ayıtsız şartsız teslim oldular
Antlaşmayı yapmak üzere de, Nebbaş bin Kays ismindeki Yahudi, Resulullah efendimizin huzuruna gelip;
"Ya Muhammed! Nadiroğullarına gösterdiğiniz merhameti bize de gösteriniz. Malımız ve silahlarımız senin olsun! Yeter ki kanımızı dökmeyiniz. Çocuklarımız ve kadınlarımızla beraber yurdumuzdan çıkmamıza müsade ediniz. Silah haricinde her aile için bir deve yükü götürmemize de izin veriniz!..." dedi.
Alemlerin efendisi; "Hayır. Bu teklifi kabul edemem!" buyurdular. Bu defa da; "Malı götürmekten vaz geçtik. Kanımızı dökmeyin! Kadınları ve çocuklarımızı götürmeye izin verin!" dedi.
Sevgili Peygamberimiz; "Hayır! Kayıtsız ve şartsız hükmüme boyun eğmekten, itaat edip teslim olmaktan başka çareniz yoktur!" buyurdu.
Nebbaş Yahudisi, perişan bir halde kaleye dönüp konuşmaları nakletti. Kureyzaoğulları, bu defa büyük bir ye's ve üzüntüye gark oldular.
Liderlerinden Ka'b bin Esed, insafa gelip kavmine şu itirafta ve teklifte bulundu:
"Ey kavmim! Gördüğünüz gibi, başımıza büyük bir felaket gelip çatmış bulunuyor. Bu durumda size, üç nasihatım olacak. Bunlardan istediğinizi seçip, ona göre hareket edebilirsiniz!
Birincisi; Şu Zat'a tabi olup, peygamberliğini kabul edelim! Vallahi O'nun, Allah tarafından gönderilen ve kitaplarımızda vasıflarını gördüğümüz peygamber olduğunu hepimiz biliyoruz. Eğer O'na iman edecek olursak, kanlarımız, çocuklarımız, kadınlarımız ve mallarımız kurtulmuş olur. Bizim O'na tabi olmamamızın tek sebebi, Arablara karşı duyduğumuz kıskançlık ve O'nun İsrailoğullarından olmayışıdır. Halbuki bu, Allah'ın bileceği bir iştir. Geliniz, O'na tabi olalım!.."
Yahudiler hep birden karşı çıktılar ve; "Hayır! Biz, bunu kabul etmeyiz ve bizden başkasına tabi olmayız!" dediler.
Bu sefer Ka'b, ikinci teklifini yaptı: "Hepimiz çocuklarımızı ve hanımlarımızı öldürüp arkamızda düşüneceğimiz bir kimse kalmayınca, Müslümanların üzerine yürüyelim. Ölünceye kadar çarpışalım!.."
Yahudiler, bunu da reddettiler. Ka'b, üçüncü teklifinde; "Bu gece, Cumartesi gecesidir. Müslümanlar, bizim bu gecede çarpışmayacağımızı bildikleri için, emin ve gafil olabilirler. Kılıçlarımızı sıyırıp, kapıdan hep birlikte çıkalım. Böyle bir baskın ile belki galip gelebiliriz!.." dedi.
Yahudiler; "Biz, Cumartesi günü, çalışma yasağını kaldıramayız!" diyerek, bu teklifi de reddettiler. Sadece, içlerinden Esid ve Sa'lebe kardeşler, bir de amcalarının oğlu Esed, ilk teklifi kabul edip, Müslüman olmakla şereflendiler. Kaleden çıkıp Eshab-ı kiramın arasına girdiler.
Yahudiler, kendi aralarında uzun süre münakaşa ettiler. Neticede teslim bayrağını çekerek, Peygamber efendimizden haklarında hüküm vermek üzere bir kimseyi hakem tayin etmesini istediler.
Resulullah efendimiz de; "Eshabımdan istediğiniz kimseyi hakem seçiniz" buyurdu. Onlar da; "Biz, Sa'd bin Mu'az'ın vereceği hükme razı oluruz" dediler.
Peygamber efendimiz, kabul buyurup Sa'd bin Mu'az hazretlerinin getirilmesini emrettiler.