i'at-ı Rıdvan
Kureyşin elçisi olarak gelen Huleys, utancından Resulullah efendimizin huzuruna gelemediği gibi, mübarek yüzüne dahi bakamadı. Geri Kureyş karargahına döndü. Gördüklerini anlatıp;
"Sizin, O'nu Kabe'yi ziyaretten men etmenizi doğru bulmuyorum" diye fikrini açıkça söyledi. Kureyş müşrikleri çok sinirlendiler ve Huleys'i cahillikle suçladılar.
Müşrikler, bu defa gaddarlığı ile nam salmış Mikrez bin Hafs'ı elçi gönderdiler. O da cevabını alarak geri döndü. Mikrez'in elçiliğinden sonra müşrikler, Müslümanların ani bir baskın yapmasından korkuya kapıldılar.
Peygamber efendimiz, işi yarıda bırakmak istemiyor ve Kureyşlilerce itibarlı olan bir Eshabını göndermek istiyordu. Neticede hazret-i Osman'ın gönderilmesine karar verildi
Sevgili Peygamberimiz, Osman bin Affan'a ;
"Biz buraya hiç kimse ile çarpışmak için gelmedik. Sadece Kabe-i muazzamayı tavaf ve ziyaret etmek için gelmiş bulunuyoruz. Yanımızdaki kurbanlık develeri kesip döneceğiz, diye söyle" ve "Onları İslâm'a davet et!" buyurdular.
Ayrıca, Mekke'de bulunan Müslümanlara, Mekke'nin yakın bir zamanda fethedileceğini müjdelemesini de tenbih ettiler.
Hazret-i Osman, müşriklerin yanına gidip, Peygamber efendimizin buyurduklarını aynen anlattı. Onlar, hazret-i Osman'ın teklifine de olumsuz cevap verdiler. İstediği takdirde sadece kendisinin Beytullah'ı tavaf edebileceğini söylediler.
Hazret-i Osman ise; "Resul aleyhisselam, Beytullah'ı tavaf etmedikçe, ben de etmem!" buyurdu. Buna çok kızan müşrikler, onu alıkoydular. Bu haber, Eshaba; "Osman şehid edildi!" şeklinde ulaştı.
Durumu Peygamber efendimize bildirdiklerinde çok üzüldüler ve; "Bu haber doğru ise, bu kavimle çarpışmadıkça buradan ayrılmayacağız" buyurdular.
Sonra orada bulunan Semure ismindeki ağacın altına oturup; "Allahü teâlâ, bana bi'at etmenizi emretti" buyurarak, Eshabını bi'ate davet etti.
Kahraman Eshab, elini, Peygamber efendimizin mübarek eli üzerine koyarak; "Allahü teâlâ, sana zafer ihsan edinceye kadar, önünde çarpışa çarpışa fethi gerçekleştirmek, veya bu uğurda şehid olmak üzere bi'at ettik!" diye söz verdiler.
Peygamber efendimiz, bir elini, diğer elinin üzerine koyarak orada bulunmayan hazret-i Osman namına kendi kendine bi'at etti. Resul-i ekrem efendimiz, Eshabının bu bi'atına çok memnun olup; "Ağaç altında, gerçekten bi'at edenlerden hiç biri, Cehennem'e girmeyecektir" buyurdu.
Bu bi'ate, Bi'at-ı Rıdvan denildi.
Eshab-ı kiram, artık kılıçlarını çekmiş yerlerinde duramıyor, Resul aleyhisselamın bir işaretini bekliyordu.
Bu sırada İslâm karargahını gözetleyen Kureyş casusları, mücahidlerin, sevgili Peygamberimize, bu uğurda şehidlik şerbetini içinceye kadar çarpışmak üzere bi'at ettiklerini ve hazırlık yaptıklarını görmüşlerdi. Derhal Kureyş karargahına varıp, olup bitenleri anlattılar.