emirden gömlek
Müşriklerin en çok işkence ettiklerinden biri de Habbab bin Eret hazretleridir. Çünkü o kimsesizdi... Ümmü Enmar adlı müşrik bir kadının kölesi idi. Onu koruyacak bir akrabası olmadığı için, müşrikler toplanırlar, mübarek vücudunu soyup, üzerini dikenlerle tararlardı.
Bazan da çıplak vücuduna demirden gömlek giydirip, güneş altında bekletirlerdi. Güneşte veya ateşte ısıttıkları taşları çıplak vücuduna bastırırlar;
- Dininden dön! Lat ve Uzza'ya tap! derler, Habbab da imanında ısrar eder;
- La ilahe ilallah, Muhammedün resulullah, diyerek onlara karşı koyardı.
Müşrikler, bir gün toplanıp bir meydanda ateş yaktılar. Hazret-i Habbab'ı bağlayıp, getirdiler. Soyarak, ateşin üzerine yatırdılar. Ya dininden döndürecekler veya ateşte yakacaklardı. Ateşin ortasına sırt üstü yatırılan hazret-i Habbab;"Allahım! Halimi görüyor, durumumu biliyorsun. Kalbimdeki imanı sabit et, büyük bir sabır ihsan eyle!" diye dua ediyordu.
Müşriklerden biri ayağıyla Habbab'ın göğsüne bastı. Fakat onlar, Allahü teâlânın inananları koruduğunu bilmiyorlardı. Yıllar sonra bu hadiseyi Habbab'a sorduklarında, sırtını açıp yanık izlerini göstererek;"O ateşi ancak benim etim söndürmüştü" dedi.
Hazret-i Habbab'a dışarıda böyle işkence ederlerken, sahibi Ümmü Enmar da, dininden döndürmek için ateşte demiri kızartır ve başına basarak dağlardı. O, dini için bütün bu acılara katlanır, teklif ettiklerini yerine getirmez ve imanından dönmezdi.
Bir gün hazret-i Habbab, sevgili Peygamberimizin huzurlarına çıktı ve;
- Ya Resulallah! Müşrikler dışarda beni gördükleri yerde ateşte yakıyorlar. Evde, sahibim Ümmü Enmar da kızartılmış demirle başımı dağlıyor. Duanızı istirham ediyorum! dedi.
Sonra sırtındaki ve başındaki yanıkları gösterdi. Peygamber efendimiz, bu haline çok acıdı. Dininden dönmemek için çektiği ıstıraba, yapılan zulme dayanamadı ve;
- Ya Rabbi! Habbab'a yardım et! diyerek duada bulundu.
Cenab-ı Hak, Resulünün duasını anında kabul buyurdu ve Ümmü Enmar'ın başına şiddetli bir ağrı verdi. Ümmü Enmar, başının ağrısından sabahlara kadar inlerdi...
Çare olarak ateşte kızdırılmış bir demirle başının dağlanmasını söylediler. Sonunda Habbab'ı çağırarak, demir çubuğu ateşte kızartmasını ve başını dağlamasını emretti... Habbab da demirle onun başını dağlardı...
Fakat eziyet ve işkenceler de dayanılmaz halde devam ediyordu. Olup bitenleri Kainatın efendisine arzedip;
- Ya Resulallah! Çektiğimiz işkencelerden kurtulmamız için, dua buyurur musunuz? dedi.
Bunun üzerine Resulullah efendimiz;
- Sizden önceki ümmetler içinde öyle kimseler vardı ki, demir tarakla derileri, etleri soyulup kazınırdı da, bu işkence yine onları dininden döndüremezdi. Testere ile tepesinden ikiye bölünürdü de, yine bu işkenceler onları dinlerinden geri çeviremezdi. Allahü teâlâ elbette bu dini tamamlayacaktır. Bütün dinlerden üstün kılacaktır. Fakat, siz acele ediyorsunuz, buyurdular ve sırtını okşayıp dua ettiler.
Resulullahın ruhlara gıda ve şifa olan bu latif sözleri, Habbab'ın acılarını dindirmişti...