abeşistana hicret
Resulullah efendimizin Peygamberliğini ilan edişinin beşinci yılı... Müşriklerin işkencelerine rağmen, Müslümanların sayısı artmaya devam ediyor... Fakat müşrikler de işkencelerini günden güne artırıyor; ellerinden geleni yapıyorlar...
Efendimiz, Eshabının tarihte bir benzeri az görülen dayanılmaz işkencelere uğramasına, ayaklarından iplerle develere bağlanıp, aksi istikametlere doğru çekilerek parçalatılmasına çok üzülüyordu.
Bu işkencelerin, her geçen gün daha da şiddetlenmesine, merhamet dolu kalbi, tahammül edemiyordu artık...
Bir gün Eshabını topladı:
- Ey Eshabım! Şimdi yeryüzüne dağılınız. Allahü teâlâ, yakında sizi yine bir araya toplar! buyurdu. Onlar da;
- Ya Resulallah! Nereye gidelim? diye sual ettiler.
Mübarek eliyle işaret ederek, Habeş ülkesini gösterdi:
İşte oraya! Habeş toprağına gidiniz! Çünkü orada, yanındakilerin hiçbirine zulmedilmeyen bir hükümdar vardır. Hem orası bir doğruluk ülkesidir. Allahü teâlâ, içinde bulunduğunuz sıkıntılardan bir çıkış ve kurtuluş yolu açıncaya kadar, siz, orada bulununuz! buyurdu.
Server-i alem efendimiz, böylece Eshabının işkencelerden kurtulmasına ve Mekkeli müşriklere karşı mücadelesini tek başına sürdürmeye karar vermişti.
Doğduğu vakit, "Ümmetim! Ümmetim!" diyen sevgili Peygamberimiz, şimdi de, Eshabının kurtuluşu için, kendisini feda ediyordu.
O'nun bu müsaadesi üzerine, Eshab-ı kiramdan bir kısmı, vatanlarından ayrılarak hicret ediyorlardı!.. Fakat sevgili Peygamberimizden ayrıldıkları için, üzüntüleri de pek fazla idi.
Bu ilk hicrete katılanlar arasında:
Hazret-i Osman ve hanımı hazret-i Rukayye binti Resulullah, Ebu Huzeyfe ile hanımı Sehle binti Süheyl, Zübeyr bin Avvam, Mus'ab bin Umeyr, Abdurrahman bin Avf, Ebu Seleme bin Abdülesed ile hanımı, Ümmü Seleme, Hatib bin Amr, Amir bir Rebia ve hanımı Leyla binti Ebi Hasme, Osman bin Maz'un, Ebu Sebre bin Ebi Rühm ile hanımı Ümmü Gülsüm binti Süheyl, Süheyl bin Beyda, Abdullah bin Mes'ud "radıyallahü anhüm" vardı.
Peygamber efendimiz, hazret-i Osman için;
"Şüphesiz ki, Osman, Lut peygamberden sonra zevcesiyle birlikte hicret eden ilk kimsedir" buyurdu.
Eshab-ı kiramın bir kısmı binekli, bir kısmı yaya olarak, gizlice Mekke'den ayrıldılar. Tüccarlara ücretini vererek, gemilerle Kızıldeniz'den Habeşistan sahiline ulaştılar.
Müşrikler bunu haber alıp, peşlerine düştülerse de, gayretleri boşa gidip, perişan bir şekilde geri döndüler.
Habeş hükümdarı Necaşi, Müslümanlara iyi davrandı. Ülkesine yerleştirdi. Eshab-ı kiram, Habeşistan için;
"Biz burada iyi bir komşuluk ve himaye gördük. Dinimize dokunulmadı, incitilmedik. Hoşlanmadığımız bir söz de duymadık. Huzur içinde, Allahü teâlâya ibadet ettik" dediler.
Müşrikler, hicret eden Eshab-ı kiramın, Habeşistan'a sığınmalarından endişelenip, telaşa kapıldılar. Krala hediyeler gönderip sığınanları geri vermesini istediler. Fakat gayretleri boşa çıktı...