ir darbede kale kapısı yıkıldı
Fakat eğilip alacak zaman yoktu. Fırsatı kaçırmak istemeyen Yahudi, kalkanı kaptığı gibi geriye kaçtı.
Buna çok üzülen Allahü teâlânın aslanı, Zülfikar ile etrafındaki düşmanları dağıttıktan sonra, kalenin kapısını kalkan yapmaya niyetlendi.
"Bismillahirrahmanirrahim!" Diyerek, kocaman demir kapının halkalarına asıldı. Resulullahın duası bereketiyle kapının kancalarını duvarından sarstı çıkardı...
Hazret-i Ali kapıyı sökerken, kale yerinden sarsıldı. Sekiz on pehlivanın yerinden kıpırdatamayacağı bu kapıyı, tek eliyle kalkan yapıp, çarpışmağa başladı.
Karşısına peşpeşe, Yahudilerin en yiğit altı pehlivanı daha çıktı. Onları da Allahü teâlânın izni ile alt eden hazret-i Ali, kahraman arkadaşları ile kaleye girdiler.
Artık kalenin içinde çarpışılıyordu. Kısa zamanda, karşılarına çıkacak kimse kalmadı. İslâm sancağını kaleye diktiler. Böylece en muhkem kaleleri olan Natat, fethedildi.
Sevgili Peygamberimiz, hazret-i Ali'nin gözlerinden öptükten sonra; "Gösterdiğin kahramanlıktan dolayı, Allahü teâlâ ve Resulü senden razı oldu" buyurdular. Bu mübarek kelamı işiten Ali , sevincinden ağladı.
Peygamber efendimiz; "niçin ağlıyorsun?" buyurduğunda; "Canım sana feda olsun ya Resulallah! Sevincimden ağlıyorum. Zira Allahü teâlâ ve Resulü benden razı oldu" dedi.
Bunun üzerine sevgili peygamberimiz; "Yalnız ben değil, Cebrail, Mikail ve cümle melekler senden razı oldular" buyurdu.
Bu sırada Devs kabilesinden dört yüz Müslüman, Peygamber efendimize yardıma geldi. Bundan sonra, diğer kaleleri fethetmek için çarpışmalara şiddetli bir şekilde devam edildi.
Hayber'in geri kalan yedi kalesi teker teker düşürülünce, çaresiz kalan Yahudiler, hey'et göndererek sulh isteğinde bulundular. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem, bu teklifi kabul ederek şu maddeler üzerinde anlaştılar:
1- Bu gazada Müslümanlarla çarpışan Yahudilerin kanları dökülmeyecek.
2- Hayber'i terkeden Yahudiler, yanlarında sadece çocuklarını ve bir deve yükü lüzumlu ev eşyasını götürebilecekler.
3- Geri kalan taşınan ve taşınmayan malların hepsi; zırh, kılıç, kalkan, yay, ok gibi bütün silahlar, üzerlerindeki elbiseden başka giyeceklerin tamamı; kumaşlar, altınlar ve ayrıca hazineler, at, deve, koyun gibi bütün hayvanlar... ne varsa hepsi Müslümanlara kalacak.
4- Müslümanlara bırakılması gereken herhangi bir şey, hiçbir suretle gizlenmeyecek. Gizleyenler, Allahü teâlâ ve Resulünün emanından ve himayesinden dışarda bırakılacak...
Bu şartlara uymayan, hazinelerini tulumlarla toprağa gömen Kinane bin Rebi' cezalandırıldı. Ele geçen ganimetin, haddi hesabı yoktu. Hayber'in o verimli arazileri, hurmalıkları tamamen İslâm ordusuna bırakılmıştı.