lk ganimet
Müslümanlara, müşriklerle mücadele izni çıkınca, seriyyelerin, küçük birliklerin arkası kesilmedi. Ubeyde bin Haris hazretlerinin emrine altmış veya seksen kadar asker verilerek, Rabig'e gönderildi. Müşrikler, Müslümanlardan korkarak selameti kaçmakta buldular.
Peygamber efendimiz bir gün, Kureyş müşriklerini gözetlemek üzere, Nahle'ye seriyye tertip etmek istediler. Gönderilecek askerlere de Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretlerini kumandan yapmayı istediler.
Ebu Ubeyde bin Cerrah, bu emri alınca, Peygamberimizden uzak kalmanın acısıyla ağlamaya başladı. Resulullah, onun yerine Abdullah bin Cahş hazretlerini emir tayin ettiler.
Abdullah bin Cahş, İslâmiyeti heyecanla yaşayan zatlardandı. Müslüman olduğu zaman, kafirler kendisine akla gelmedik işkence yapmalarına rağmen, onlara iman gücü ile karşı koymuş, eza ve cefalarına metanetle katlanmıştı.
Bu sebeple Peygamber efendimiz, onun için Eshabına; "... Açlığa ve susuzluğa en çok dayanan ve katlananınızdır" buyurmuştu. Abdullah bin Cahş, Resulullah efendimizin şehidler için verdiği müjdeleri duyarak, hep şehadete can atmıştı. Harplerde en önde kahramanca çarpışırdı.
Hazret-i Abdullah bin Cahş anlatır:
"O gün, Resul aleyhisselam yatsı namazını kılınca, "Sabah erkenden yanıma gel. Silahın da yanında olsun. Seni bir tarafa göndereceğim" buyurdu. Sabah olunca, mescide gittim. Kılıcım, yayım, oklarım ve çantam üzerimde, kalkanım da yanımda idi.
Resul aleyhisselam, sabah namazını kıldıktan sonra evine döndüler. Ben daha önce geldiğim için kapının önünde bekliyordum. Muhacirlerden benimle gidecek birkaç kişi buldu. "Seni bu kişilerin üzerine kumandan tayin ettim" buyurarak, bir mektup verdi. "Git! İki gece yol aldıktan sonra mektubu aç. Onda yazılanlara göre hareket et" buyurdu.
"Ya Resulallah! Hangi tarafa gideyim?" diye sordum. "Necdiye yolunu tut. Rekiye'ye, kuyuya yönel!" buyurdu. Abdullah bin Cahş, Nahle seferine memur edildiği zaman, kendisine ilk defa, Emir-ül-mü'minin sıfatı verildi.
İslâmda ilk defa bu isimle anılan emir, o oldu. Sekiz veya on iki kişilik bir birlik ile, iki gün sonra Melel mevkiine vardıklarında, açtığı mektupta;
"Bismillahirrahmanirrahim. Bu mektubu gözden geçirdiğin zaman, Mekke ile Taif arasındaki Nahle vadisine ininceye kadar, Allahü teâlânın ismi ve bereketiyle yürüyüp gidersin. Arkadaşlarından hiç birini, seninle birlikte gitmeye zorlamayasın! Nahle vadisindeki Kureyşilerin kervanını gözetleyip denetleyesin. Onların haberlerini bize bildiresin" yazılıydı.
Emir-ül-mü'minin hazret-i Abdullah bin Cahş, mektubu okuduktan sonra;
"İşittim ve itaat ettim. Allahü teâlânın ve sevgili Resulünün emrini yerine getireceğim" diyerek mektubu öpüp, başına koydu.
Arkadaşları da hep birden; "Allahü teâlâya, Resulullaha ve sana itaat edicileriz. Nereye istersen, Allahü teâlânın bereketi üzere yürü" diye cevap verdiler. Harekete geçip Nahle'ye vardılar.
Bu sırada, bir Kureyş kafilesi geçiyordu. Develeri yüklü idi. Mücahidler, kafileye yaklaşarak onları İslâma davet ettiler. Kabul etmeyince çarpışmağa başladılar. Galip geldiler. Müşriklerin bütün malı mücahidlere kaldı.
Abdullah bin Cahş, bu ganimet mallarının beşte birini Resulullah efendimize ayırdı. Bu, Müslümanların aldıkları ilk ganimetti.