nları size teslim etmem
Mekkeli müşriklerin elçileri olan gerek Amr bin As, gerekse Abdullah bin Ebi Rebia'nın en çok arzu ettikleri şey, Hükümdar Necaşi'nin arzularına uygun hareket etmesiydi...
Bu arada elçilerin rüşvet verdikleri patrikleri söz alıp, müşriklere destek verdiler:
- Elçiler çok doğru söylediler. Bunların milletleri, onlarla daha iyi meşgul olabilir, onların neyi beğenip beğenmediklerini daha iyi takdir ederler. Onun için siz bu adamları teslim ediniz de, bunlar onları memleketlerine ve milletlerine götürsünler.
Melik Necaşi bu sözlere çok kızdı:
- Hayır! Ben bu adamları dinlemeden teslim etmem... Bana iltica eden, memleketime gelen adamlara hıyanet edemem. Bunlar, beni başkasına tercih etmiş ve benim ülkeme gelmişlerdir. Onun için, gelen muhacirleri sarayıma davet eder, onlara bu adamların söyledikleri sözlere karşı ne diyeceklerini sorar, cevaplarını dinlerim. Eğer muhacirler, bunların dedikleri gibi iseler, onları gelenlere verip, kendi milletlerine iade ederim. Öyle değilse onları korur, üklemde kaldıkça iyilik ederim...
Olayın seyri böylece Müslümanların tarafına dönmüş oldu...
Hükümdar Necaşi, boş insan değildi. Daha önceleri semavi kitapları incelemişti. Muhammed aleyhisselamın gelme zamanının yakın olduğunu, kavminin O'na yalancı deyip inanmayacaklarını ve Mekke'den çıkaracaklarını biliyordu.
Necaşi, Mekkeli elçilere sordu:
- İnandıkları kimdir?
-Muhammed'dir.
- O'nun dini ve mezhebi nedir ve neye davet eder?
- O'nun mezhebi yoktur.
- Mezhebini ve dinini bilmediğim, bana sığınan bir topluluğu nasıl teslim ederim? Meclis kuralım. Onları da getirelim. Sizlerle yüzleştirelim. Hepinizin durumu belli olsun. Onların da dinini bileyim...
Necaşi, Müslümanları saraya davet etti. Huzura girerken selam verdiler secde de etmediler. Necaşi onlara sordu:
- Neden secde etmediniz?
- Biz, Allahü teâlâdan başkasına secde etmeyiz. Peygamber efendimiz bizi, Allahü teâlâdan başkasına secde etmekten men edip; "Secde, yalnız Allahü teâlâya mahsustur" buyurdu.
- Ey huzuruma getirilmiş olan topluluk! Bana söyleyiniz. Ülkeme ne için geldiniz? Haliniz nedir?
Hz. Ca'fer cevap verdi:
- Ey Hükümdar! Ben önce üç soru soracağım. Sorularıma doğru cevap versinler... Biz, yakalanıp efendilerimize iade edilecek köleler miyiz?
- Hayır! Sizler köle değil, hürsünüz.
- Acaba biz haksız yere bir kimsenin kanını mı döktük de, kanı dükülenlere iade edileceğiz
- Hayır, bir damla bile kan dökmediniz.
- Başkasının mallarından haksız yere aldığımız, üzerimizde ödemekle mükellef olduğumuz mallar mı vardı?
- Hayır.
Bu sözler üzerine Necaşi dayanamayıp elçilere sordu:
- O halde siz bunlardan ne istiyorsunuz?
- Onlar ile biz, bir dinde ve bir yolda idik. Onlar, bunları bıraktılar. Muhammed'e ve dinine uydular.