avete katılanlara büyük mükafat
Uhud savaşının ertesi günü... Sabah vakti... Daha yaralar kurumamış... Yorgunluklar geçmemiş... Bu halde iken, Resulullah efendimiz harekete geçti. " Hamra-ül Eset" tarafına yürüme karara verdiler.
Medine'den dört beş saat yürüyüşlük mesafesinde bir yer burası...
Resul-i ekrem efendimiz, Medine'ye dönen Müslümanların yorgunluğundan istifade edip, müşriklerin her an geri dönüp Medine'yi basabilecekleri ihtimaline karşı böyle bir tedbir aldı.
Müslümanların harpten dolayı zayıf düşmediğini bildirmek, düşmana göz dağı vererek Medine'ye tekrar dönmelerini önlemek için, Bilal-i Habeşi'ye;
"Resulullah, size düşmanı takip etmeyi emrediyor! Dün, Uhud'da bizimle beraber çarpışmaya katılanlar geleceklerdir, de!" buyurdu.
O da, Eshaba bu emri duyurunca, çoğu yaralı oldukları halde derhal hazırlandılar. Hatta ağır yaralı olan Abdullah ile Rafi isimli kardeşler, Resul-i ekrem efendimizin bu davetini işitir işitmez, bütün ağrı ve sızılarına rağmen;
"Resulullah ile gazaya çıkma fırsatını kaçıracak mıyız yoksa?!" diyerek, mücahidlerin saflarına koştular.
Başta Allahın Resulü olmak üzere ve hepsi bir gün Uhud savaşına girmiş altıyüzden fazla sahabi derhal toplandılar.
Sevgili Peygamberimiz, hemen yola çıkıp şanlı Eshabıyla, müşrikleri takibe başladılar. Revha denilen mevkide, müşriklerin toplanarak, Medine'ye baskın yapmak ve Müslümanları yok etmek için karar aldıklarını öğrendiler.
Bu tedbirlerinin de, Peygamber efendimizin bir mucizesi olduğu ortaya çıktı.
Müşrikler, Resul-i ekrem efendimizin üzerlerine doğru geldiğini duyunca, korkarak, bulundukları yeri terk edip, Mekke'ye döndüler.
Peygamber efendimiz, onları Hamra-ül Esed denilen yere kadar takib ettiler. Müşriklerden iki kişi yakalandı. Burada üç gün kaldılar, sonra Medine'ye geri döndüler.
Allahü teâlâ, Hamra-ül Esed'e giden bu şerefli Eshabı, ayet-i kerimesinde mealen şöyle medhetti:
"Yaralandıktan sonra, yine Allahü teâlânın ve Peygamberinin davetine koşanlar ve hele onlardan iyilik edip fenalıktan sakınanlar için, çok büyük bir mükafat vardır" (Al-i İmran suresi: 172)
Bu harekatla, Resulullah efendimiz, etrafı sindirdiler ve Kureyş döküntülerinden Muaviye bin Mugiyre ile Bedir'de esir düşmüş iken fidyesiz salıverilenlerden, bir daha İslâm aleyhine hiçbir harekete katılmayacağını taahhüt ve sonra ahdine hıyanet eden bir şair öldürülerek cezası verildi.
Bu sefer beş gün sürdü... Beşinci gün geri dönüldü.
Uhud'da, sevgili Peygamberimizi öldürmeye yemin edenlerden İbn-i Kamia, Mekke'ye döndüğünde, bir gün koyunlarına bakmak için dağa çıkmıştı.
Dağın tepesinde koyunlarını buldu. İçlerinden bir koç, süratle koşarak İbn-i Kamia'ya toslamağa başladı. Vura vura İbn-i Kamia'yı parçalayarak öldürdü.
Abdullah Şihab-ı Zühri'yi de, Mekke'ye giderken, beyaz benekli bir yılan ısırarak öldürdü. Peygamber efendimize kasdedenlerin hepsi bir sene içinde cezalarını görüp Cehennemi boyladılar.