ünafıkların hali bildirildi
Hendek savaşına hazırlık için hendek kazılırken, münafıklar gizliden gizliye Allahın Resulü ve vadettikleri ile alay ediyorlardı. Bir fırsat bulup, bahane uydurup hendek kazmaktan kaçıyorlardı.
Bunların bu halini Cenabı Hak, ayet-i kerime göndererek, Habibine ve onun Eshabına bildirdi.
Münafıklar için inen ayet-i kerimelerde mealen buyruldu ki:
"Allahü teâlânın Resulünün davetini, kendi aranızda birbirinizi davetiniz gibi tutmayın, davetine hemen koşun ve izinsiz ayrılmayın! İçinizden, birbirinizi siper ederek gizlice kaçanlarınızı, Allahü teâlâ muhakkak biliyor.
O'nun emrinden uzaklaşıp gidenler, dünyada fitneye, ahırette de elem verici bir azaba uğramaktan sakınsınlar!
Dikkat ediniz! Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi de Allahü teâlânındır. O, sizin, hangi inanç üzerinde (mü'min veya münafık) olduğunuzu ve (münafık ve kafirlerin) kendisine döndürülecekleri kıyamet gününü de biliyor.
Allahü teâlâ onların dünyada yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allahü teâlâ her şeyi bilir." (Nur suresi: 63,64)
Hendeği kazma işine başlayalı altı gün olmuştu. Herkes işini, kendine düşen miktar kadar hendeği layıkıyla bitirmişti.
Ancak bir yer, zaman yetmediği için geniş ve derin kazılamamıştı. Peygamber efendimiz burası için endişelerini belirttiler; "Müşrikler, buradan başka bir yerden geçemezler" buyurdular. Buraya nöbetçiler koydular.
Müşrik ordusunun Medine'ye çok yaklaştığı sırada, Yahudi Nadiroğullarının reisi Huyey, Kureyş ordu kumandanına; "Medine'deki Kureyza Yahudilerinin Müslümanlarla antlaşma halinde olduklarını, ancak onların reisi Ka'b bin Esed'i aldatıp, kendi saflarına çekebileceğini bildirdi.
Kumandan da; "Ey Huyey! Hemen Ka'b bin Esed'e git. Müslümanlar ile yaptıkları antlaşmayı bozup bize yardım etsinler" dedi.
Bu antlaşmanın maddelerinden biri, "Medine'ye bir düşman ordusu taarruz ederse, Müslümanlarla birlik olup, düşmana karşı koymak" idi.
Yahudi Huyey, müşrik ordusundan ayrılıp, gece, beni Kureyza reisi Ka'b'in evine geldi. Kapıyı çalıp kendisini tanıttı ve;
"Ey Ka'b! Kureyş'in bütün ordusunu, Kinane ve Gatafanoğulları gibi nice kabileleri on bin kişilik bir ordu halinde getirmiş bulunuyorum. Artık Muhammed ve Eshabı kurtulamıyacaktır. Onları tamamen imha edinceye kadar, Kureyşlilerle buradan ayrılmamağa yemin ettik!.." dedi.
Ka'b; "Muhammed ve Eshabı öldürülemez de, Kureyş ve Gatafanlar ülkelerine dönüp gider ise, burada yalnız kalırız. Sonunda hepimizi öldürürler diye korkuyorum!.." diye endişesini bildirdi.
Huyey; "Bu korkunun gitmesi için Kureyş ve Gatafanlardan yetmiş kişi rehin istersin. Bu rehineler sende olduğu müddetçe, onlar buradan gidemezler. Şayet yenilip giderlerse, ben sizin yanınızdan ayrılmam. Size gelen felaket bana gelmiş olur" diyerek, Ka'b'ı sonra da diğer Yahudileri aldattı.
Müslümanlarla olan muahedeyi yırttırdı. Böylece antlaşma bozulmuş oldu.
Huyey, müşrik ordusuna dönüp durumu anlattı. Beni Kureyza'nın, Müslümanları arkadan vuracaklarını bildirdi.