iğerparelerini feda ettiler
Fahr-i alem efendimiz, Ordusu ile Bedir'e doğru ilerlerken, onlarla istişare yapıp, Eshabının kendisine olan bağlılığını ve heyecanını görünce çok sevindi. Onlara;
"Haydi, yürüyünüz! Allahü teâlânın lütfu ile şad olunuz. Vallahi, şimdi ben, sanki Kureyş kavminin harp meydanında vurulup düşecekleri yerlere bakıyor, onları görüyorum!" buyurarak, müjde verdi. Bu müjde üzerine, Eshab-ı kiram aşk ile Resulullah efendimizin peşinden yürüdüler.
Bedir'in çevresine ulaştıklarında Cuma gecesi idi. Sevgili Peygamberimiz, Eshabına; "Şu küçük tepenin yanındaki kuyu başından, bir takım bilgiler elde edebileceğinizi umarım" buyurdular. Allahü teâlânın aslanı hazret-i Ali, Sa'd bin Ebi Vakkas, Zübeyr bin Avvam ve bazı Eshabını oraya gönderdiler.
Hazret-i Ali ve arkadaşları derhal kuyunun başına gittiler. Orada Kureyş'in devecilerini ve sucularını gördüler. Onlar Müslümanları görünce kaçtılar. Fakat içlerinden ikisi yakalandı. Bunların biri Hacacoğullarının kölesi Eslem, diğeri de As bin Sa'idoğullarının kölesi Ariz Ebu Yesar idi.
Peygamber efendimizin huzuruna getirdiklerinde, Resulullah onlara sordu:
- Kureyş nerededir?
- Şu görünen kum tepesinin arkasına kondular.
- Kaç kişiler?
- Bilmeyiz.
- Günde kaç deve kesiyorlar?
- Bir gün dokuz, bir gün on.
- Demek ki, binden az, dokuz yüzden fazladırlar.
- Kureyş eşrafından kimler var?
- Utbe, Şeybe, Haris bin Amr, Ebü'l-Bühteri, Hakim bin Huzam, Ebu Cehil, Ümeyye bin Halef...
Resulullah efendimiz, Eshabına dönüp; "Mekke ehli, ciğerparelerini size feda etti" buyurdular.
Sonra o iki kimseye tekrar sordular:
- Gelirken Kureyş'ten geri dönen oldu mu?
- Evet. Beni Zühre'den Ahnes bin Ebi Şerik geri döndü.
- O, doğru yolda değilken, ahıret, Allahü teâlâ ve kitap bilmezken; Beni Zührelere doğru yolu göstermiştir... Onlardan başka geri dönen oldu mu?
- Adiy bin Ka'b oğulları döndü!
Kan dökülmemesi için Peygamber efendimiz, hazret-i Ömer'i, son bir defa ikaz için, Kureyşlilere antlaşmaya gönderdi. Ömer bin Hattab onlara;
"Ey inatçı kavim! Resul aleyhisselam buyurur ki: "Herkes bu işten vazgeçsin. Selametle geri dönsün. Zira sizden başkası ile çarpışmak, bana, sizinle çarpışmaktan daha makbuldür!.." dedi.
Bu teklif karşısında Kureyş müşriklerinden Hakim bin Huzam ileri çıkıp; "Ey Kureyşliler! Muhammed size çok insaflı davrandı. İstediğini derhal kabul ediniz. Eğer, dediğini yapmazsanız, yemin ederim ki, bundan sonra size hiç insaf etmez!.." dedi.
Ebu Cehil, Hakim'in bu sözüne kızarak; "Bunu asla kabul etmeyiz ve Müslümanlardan intikam almadıkça, geri dönmeyiz. Ta ki, bir daha kimse, kervanımıza taarruz edemesin!.." dedi ve barış yollarını kapadı. Hazret-i Ömer geri döndü.