öylesine bağlılık görmemişlerdi
Görüşme yapmak üzere gelen Urve, bir taraftan Peygamber efendimizi dinlerken, bir taraftan da Eshab-ı kiramın hal ve hareketlerine, birbirlerine ve Alemlerin efendisine olan davranışlarına, saygı ve hürmetlerine dikkat ediyordu.
Sevgili Peygamberimizin teklifini dinledikten sonra kalktı. Kureyşlilere bunu anlatmak üzere yürüdü. Onların yanına varıp şunları söyledi:
"Ey Kureyş topluluğu! Benim Kayser, Necaşi, Kısra gibi bir çok hükümdarların huzurlarına elçi olarak gittiğimi bilirsiniz. Yemin ederim ki, ben, şimdiye kadar, Müslümanların, Muhammed'e gösterdikleri hürmet ve saygının hiçbir hükümdara yapıldığını görmedim.
Sahabilerinden hiç biri, ondan izin almadıkça konuşmuyor, başından bir kıl düşse, kapıp bereketlenmek için koyunlarında saklıyorlar. Aldığı abdest suyunu, birbirleriyle kapışırcasına paylaşıyorlar. Yanında konuşurlarken, seslerini duyulmayacak kadar kısıyorlar. O'na olan hürmetlerinden, yüzüne bakamıyor ve gözlerini önlerine indiriyorlar. O, Eshabına bir işaret verse veya bir emirde bulunsa, can behasına da olsa, yerine getirmeye çalışıyorlar.
Ey Kureyş cemaati! Elinizi ne kadar kılıçlarınıza atsanız, bütün çarelere başvursanız onlar, Peygamberlerinin bir kılını bile size teslim etmezler. Hatta her hangi bir zararın erişmesine ve O'na kimsenin el sürmesine bile meydan vermezler. Durum budur. Bundan sonrasını iyi düşünün! Hal böyle iken, Muhammed bize iyi bir mütareke teklif ediyor, bundan faydalanın!" dedi.
Kureyşli müşrikler, bu sözleri kabul etmeyip, Urve'ye kaba davrandılar ve onu darılttılar.
Resul-i ekrem efendimiz, Kureyş karargahından bir haber gelmeyince, Hıraş bin Ümeyye'yi , tekliflerini tekrar etmek üzere elçi olarak gönderdiler. Müşrikler, İslâm elçisine çok kaba davrandılar. Devesini kesip yediler, kendisini öldürmek için üzerine yürüdüler. Ellerinden zor kurtulan Hıraş bin Ümeyye, Peygamber efendimizin huzuruna gelip durumu anlatınca, elçisine yapılan bu hakarete çok üzüldüler.
Bu sırada müşrik karargahından Ahabiş kabilesinin reisi Huleys göründü. Peygamber efendimize doğru geliyordu. Müşrikler, elçi olarak onu görevlendirmişlerdi. Sevgili Peygamberimiz Huleys'in geldiğini görünce;
"Bu gelen, kurbana saygı gösteren, Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmeye ve ibadet yapmaya özenen bir kavimdendir. Ey Eshabım! Kurbanlık develeri ona doğru sürünüz de görsün!" buyurdu.
Eshab-ı kiram, kurbanlık develeri ona doğru salıverdiler ve; "Lebbeyk! Allahümme Lebbeyk!" diye telbiye getirdiler.
Huleys, boyunları bağlı, kulakları işaretli olan kurbanlıkları görünce, uzun uzun baktı ve; "Müslümanların, Kabe'yi tavaf ve ziyaretten başka hiçbir niyetleri yok. Onları, bundan men etmek ne kadar kötü bir harekettir! Kabe'nin Rabbine yemin ederim ki, Kureyşliler, bu yanlış hareketlerinden dolayı helak olacaklardır!" demekten kendisini alamadı.
Bu sözleri işiten Alemlerin efendisi; "Evet öyledir, ey Kinane oğullarına mensub olan kardeş" buyurdu.