vet, O bir peygamberdir
Kainatın sultanının mektubu okununca, Mukavkıs, Efendimizin elçisi Hatib'e "Hayırlısı olsun!" dedi. Mısır hükümdarı, kumandanlarını, devlet adamlarını toplayıp, Hatib ile konuşmaya başladı:
"Anlamak istediğim bazı şeyleri soracak, bu hususta seninle konuşacağım." Hazret-i Hatib; "Buyur, konuşalım!" deyince, Mukavkıs; "Sizi gönderen zattan bana haber veriniz. O bir peygamber midir? Biraz bahset!" diye sordu.
Hazret-i Hatib de; "Evet, O bir peygamberdir" dedi. Mukavkıs; "O, böyle gerçekten peygamber ise, niçin kendisini öz yurdundan çıkarıp başka bir yere sığınmak zorunda bırakan kavminin aleyhinde beddua etmedi?"
Hazret-i Hatib; "Sen, İsa bin Meryem aleyhisselamın peygamber olduğuna inanıyorsun değil mi? O, kavmi kendisini yakalayıp, öldürmek istediğinde, buna rağmen onlara beddua etmedi ve cenab-ı Hak, onu, dünya semasına kaldırdı. Mükafatlandırdı. Halbuki, kavminin helâkı için Allahü teâlâya beddua etmesi gerekmez miydi? O böyle yapmadı" deyince, Mukavkıs; "Çok güzel cevap verdin. Gerçekten sen, hikmet sahibi zatın yanından gelen bir hakimsin. Bu gece yanımızda kal, yarın sana cevabımı vereyim" dedi.
Hz. Hatib , hazret-i Musa zamanındaki Fir'avn'ı kasdederek Mukavkıs'a dedi ki: "Senden önce, burada bir hükümdar vardı. O halkına karşı; "En büyük ilah benim!" diyerek Rab olduğunu iddia etmişti. Allah da, onu, dünya ve ahıret azablarıyla cezalandırdı ve ondan intikam aldı. Sen bundan ibret al da, başkasına ibret olma!"
Mukavkıs şöyle cevap verdi:
"Bizim için bir din vardır. Biz bu dinimizi, ondan daha hayırlısı olmadıkça bırakmayız" dedi. Hatib şöyle devam etti:
"Senin bağlı olduğun ve daha hayırlısı olmadıkça bırakmayacağını söylediğin dininden daha hayırlı olan din, hiç şüphesiz İsamiyet'tir. Biz, seni Allahü teâlânın bu son dinine, İslâmiyet'e davet ediyoruz. Allahü teâlâ dinini O'nunla tamamlamış, O'nu insanlara yeterli kılmıştır ve bu kat'idir. Bu Peygamber yalnız seni değil, bütün insanları İslâm dinine davet etti.
O zaman Kureyş, O'na, insanların en fazla tepki gösterip, kaba davrananı; Yahudiler, en çok düşmanlık edenleri; hıristiyanlar da en yakın olanları oldu. Allahü talaya yemin ederim ki, Musa aleyhisselamın, İsa aleyhisselamı müjdelemesi, ancak İsa aleyhisselamın Muhammed aleyhisselamı müjdelemesi gibidir.
Binaenaleyh, bizim seni Kur'an-ı kerime davet etmemiz, senin Yahudileri İncil'e davet etmen gibidir. Şüphesiz malumundur ki, her peygamber kendisini anlayıp idrak edecek bir kavme gönderilmiştir. Ve o kavmin, bu peygambere itaat etmesi üzerine vacib olmuştur. İşte sen de bu peygambere yetişenlerden birisin. Biz, seni bu yeni dine davet ediyoruz"
Mukavkıs kararsızdı:
"Ben bu peygamberin haline baktım. Emirlerinde ve yasaklarında asla akla uygun olmayan bir şey bulamadım. Anladığım kadarıyla O, sihirbaz, kahin ve bir yalancı değildir. Peygamberlik alametlerinden bazı halleri kendinde buldum. Gizli olan şeyleri meydana çıkarmak, bu alametlerdendir. Bazı sırlardan haber vermek, bu zattan ortaya çıktı. Hele biraz düşüneyim!" diyerek mühlet istedi.