enden şereflisi olamaz
Sevgili Peygamberimiz her sene, Kabe'yi ziyarete gelen kabileleri dine çağırıyor... Onların Cehennem ateşinden kurtulup ebedi saadete kavuşmaları için çalışıyor ve her türlü hakarete aldırmadan, peygamberlik vazifesini yerine getirmeye devam ediyor...
Kabilelerin konak yerlerinde duruyor, gelenlere;
"Allahü teâlânın, peygamberlik vazifesini yerine getirinceye kadar beni barındıracak ve bana yardım edecek kim var? Böylece, kendisine Cennet verilsin" buyuruyor.
Fakat ne barındıracak ve ne de yardım edecek bir kimse bulunuyor...
Bi'setin (peygamberliğinin) on birinci senesi idi. Panayırda, Kabe'yi ziyaret için gelen Medine halkından bir toplulukla karşılaştı.
Onlara sordu:
- Sizler kimlersiniz?
Cevap verdiler:
- Medineliyiz, Hazrec kabilesindeniz...
Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib'in annesi Selma Hatun da, Hazrec kabilesinin Neccar oğulları koluna mensuptu.
Peygamberimiz, Hazrecli bu altı kişi ile bir müddet oturup, onlara İbrahim suresinin 35-52. ayet-i kerimelerini okudu ve İslâmiyet'i anlattı. Bu dine girmeleri için davette bulundu.
Kabilesinin büyüklerinden ve Medine'de yaşayan Yahudilerden, yakında bir peygamberin geleceğini duyan bu insanlar, Resul-i ekrem efendimiz, kendilerini dine çağırınca, birbirlerine bakıştılar.
Sonra; "Yahudilerin haber verdiği, işte bu peygamberdir!" diye aralarında konuştular.
Medine'de öteden beri Evs ve Hazrec kabileleri, Yahudilere düşman olup fırsat buldukça birbirlerine saldırırlardı. Yahudilerden önce Müslüman olup, İslâmiyet'le şereflenirlerse, onlara galip geleceklerine ve Medine'den çıkarabileceklerine inanıyorlardı.
Bu sebeple hemen Resulullah'ın huzurunda Kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldular. Peygamber efendimize de;
"Ya Resulallah! Biz, kavmimizi, Yahudilere karşı savaşır halde bırakmıştık. Ümid edilir ki, Allahü teâlâ, onları da zat-ı alinizin sayesinde iman ile şereflendirir. Biz, döner dönmez onları ve kavmimizi senin peygamberliğini kabul etmeye davet edeceğiz. Bu dinden kabul ettiğimiz şeyleri onlara da anlatacağız. Eğer Allahü teâlâ onları bu din üzerinde toplayıp birleştirirse, senin işin daha kolay olacak " dediler.
Bu altı kişi gerçekten inanmış, Allahü teâlânın peygamberini kabul ve tasdik etmişlerdi. Yurtlarına dönmek için, Peygamberimizden izin alıp ayrıldılar. Yeni Müslüman olan bu altı kişi şunlardı:
Ukbe bin Amir, Es'ad bin Zürare, Avf bin Haris, Rafi' bin Malik, Kutbe bin Amir, Cabir bin Abdullah radıyallahü anhüm