberler yayılmıştı. Şimdi ise, tam tersi bir hale şahid oluyorlardı ve hayretleri artıyordu.
Geri kalan dört tavaf ise yavaş yavaş, ağır ağır adımlarla yapılarak tamamlandı. Tavaftan sonra Makam-ı İbrahim'de iki rekat namaz kıldılar.
Daha sonra Safa ile Merve tepeleri arasında yedikere sa'y yaptılar. Kurbanlar kesildikten sonra, Peygamber efendimiz mübarek başını kazıttılar.
Mübarek saçları havada kapışılmıştı. Eshab-ı kiram da tıraş oldular. Böylece Resul-i ekrem sallalahü aleyhi ve sellem efendimizin tam bir bir sene önce gördüğü rüya gerçekleşti.
Umre ziyareti tamamlanmış, öğle vakti girmişti. Alemlerin efendisi, hazret-i Bilal'e, Kabe'de ezan okumasını emredince, Bilal-i Habeşi derhal emri yerine getirdi.
O, Kabe'de ezan-ı şerifi okurken, bütün Mekke çalkalanmaya başladı. Eshab-ı kiram, büyük bir huşu içinde ezanı dinliyor, hafif bir sesle onu tekrar ediyorlardı.
Bitince, Habibullah efendimiz imam oldular. Hep birlikte kılınan öğle namazının, müşriklerin kalbindeki te'siri bir başka idi.
Sevgili Peygamberimize, Ebtah'da deriden bir çadır kurulmuştu. Sahabiler de etrafındaki çadırlarda üç gün ikamet ettiler. Namaz vakitlerinde Beytullah'da toplanıyor, cemaatle namazlarını kılıyorlardı.
Diğer vakitlerde akrabalarını ziyaret ediyorlar, İslâm'ın, kendilerine bahşettiği güzel ahlak ile onlara örnek oluyorlardı.
Onlar da, Eshabın bu güzel halleri karşısında adeta eriyorlar, hayranlıklarını gizliyemiyorlardı. Bu üç gün zarfında, Mekke sanki içten fethedilmişti.
Üç gün dolmuştu... Artık ayrılık zamanı gelmişti. Akşama doğru Peygamber efendimiz; "Umre için gelen Müslümanlardan hiçbir kimse, akşamı Mekke'de geçirmeyecek, yola çıkacaktır!" buyurdu.
Herkes derlenip toparlandı ve Medine'ye doğru yola çıkıldı...