üşriklerin kötü niyetleri bildirildi
Büşr bin Süfyan hazretleri geri dönünce Peygamber efendimize, gördüklerini şöyle anlattı:
"Ya Resulallah! Kureyşliler, senin geldiğini haber almışlar. Korkularından etraftaki kabilelere ziyafetler çekerek, onların yardımlarını istemişler. İki yüz kişilik bir süvari birliğini keşf için size doğru yola çıkardılar. Etraftaki kabileler, bu isteği kabul edip Belden mevkiinde birleştiler. Pek çok askeri yığınak yaptılar ve sizi Mekke'ye sokmamak üzere yemin ettiler."
Bu habere, Alemlerin efendisi çok müteessir oldular :
"Kureyş helak oldu. Zaten harp onları yiyip bitirmiştir... Kureyş müşrikleri, kendilerinde bir kuvvet mi var, zannediyor? Vallahi Allahü teâlânın, yaymak için beni gönderdiği bu dini, hakim ve üstün kılıncaya, başım gövdemden ayrılıncaya kadar onlarla çarpışmaktan asla geri durmayacağım!" buyurdu.
Sonra kahraman Eshabına dönerek, bu konudaki rey ve görüşlerini sordu. Bütün benliği ile Resulullah'a kendilerini adamış olan şanlı Eshab;
"Allahü teâlâ ve Resulü daha iyi bilir. Canımız sana feda olsun ya Resulallah! Biz, Beytullah'ı tavaf etmek niyetiyle yola çıkmış bulunuyoruz. Ne bir kimseyi öldürmek, ne de çarpışmak için geldik. Ancak, Kabe'yi ziyaret etmemizi engellemek isterlerse, muhakkak onlarla çarpışır, hedefimize ulaşırız!.." dediler.
Eshab-ı kiramın bu kararlı hali, sevgili Peygamberimizin hoşuna gitti. Buyurdular ki; "Haydi, öyle ise Allahü teâlânın ism-i şerifi ile yürüyünüz!.."
Sahabiler, Peygamber efendimizin etrafında; "Lebbeyk! Allahümme Lebbeyk!.." diyerek telbiye ve; "Allahü ekber! Allahü ekber!.." diye tekbir getirerek Mekke'ye doğru ilerlemeye başladılar.
Bir öğle vaktinde Bilal-i Habeşi, sesinin bütün güzelliği ile ezan-ı şerifi okuyarak, namaz vaktinin girdiğini bildirmişti. Bu sırada, iki yüz kişilik Kureyş süvari birliği oraya yetişmiş, Mekke ile sahabilerin arasına girerek, hücuma hazır vaziyette durmuştu.
Buna rağmen, Alemlerin efendisi yüce Eshabı ile saf olup namaza durdular. Sevgili Peygamberimiz arkasında bin beş yüz civarındaki Sahabının saf halinde hareketsiz kıyamda duruşları, rükuya eğilmeleri, görülmeğe değer bir manzaraydı...
Hele, hep birlikte secdeye gitmeleri, heybetli bir dağın eğilip, doğrulmasına benziyordu. Onların, Allahü teâlânın huzurunda şerefli alınlarını toprağa sürererek tevazu göstermeleri, Kureyş süvarilerinden bazılarının kalblerine İslâmın muhabbetini düşürdü.
Eshab, selam verip namazdan çıktıklarında, Kureyş süvari komutanının; "Müslümanların bu hallerinden istifade ederek baskın yapsaydık, onların çoğunu öldürürdük!.. Onlar namazda iken niçin saldırmadık?" diye hayıflandığı, sonra da;
"Merak etmeyiniz. Nasıl olsa, canlarından ve çocuklarından da sevgili olan bir namaza daha duracaklardır!.." diyerek, bu defa fırsatı kaçırmayacaklarını arkadaşlarına bildirdi.
Onların bu sözlerini Allahü teâlâ, Cebrail aleyhisselam ile vahiy göndererek Peygamber efendimize müşriklerinin niyetlerini bildirdi.
Ayrıca ayet-i kerime gelerek, bunların bu niyetlerine karşı nasıl tetbir almaları icab ettiği bildirildi.