llah bizimle beraberdir
Müdlicoğulları Kudeyd'de, toplandılar. Aralarında Süraka bin Malik de vardı. O sırada Kureyş'in adamlarından biri gelip, Süraka'ya; "Ey Süraka! Yemin ederim ki, ben az önce, sahile doğru giden üç kişilik bir kafile gördüm. Onlar herhalde Muhammed ile Eshabıdır" dedi.
Süraka, durumu anladı. Fakat, ortaya çok fazla mükafat konulduğu için, bunu tek başına elde etmek istiyordu. Bu sebeple başkasının haberdar olmasını arzu etmiyordu. "Hayır, o senin gördüğün kimseler, filan kişilerdir. Biraz önce geçmişlerdi. Onları biz de gördük" diyerek, önemli bir şey yokmuş gibi konuştu.
Süraka bin Malik, biraz daha bekledi. Dikkat çekmeden evine geldi. Hizmetçisine, atını ve silahını alıp vadinin arkasında kendisini beklemesini söyledi. Orada atına binip koşturmağa başladı. Yoluna devam ederek, nihayet izlerini buldu.
Yaklaşınca birbirlerini iyice görebiliyorlardı. Hatta Süraka, Peygamber efendimizin okuduğu Kur'an-ı kerimi bile işitiyordu. Fakat, Resul-i ekrem arkalarına hiç bakmıyorlardı.
Hazret-i Ebu Bekir geriye bakınca, Süraka'yı görüp, telaşa kapıldı. Peygamber efendimiz ona, mağaradaki gibi; "Üzülme, Allahü teâlâ bizimle beraberdir" buyurdu.
Süraka, Peygamber efendimize saldırabilecek kadar yaklaştı. "Ya Muhammed! Seni, bugün benden kim koruyacak!" dedi. Server-i alem efendimiz de; "Beni, Cebbar ve Kahhar olan Allahü teâlâ korur" cevabını verdi.
O sırada Süraka'nın atı, iki ön ayaklarıyla dizlerine kadar yere battı. Bundan kurtulup, tekrar saldırmaya teşebbüs edince, atının ayakları yine yere saplandı. Süraka, atını ne kadar zorladıysa da, onu bir türlü kurtaramadı. Başka yapacağı hiçbir şey yoktu.
Çaresiz kalınca, şefkat ve merhamet sahibi olan Resulullah efendimize yalvarmaya başladı. Bütün olgunlukları ve iyi ahlakı kendisinde toplayan, üstün ahlak ve yaratılış üzere olan Peygamberimiz onun bu dileğini kabul etti.
Süraka; "Ya Muhammed! Muhafaza olunduğunu anladım. Dua et de kurtulayım. Bundan sonra sana asla zarar vermem. Senin peşine düşenlere de senden hiç bahsetmiyeceğim" diyordu.
Kainatın efendisi; "Ya Rabbi! Eğer o sözünde doğru ve samimi ise, atını kurtar" diye dua edince, Allahü teâlâ bu duayı kabul buyurdu.
Süraka bin Malik'in atı, ancak bu duadan sonra çukurdan kurtulabilmişti. Süraka, hayretler içerisinde kaldı ve bütün bu olup bitenlerden, Muhammed aleyhisselamın daima korunmakta olduğunu anladı. Pek çok şeye şahid olmuştu.
Sonunda; "Ya Muhammed! Ben Süraka bin Malik'im! Benden asla şüpheniz olmasın. Size söz veriyorum. Bundan sonra beğenmediğiniz hiçbir işi yapmıyacağım. Kavmin, seni ve arkadaşlarını yakalayana çok mükafat vereceğini va'detti" dedi ve Kureyş müşriklerinin yapmak istediklerini birer birer anlattı.
Hatta, onlara yol azığı ve binmek için deve vermek istediyse de, sevgili Peygamberimiz kabul etmedi ve ona: "Ey Süraka! Sen İslâm dinini kabul etmedikçe, ben de senin deveni ve sığırını arzu etmem, istemem. Sen bizi gördüğünü gizli tut, yeter" buyurdu.
Süraka bundan sonra izi üzerine geri döndü. Başından geçenleri karşılaştığı kimselere de anlatmadı...(Süraka daha sonra Müslüman olmakla şereflendi.)