ki azılı düşman
Böylesi görülmemiş... Bunca eza altında, hidayet yolundan dönen, dayanamayan, şüpheye ve kaygıya düşen, iman duygusu gölgelenen, küfre tekrar dönen tek kişi yoktur Eshab-ı kiramdan.
Eshabının böylesine bağlığının, sadakatinin yanında nasipsiz düşmanları da aksine düşmanlıklarını günbegün şiddetlendirerek artırmaktalar. Bunların başında da Ebu Cehil gelmekte. Diğer bir nasipsiz de Kainatın efendisinin en yakın akrabası Ebu Leheb...
Hadis imamlarımızdan, İmam-ı Ahmed, Beyheki, Taberani ve İbn-i İshak'ın bildirdiklerine göre, Rebia bin Abbad şöyle anlatır:
Genç idim. Babamla beraber Mina'ya gitmiştik. Resul aleyhisselam, Arab kabilelerinin kondukları yere vardı;
"Ey filan oğulları! Taptığınız şu putları atarak, Allahü teâlâya hiç bir ortak koşmadan ibadet etmenizi, bana inanıp beni tasdik etmenizi, Hak teâlâ tarafından gönderilmiş olduğum vazifeyi açıklayıp yerine getirinceye kadar beni korumanızı size emreden Allahü teâlânın resulüyüm!.." buyurdu.
Peşi sıra giden şaşı gözlü, örgülü saçlı bir adam da;
"Ey filan oğulları! Bu sizi; putlarımız Lat ve Uzza'ya tapmaktan men edip, kendisinin uydurduğu bir dine davet ediyor!.. Sakınınız!.. O'nu dinlemeyiniz ve O'na itaat etmeyiniz!.." diyordu.
Ben babama;
- Bu zatı takib eden kimdir? diye sordum. Babam;
- Amcası Ebu Leheb'dir, dedi.
Tarık bin Abdullah da şöyle anlatır:
Resul aleyhisselamı Zülmecaz Panayırı'nda görmüştüm. İnsanların duyması için, yüksek sesle;
- Ey insanlar! "La ilahe illallah (Allahü teâlâdan başka ilah yoktur)" deyiniz de kurtulunuz, buyurarak sesleniyordu.
O'nu takib eden bir kimse de eline geçirdiği taşları ayaklarına atarak;
- Ey cemaat! İnanmayınız!.. O'ndan sakınınız! Çünkü O yalancıdır!.. diyordu.
Öyle ki, değen taşlar mübarek ayaklarını kanatmıştı da, O hala yılmadan, yorulmadan davetine devam ediyordu.
- Bu genç kimdir? diye sordular. Birisi;
- Abdülmuttalib oğullarından bir gençtir, cevabını verdi.
- Taş atan kim? diye sorduklarında;
- Amcası Ebu Leheb, dedi.
Müdrik bin Münib anlatır:
Babamla Mina'ya gelip konaklamıştık. Bir toplulukla karşılaştık. Bir kimse onlara; "Ey insanlar! "La ilahe illallah" deyiniz de kurtulunuz" buyuruyordu.
Etrafındaki insanlardan bazıları O'nun, o güzel yüzüne tükürüyor, bazıları başına toprak saçıyor, bazıları da küfredip çeşitli hakaretlerde bulunuyordu.
Bu hal öğleye kadar devam etti. Bu sırada bir kız çocuğu elinde su kabı ile oraya geldi. O'nu o halde görünce ağlamaya başladı. O kimse, su içtikten sonra kıza dönüp;
- Ey kızım! Baban hakkında; tuzağa düşürülüp öldürülecek, zillete uğrayacak diye korkma! buyurdu.
Orada bulunanlara "Bu zat kimdir?" diye sorduk:
- Bu, Abdülmuttalib oğullarından Muhammed'dir, yanındaki de kızı Zeyneb'dir, dediler.