avaşta ısrar ediyorlardı
Müşrik kafilesinin reisi Ebu Süfyan, Bedir'den epeyce uzaklaşmış, Mekke'ye doğru bir hayli yol almıştı. Tehlikenin kalktığından emin olunca, Kays bin İmri-ül-Kays ismindeki adamını Kureyş'e gönderip;
"Ey Kureyşliler! Siz kervanınızı, adamlarınızı ve mallarınızı muhafaza etmek için Mekke'den yola çıkmıştınız. Biz tehlikeden kurtulduk. Artık geri dönünüz!.." dedi. Ayrıca; "Müslümanlarla çarpışmak üzere Medine'ye gitmekten sakının!" diye tavsiyede bulundu.
Kays, müşrik ordusuna haberi getirdiğinde, Ebu Cehil; "Yemin ederim ki, Bedir'e varıp üç gün üç gece şenlik yapıp, develer boğazlar, şarab içeriz. Etraftaki kabileler bizi seyrederek, halimize imrenirler ve hiç kimseden korkmadığımızı görürler. Bundan sonra, heybetimizden, kimse bize saldırmaya cesaret edemez. Ey yenilmez Kureyş ordusu! Yürüyün..." dedi.
Kays, Ebu Cehil'in söz dinleyecek halde olmadığını görüp, geri döndü ve durumu Ebu Süfyan'a bildirdi. İleriyi gören ve tedbirli bir kimse olan Ebu Süfyan;
"Eyvah! Yazık oldu Kureyş'e!.. Bu Amr bin Hişam'ın (Ebu Cehil'in) bir planıdır. Bu işi mutlaka insanlara baş olma sevdasıyle yaptı. Halbuki böyle azgınlık, her zaman büyük bir eksiklik ve uğursuzluktur. Eğer Müslümanlar onlara rastlarsa, Kureyş'in vay haline!.." demekten kendini alamadı. Kervanı sür'atle Mekke'ye ulaştırıp, orduya yetişti.
Bu sırada, Server-i kainat efendimiz, Eshabıyla Bedir'e yaklaşıyorlardı. Bir ara, Medineli müşriklerden Hubeyb bin Yesaf ile Kays bin Muharris'i İslâm ordusunun arasında gördüler.
Hubeyb'in başında demir tolgası olduğu halde tanıdılar ve hazret-i Sa'd bin Mu'az'a; "Bu, Hubeyb değil midir?" buyurdular. O da; "Evet, ya Resulallah!" dedi.
Hubeyb harp san'atını bilen, yiğit bir pehlivandı. Kays ile Resulullah efendimizin huzur-ı şerifine geldiler. Peygamberimiz onlara; "Siz, bizimle niçin geliyorsunuz?" buyurdular. Onlar da; "Sen, bizim kızkardeşimizin oğlusun ve komşumuzsun. Biz de kavmimizle birlikte ganimet toplamak üzere geliyoruz!" dediler.
Efendimiz, Hubeyb'e; "Sen Allahü teâlâya ve Resulüne iman ettin mi?" buyurunca; "Hayır" dedi. Resul aleyhisselam; "Öyle ise geri dön! Bizim dinimizde olmayan, bizimle beraber olamaz" buyurdu.
Hubeyb; "Benim yiğitliğimi, kahramanlığımı ve düşmanın bağrında yaralar açan bir pehlivan olduğumu herkes bilir. Ganimet için senin yanında, düşmanına karşı harb ederim" dedi.
Peygamber efendimiz, onun yardımını kabul buyurmadı.
Bir müddet gidince Hubeyb, isteğini tekrarladı, fakat Peygamberimiz, Müslüman olmadıkça arzusunun kabul edilemeyeceğini bildirdi.
Revha mevkiine geldiklerinde Hubeyb, Resulullahın huzuruna gelip;
"Ya Resulallah! Allahü teâlânın, alemlerin rabbi olduğuna ve senin peygamberliğine inandım, iman ettim" dedi.
Server-i kainat efendimiz çok sevindiler. Kays da, Medine'ye döndükten sonra imanla şereflendi .