afer haberi Medine'ye ulaştı
Resulullah efendimizin şairi olan Abdullah bin Revaha Medine'ye ulaşıp, Bedir'de elde edilen sevinçli haberi şiir şeklinde herkese duyuruyordu.
"Ey Ensar cemaati! Size müjdelerim ki,
Sağ ve selamettedir, Allah'ın Peygamberi.
Müşrikler öldürüldü ve esir edildiler,
Var esirler içinde, çok şöhretli kişiler.
Rebia ve Hacac'ın oğulları bittamam,
Öldürüldü hem Bedir'de, Ebu Cehl Amr bin Hişam" diyerek yüksek sesle zaferi müjdeliyordu.
Hazret-i Asım bin Adiy; "Ey İbn-i Revaha! Söylediğin gerçek mi?" diye sordu. Abdullah bin Revaha; "Evet, vallahi gerçektir! İnşaallah, yarın Resulullah da, ellerinden bağlanmış esirlerle birlikte gelecektir!" buyurdu.
O gün, sevgili Peygamberimizin kızı hazret-i Rukayye vefat etmişti. Efendisi hazret-i Osman, cenaze namazını kıldırmıştı. Bu üzüntü üzerine gelen zafer haberi, onları biraz ferahlatmıştı.
Peygamber efendimiz Eshabıyla Bedir zaferini kendisine ihsan eden Allahü teâlâya hamd edip, şükür secdesine kapandıktan sonra, Medine-i münevvereye doğru esirlerle birlikte yola çıktılar.
Daha önce müjdeyi veren Abdullah bin Revaha ile Zeyd bin Harise Bedir gazasında olanları ve kimlerin şehid olduğunu anlatmışlardı. Medine'de kalan çocuklar, kadınlar, vazifeliler zafer için çok sevinmişlerdi. Peygamber efendimizi karşılamaya çıktılar.
Şehid olanların içinde Harise bin Süraka da vardı. Hazret-i Harise'nin annesi Rebi, oğlunun havuzdan su içerken, bir düşman okuyla vurulup şehid olduğunu öğrenmişti. Rebi validemiz, bu haberi işittiğinde; "Resul aleyhisselam gelmedikçe oğlum için ağlamam. Saadetle Medine'yi teşrif ettiklerinde, kendisine sual ederim. Eğer oğlum Cennet'te ise hiç ağlamam. Yok eğer Cehennem'de ise, gözlerimden yaş yerine kanlar dökerim" demişti.
Sevgili Peygamberimiz, mübarek Eshab-ı kiramıyla Medine'yi teşrif ettiklerinde, Rebi hatun huzurlarına varıp; "Anam-babam sana feda olsun ya Resulallah! Oğlum Harise'ye olan muhabbetimi bilirsin. Acaba şehid olup Cennet'e girmiş midir? Eğer böyle ise, sabredeyim. Yok öyle değilse, gözümden kanlı yaşlar dökeyim" dedi.
Habib-i ekrem efendimiz ona; "Ey Ümmü Harise! Senin oğlun bir değil, birden çok Cennet'tedir. Onun yeri Firdevs'tir" buyurarak müjde verdiler. Bunun üzerine Rebi; "Artık oğlum için ağlamam" dedi.
Kainatın sultanı, bir kap ile su istediler. Merhamet buyurup mübarek elini suya sokup çıkardılar. Bu suyu hazret-i Harise'nin annesi ve kız kardeşine içirdiler. Ayrıca bu suyu, onların başlarına ve yüzlerine sürdüler. O günden sonra Rebi ve kızının yüzleri pek nurlu idi. Ömürleri de çok uzun oldu.
Kainatın efendisi, Medine'ye getirilen yetmiş esiri, Eshabı arasında paylaştırarak iyi muamele yapılmasını emir buyurdular. Esirlerin akıbeti hakkında, Allahü teâlâdan henüz bir vahiy gelmemişti.
Resulullah efendimiz, Eshabıyla istişare ettikten sonra esirlerin, fidye karşılığında serbest bırakılması kararına vardılar. Her esirin mal varlığına göre, fidye mikdarı tesbit edildi. Parası olmayanlardan okuma yazma bilenler, Medine'de okuma yazma bilmeyen on kişiye okuma ve yazmayı öğretecek, ondan sonra Mekke'ye gidebileceklerdi. Esirler arasında, Peygamber efendimizin amcası Abbas da vardı.