altanatı kendisine de kalmayacak
Mısır Hükümdürı Mukavkıs, Peygamber efendimize, ayrıca billur bir kadeh, kokulu bal, sarık, Mısır'a mahsus keten kumaşı, öd, misk gibi güzel kokular, baston, bir kutu içinde sürmelik, gül yağı, tarak, makas, misvak, ayna, iğne ve iplik de hediye etti.
Mukavkıs, İslâm elçisi Hatib bin Ebi Beltea hazretlerinin yanına, muhafız askerler katarak gönderdi. Arabistan topraklarına ayak bastıklarında Medine'ye giden bir kafileye rastladılar.
Hatib, Mukavkıs'ın askerlerini geri çevirip, o kafileye katıldı. Hatib bin Ebi Beltea, hediyelerle Medine'ye gelip, Resulullah'ın huzuruna çıktı. Sevgili Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Mukavkıs'ın hediyelerini kabul etti. Hatib , Mukavkıs'ın mektubunu verip, sözlerini nakledince, Peygamber efendimiz; "Ne kötü adam! Saltanatına kıyamadı. Halbuki iman etmesine mani olan saltanatı ise, kendisinde kalmayacak!" buyurdular.
Mukavkıs'ın, Peygamberimize, hediye olarak gönderdiği iki cariye, Mariye ve kardeşi Sirin'di. Hatib bin Ebi Beltea , yolda bunlara Müslüman olmalarını teklif edince, kabul edip, Müslüman olmuşlardı.
Peygamber efendimiz, hazret-i Mariye validemizin Müslüman olmasına çok sevinip, onu nikahıyla şereflendirdiler. Ondan, İbrahim isminde bir oğlu oldu. Sirin'i de Eshabından Şair-i Nebi olan Hassan bin Sabit'e verdiler.
En iyi cins ve beyaza çok yakın gri tüylü iki binek hayvanından, katıra Düldül, merkebe de Ufeyr veya Yafur adı takıldı. O güne kadar Arabistan'da ak tüylü katır görülmemişti. Müslümanların ilk gördüğü ak tüylü katır, Düldül oldu. Peygamber efendimiz, hediye edilen billur kadehle su içerdi.
Mukavkıs, Peygamberimizin mektubuna çok hürmet gösterip, fildişinden yapılmış bir kutu içine koydu. Kutuyu mühürledi ve cariyelerinden birine teslim etti. (Adı geçen bu mektup 1267 (m. 1850) senesinde, Mısır'ın Ahmin bölgesinde eski bir manastırdaki Kıbt kitapları arasında bulunmuş ve Osmanlı padişahı 96. Halife Sultan Abdülmecid Han tarafından satın alınarak, İstanbul Topkapı Sarayı, Mukaddes Emanetler Bölümüne konmuştur.)