rıların koruduğu kimse
Müşriklerin tuzağına düştüklerine anlayan, on yiğit, herşeye rağmen mücadele etmeye karar verdi. Asım bin Sabit hazretleri; "Hiçbir zaman müşriklerin himayelerini kabul etmemeğe yemin ettim. Vallahi onların himayelerine ve sözlerine kanarak teslim olmam" dedi.
Ellerini açtı; "Allah'ım! Peygamberini durumumuzdan haberdar et" diyerek dua etti. Allahü teâlâ, hazret-i Asım'ın duasını kabul buyurdu ve Resulullah efendimizi, onlardan haberdar etti.
Hazret-i Asım, müşriklere; "Biz ölmekten korkmayız. Çünkü, dinimizde basiretliyiz (ölünce şehid olur Cennet'e gideriz)" buyurdu.
Müşriklerin reisi; "Ey Asım! Kendini ve arkadaşlarını zayi etme, teslim ol!" deyince; Hz. Asım bin Sabit, okla karşılık verdi. Ok atarken;
"Ben güçlüyüm hiç eksiğim yok.
Yayımın kalın teli gerilmiştir.
Ölüm hak, hayat boş ve geçicidir.
İnsanlar er-geç Allah'a rücu' edicidir.
Eğer ben sizinle çarpışmazsam; anam,
Üzüntüsünden aklını kaybeder."
Mısra'larını okuyordu. Asım'ın sadağında yedi ok vardı. Attığı her ok ile bir müşriki öldürdü. Oku bitince, bir çoğunu da mızrağıyla delik deşik etti.
Fakat mızrağı da kırıldı. Hemen kılıcını sıyırdı, kınını kırıp attı. Bu; ölünceye kadar döğüşeceğim, teslim olmayacağım manasına geliyordu.
Sonra da; "Ey Allah'ım! Ben bugüne kadar senin dinini hıfz ettim. Senden, bu günün sonunda benim vücudumu koruyup, müşriklerden saklamanı niyaz ediyorum" diye dua etti.
Hazret-i Asım bin Sabit'in ve diğer sahabilerin; "Allahü ekber!" nidaları, dağları inletiyordu. İki yüz kişiye karşı on mücahid ölesiye çarpışıyor, yanlarına yaklaşanlar, yaptıklarının cezasını görüyorlardı.
Hz. Asım , en sonunda iki ayağından yaralanıp yere düştü. Kafirler, ondan çok korktukları için, yere düşünce bile yanına yaklaşamadılar ve uzaktan ok atarak şehid ettiler.
O gün oradaki on sahabiden yedisi şehid, üçü de esir edildi. Lıhyanoğulları, Sülafe binti Sa'd'a satmak için, Asım bin Sabit'in mübarek başını kesmek istediler. Fakat Allahü teâlâ, hazret-i Asım bin Sabit'in duasını kabul buyurduğundan, bir arı sürüsü gönderdi.
Bulut gibi Asım bin Sabit'in üzerinde durdular. Müşrikler yanına yaklaşamadı. Sonunda; "Bırakın, akşam olunca arılar dağılır, biz de başını kesip götürürüz" dediler.
Akşamleyin Allahü teâlâ şiddetli bir yağmur yağdırdı. Derelerden seller aktı ve Asım bin Sabit hazretlerinin mübarek cesedini alıp, bilinmeyen bir yere götürdü. Ne kadar aradılarsa da bulamadılar.
Bunun için müşrikler, Asım bin Sabit hazretlerinin hiçbir yerini kesmeye muvaffak olamadılar. Arıların, Asım'ı korudukları hadisesi zikredildiği zaman, hazret-i Ömer;
"Allahü teâlâ elbette mü'min kulunu muhafaza eder. Asım bin Sabit, sağlığında müşriklerden nasıl korundu ise, Allahü teâlâ da ölümünden sonra cesedini muhafaza edip, müşriklere dokundurmadı" buyurdu.
Bunun için Asım bin Sabit yad edilirken; "arıların koruduğu kimse" diye anılırdı.