esulullahın rüyası
Peygamber efendimiz müşriklerin üç bin kişilik ordu ile yola çıkmak üzere olduklarını öğrenince, durumu incelemek üzere birkaç arkadaşına vazife verdi. Bu sahabiler, Mekke'ye doğru yol aldılar. Yolda müşrik ordusunun geldiğini haber alarak araştırmaya koyuldular. Kısa zamanda işlerini bitirerek süratle Medine'ye döndüler. Gördükleri ve elde ettikleri bilgiler ile gelen mektup birbirine uyuyordu.
Alemlerin efendisi, derhal hazırlığa başladı. Ayrıca ani bir baskına uğramamak için, Medine'nin çevresine nöbetçiler koyarak, tedbir aldı. Eshab-ı kiram, kısa zamanda toparlanarak, hazırlıklarını bitirdi. Evde kalanlarla vedalaşıp helallaşarak, Sultan-ı enbiya efendimizin etrafında toplandılar.
O gün Cuma idi. Peygamber efendimiz, Eshabına Cuma namazını kıldırdı. Hutbede Allahü teâlânın dinini yaymak için cihad etmenin, Allah rızası için çarpışmanın ehemmiyeti üzerinde durdular. Bu uğurda ölenlerin şehid olup, Cennet'e gideceğini müjdelediler. Düşman karşısında sebat edenlere, güçlüklere karşı göğüs gerenlere, Allahü teâlânın yardım edeceğini haber verdiler.
Resul-i ekrem efendimiz, Eshab-ı kiramıyla harbin nerede yapılması gerektiği üzerinde istişare etmek istediğini ve o gece gördüğü bir rüyayı anlattılar. Buyurdular ki:
"Rüyamda, kendimi sağlam bir zırh içinde gördüm. Kılıcım Zülfikar'ın ağzında bir gedik açıldığını, boğazlanmış bir sığırı, arkasından da bir koçun getirildiğini gördüm."
Eshab-ı kiram; "Ya Resulallah! Bu rüyayı nasıl yordunuz?" diye sorduklarında ise şöyle tabir ettiler; "Sağlam zırh giymek, Medine'ye, Medine'de kalmaya işarettir. Orada kalınız... Kılıcımın ağzında bir gedik açıldığını görmem, bir zarara uğrayacağıma işarettir. Boğazlanmış sığır, Eshabımdan bazılarının şehid düşeceğine işarettir. Onun arkasından bir koçun getirilmesine gelince, koç, askeri bir birliğe işarettir ki, inşaallah zafer bizim olacaktır!" Başka bir rivayette de; "Rüyamda kılıcımı yere çarptım, ağzı kırıldı. Bu Uhud günü Eshabımdan bazılarının şehid düşeceklerine işarettir. Kılıcımı tekrar yere çarptım, eski düzgün haline döndü. Bu da, Allahü teâlâdan bir feth geleceğine, mü'minlerin toplanacağına işarettir" buyurdu.
Resulullah kendisine vahiyle bildirilmeyen hususlarda, Eshabıyla istişare yapar, ona göre hareket ederdi. Düşmanı nerede karşılamak lazım geldiği üzerinde, Eshabdan bazıları; "Medine'de kalarak müdafaa savaşı yapalım" dediler.
Bu teklif, Peygamber efendimizin arzularına da uygundu. Hazret-i Ebu Bekir, Ömer, Sa'd bin Mu'az gibi Eshabın büyükleri, Peygamber efendimiz gibi düşünüyorlardı.
Ancak Bedir gazasında bulunamayan kahraman ve genç sahabiler; Bedir gazasına katılan sahabilerin kazandığı ecir ve sevabı, Bedir şehidlerinin ulaştığı yüksek dereceleri Peygamber efendimizden işittikçe, o harpde bulunamadıklarına son derece üzülmüşlerdi.
Bunun için düşmanı Medine dışında karşılamak ve göğüs göğüse çarpışmak istiyorlardı. Hazret-i Hamza, Nu'man bin Malik, Sa'd bin Ubade bunlardan idi.