abeşistan'a ikinci hicret
Habeşistan'daki Müslümanlara, "Müslümanlar müşriklerle anlaşma yapmışlar!" diye yanlış bir haber geldi... Bu sebeple muhacirler, Habeş hükümdarından izin alarak Mekke'ye geri döndüler...
Peygamber efendimizin huzuruna gelip, Habeşistan'da çok rahat ettiklerini uzun uzun anlatıp, hükümdardan memnuniyetlerini bildirdiler... Fakat Mekke'ye gelince, müşrikler yine eza ve cefaya başladılar. Zulümleri gittikçe arttı. Her türlü işkenceyi hiç çekinmeden yapıyorlardı...
Bir gün hazret-i Osman, Resulullaha gelip tekrar Habeşistan'a gitmeleri için izin istedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz buyurdu ki:
-Tekrar Habeşistan'a dönün ki, Allahü teâlânın ismiyle mahfuz olasınız!
- Ya Resulallah! Eğer siz, orayı teşrif etseniz, onlar belki Müslüman olurlar. Ehl-i kitap olduklarından, çabuk İslâm'a gelirler ve yardımlarını esirgemezler.
- Ben, huzur ve rahata memur olmadım. Hicret hususunda Allahü teâlânın emr-i şerifini bekliyorum. Nasıl emrolunur ise öyle amel ederim!..
Yüzbir kişilik bir kafile ikinci defa Habeşistan'a doğru yola çıktı. Bu kafilenin başına, Ca'fer bin Ebi Talib hazretleri tayin edilmişti. Sağ salim Necaşi'nin ülkesine vardılar.
Mekkeli müşrikler bu durumdan haberdar olunca, Habeşistan hükümdarına iki elçi göndermeye karar verdiler. Necaşi'ye son derece kıymetli hediyeler hazırlardılar. Necaşi'nin çok sevdiği çokça Mekke meşini (deri) hazırlandı. Necaşi'nin din adamlarına, devlet erkanına hediyeler ayrıldı. Bu işe, Abdullah bin Ebi Rebia ile Amr bin As vazifelendirildi. Bu iki elçiye, Necaşi'nin huzurunda neler söyleyecekleri öğretildi. Onlara;
"Hükümdar ile konuşmadan evvel, onun patriklerine ve kumandanlarının her birine hediyelerini veriniz. Sonra Necaşi'ninkini takdim ediniz. Bu işi yaptıktan sonra, oradaki Müslümanların size teslimini isteyiniz. Necaşi'nin Müslümanlar ile görüşüp konuşmasına meydan vermeyiniz" denildi.
Elçiler, Habeşistan'a geldiler. Devlet erkanını görüp hediyelerini verdikten sonra, her birine;
"İçimizde bir takım insanlar türedi. Bunlar, bizim ve sizin bilmediğimiz yeni bir din uydurdular. Bu gelenleri, kendi yurtlarına geri götürmek istiyoruz. Hükümdarınızla, onlar hakkında görüştüğünüz zaman, gelenlerle görüşülmeden bize teslim edilmelerini temin için çalışınız. Bu kimselerle en çok meşgul olabilecek olanlar, onların, öz ana-babaları ve komşularıdır. Onlar, bunları gayet iyi bilirler" dediler.
Patrikler, bu teklifi kabul ettiler. Sonra da Necaşi hediyeleri kabul edip, onları davet ederek bir müddet görüştü. Elçiler, Necaşi'ye maksatlarını sinsice anlattılar:
"Ey Melik! İçimizden bir takım kimseler sizin memleketinize iltica etmişlerdir. Bu gelenler, kendi milletlerinin dinini terkettikleri gibi, sizin dininize de girmemişlerdir. Kendi kafalarına uygun, uydurma bir dinleri vardır. Ne biz, ne de siz, bu dini bilmiyoruz. Bizi size, bunların mensup oldukları milletin eşrafı gönderdi. Bu eşraf, sizin memleketinize iltica eden adamların babaları ve kendi öz akrabalarıdır. İstekleri, gelenlerin iade edilmesidir. Çünkü onlar, bunların hallerini daha yakından bilir."