azret-i Talha'nın fedakarlığı
Uhud'a müşrikler her taraftan saldırıyorlardı. Peygamberimize ulaşmak istiyorlardı. İyice yaklaştıkları bir sırada, Peygamberimiz; "Şunları kim karşılar, kim durdurur?" buyurdu. Talha bin Ubeydulah hazretleri; "Ben! Ya Resulallah!" deyip, ileri atılmak istedi.
Resul-i ekrem efendimiz, yine; "Şunlara kim karşı koyar?" buyurdular. Herkesten önce, yine Talha hazretleri çıktı.
Peygamber efendimiz; "Senin gibi daha kim var?" diye sorunca, Ensardan bir mübarek; "Ben karşılarım ya Resulallah" dedi. Peygamberimiz; "Haydi onları sen karşıla" buyurdular.
O da müşriklerle çarpışa çarpışa şehid oldu. Bu şekilde Peygamber efendimizin o anda yanında bulunan bütün sahabiler, vuruşa vuraşa şehadete erdiler.
Kainatın sultanı efendimizin o anda yanında Talha bin Ubeydullah hazretlerinden başka kimse kalmamıştı. Hazret-i Talha, Resulullah'a bir zarar erişir diye endişe ediyor, dört tarafa birden yetişiyor, müşriklerle kıyasıya çarpışıyordu.
Onun bu kadar seri kılıç sallaması, bir anda Resulullah'ın her tarafındaki düşmana karşılık vermesi, ok, mızrak ve kılıç darbelerine karşılık vermesi, ok, mızrak ve kılıç darbelerine vücudunu kalkan yapması eşine rastlanmayacak bir hadiseydi.
Hazret-i Talha, pervane gibi dönüyor, kendisine değen kılıçlara hiç aldırmıyordu. Dileği, Kainatın sultanını korumak, bu uğurda diğer kardeşleri gibi şehid olmaktı. Vücudunda yara almadık yer kalmamıştı, elbisesinde kandan başka bir şey görünmez olmuştu.
Fakat o buna rağmen dört tarafa birden yetişiyordu. O sırada Hazret-i Ebu Bekir ve Sa'd bin Ebi Vakkas hazretleri, Resul-i ekrem efendimizin yanına yetiştiler. Yiğitlerin efendisi hazret-i Talha da bu arada kan kaybından sıcak toprağa düşüp bayıldı.
Her yeri kılıç, mızrak ve ok darbeleriyle delik deşikti. Altmış altı büyük, sayılamaycak kadar da küçük yarası vardı. Sevgili Peygamberimiz, hazret-i Ebu Bekir'e, hemen hazret-i Talha'ya yardıma koşmasını emrettiler.
Hz. Ebu Bekir-i Sıddik, hazret-i Talha'nın ayılması için mübarek yüzüne su serpti. Talha bin Ubeydullah hazretleri ayılır ayılmaz; "Ya Eba Bekir! Resulullah ne yapıyor?" diyerek, sevgi ve bağlılığın en güzelini gösterdi.
Resul-i ekremi sevmek, canını, O'nun mübarek vücuduna feda etmek ancak bu kadar olurdu. Hazret-i Ebu Bekir; "Resulullah iyidir. Beni O gönderdi" deyince, Hz.Talha rahat bir nefes alıp; "Allahü teâlâya sonsuz şükürler olsun. O sağ olduktan sonra her müsibet hiçtir" dedi.
O sırada birkaç sahabe daha yetişmişlerdi. Alemlerin efendisi, hazret-i Talha'nın yanını teşrif ettiler. Yaralı mücahid, Resulullah'ı sağ olarak görünce, sevincinden ağladı. Peygamber efendimiz, onun vücudunu sıvazladıktan sonra, ellerini açıp; "Allah'ım! Ona şifa ver, kuvvet ihsan eyle" diye dua buyurdular. Resul-i ekrem efendimizin bir mucizesi olarak, hazret-i Talha sapa sağlam ayağa kalktı ve tekrar düşmanla harbetmeye başladı.
Sevgili Peygamberimiz onun için; "Uhud günü, yer yüzünde sağımda Cebrail'den, solumda da Talha bin Ubeydullah'dan başka bana yakın bir kimsenin bulunmadığını gördüm." buyurdular.